5. Ceza Dairesi 2020/1959 E. , 2023/3651 K. "" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Mahkûmiyet İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/216 sayılı Kararının suçtan zarar gören Hazine vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek…
**5. Ceza Dairesi 2020/1959 E. , 2023/3651 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Mahkûmiyet İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2013 tarihli ve 2013/65 Esas, 2013/216 sayılı Kararının suçtan zarar gören Hazine vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı kabul edilmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1.Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.08.2006 tarihli ve 2006/17310 Soruşturma, 2006/4736 Esas, 2006/297 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.Üsküdar (Kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2007 tarihli ve 2006/173 Esas, 2007/63 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.