9. Ceza Dairesi 2023/6338 E. , 2023/7461 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/229 E., 2014/102 K. ŞİKAYETÇİ : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 s…
**9. Ceza Dairesi 2023/6338 E. , 2023/7461 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/229 E., 2014/102 K. ŞİKAYETÇİ : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı SUÇLAR : Reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılan mağdurenin suç tarihinde 03.02.2011 tarihli koruma altına alınma kararı doğrultusunda Bakanlığa bağlı yurtta kaldığı anlaşıldığından, gerekçeli kararın tebliği üzerine sanıktan şikayetçi olan ve davaya katılmak talebinde bulunan Bakanlığın, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekili Av. ...’ün ise katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 2012/20199 Esas sayılı iddianame ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2014 tarihli ve 2012/229 Esas, 2014/102 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.10.2017 ve 04.05.2023 tarihli reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan kurulan hüküm yönünden onama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan takdiri indirim uygulanmadan ceza verilmesi gerekirken suç vasfının değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğuna, verilen beraat hükmünün de hatalı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Sanığın katılan mağdurenin on sekiz yaşından küçük olduğunu bilmediğine, kasıt yokluğundan beraatine karar verilmesi istemine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Mahkemece iddia, savunma, doktor raporları ve tüm dosya kapsamına göre, katılan mağdurenin Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezinde kalmakta iken yurttan sık sık kaçarak arkadaşlarının bulunduğu Esenyurt İlçesine gittiği, burada arkadaş ortamında sanık ile tanıştığı, sanıkla tanıştıktan sonra aralarında duygusal ilişki başladığı, kendi rızası ile sanığa ait evde kalmaya başladığı, daha sonra suç tarihinde yine rızasıyla sanıkla başka bir eve giderek sanıkla cinsel ilişkide bulunduğu, akabinde sanıkla evlenme kararı aldıkları, katılan mağdurenin olay tarihinde on altı yaşını bitirmiş ve on yedi yaş içerisinde bulunduğu, katılan mağdurenin sanıkla cinsel ilişkiye girdikten ve evlenme kararı aldıktan sonra sanığın evinden kaçarak kaybolduğu, bir süre sonra katılan mağdurenin adet görmemesi ve bulantılarının başlaması sonucunda hamile olduğunu anladığı, yapılan tetkiklerde katılan mağdurenin 15 haftalık gebe olduğunun anlaşıldığı, bunun üzerine katılan mağdurenin ve babasının, katılan mağdureye karşı zorla nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna ilişkin sanık hakkında şikayette bulundukları, katılan mağdurenin cinsel ilişkinin hemen ardından şikayette bulunmak yerine hamile kaldıktan sonra ve gebeliğinin 15 inci haftasında hamilelik psikolojisinin verdiği öfke ve telaşla ayrıca babasından çekinmesi ile sanık hakkında şikayetçi olduğu tespit edilmiş, ancak katılan mağdurenin kaldığı yurttan sık sık kaçarak sanıkla tanışıp ve kendi isteği ile sanıkla birlikte barınması, sanığın katılan mağdureye karşı cebir, şiddet ve tehdit kullanarak cinsel istismarda bulunduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmaması gibi hususlar dikkate alınarak katılan mağdurenin rızasıyla sanıkla cinsel ilişkiye girdiği kabul edilmiş ve sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek katılan mağdureyle duygusal ilişkileri bulunduğunu, yurttan kaçtığını bilmediğini, yaşının on sekizden büyük olduğunu zannettiğini, katılan mağdurenin rızasıyla ve evlenme kararı aldıklarında cinsel ilişkiye girdiklerini savunmuşsa da sanık ile katılan mağdurenin ilişkilerinin bir süre sürdüğünün anlaşıldığı, gerçek yaşını ve katılan mağdurenin yurttan kaçtığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilerek sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya çalıştığına yönelik tamamen inkara yönelik savunması kabule şayan görülmemiştir. 3. Katılan mağdurenin on yedi yaş içerisinde bulunduğu sırada kendi rızasıyla ve isteyerek sanıkla birlikte yaşaması ve cinsel ilişkiye girmesi şeklindeki birlikteliğin hürriyetten yoksun kılma suçunun unsurlarını taşımadığı, sanığın da katılan mağdureye karşı herhangi bir cebir, şiddet ve tehdit uyguladığına dair delil bulunmaması sebebiyle sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan unsurları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Tüm dosya kapsamına göre sanığın, kız yetiştirme yurdunda kalıp yetkililerin bilgisi veya rızası dışında yurdu terk eden on altı yaşındaki katılan mağdureyi cebir, tehdit veya hile olmaksızın yanında tutarak çocuğun kanuni temsilcisi veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeme şeklindeki eyleminin, mevcut haliyle çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturacağı anlaşılmışsa da, anılan suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen cezanın üst sınırı nazara alındığında aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 25.04.2014 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. 3. Anılan nedenle bozma talep eden Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. B. Sanık Hakkında Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın Mahkemece oluşan uygun kabul edilen eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 25.04.2014 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. 3. Bozma-düşme sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.04.2014 tarihli ve 2012/229 Esas, 2014/102 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.