8. Hukuk Dairesi 2017/15264 E. , 2018/18158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dâva dilekçesinde, davacıların mazbut vakıf olan ......'ta kurulu ...... Valisi ......... Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı oldukla
**8. Hukuk Dairesi 2017/15264 E. , 2018/18158 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dâva dilekçesinde, davacıların mazbut vakıf olan ......'ta kurulu ...... Valisi ......... Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiş; mahkemece, davacılar ile vakfeden arasında soybağı kurulamadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş, temyiz sonucu (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin davacılar ile vakfeden arasında soybağının kurulduğu, davanın kabulüne karar verilmesi yönündeki bozma ilamı üzerine ise davanın kabulüne dair verilen karar davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir. Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir. 6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 Sayılı HUMK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür. Mahkemece, (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin; "...davaya konu vakıfta batın şartı öngörülmediği..." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamına uymakla davacılar lehine usuli müktesep hak oluştuğu kabul edilse dahi dava konusu vakfa ait 15 Cemaziyelevvel 1168 H.(27 Şubat 1755 M.) tarihli vakfiyede, "... sonra baki kalan galleyi evlâd-ı sulbiyelerınin zükûr ve inâsa ve sair ve kebiri ale's seviye beyninde taksim ve mutasarrıf olup ne'uzu billahi Te'alâ evlâd-ı sulbiyelerinin inkırazından sonra evlâd-ı sulbiyelerinin gerek zükûr gerek inâs ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdları batnen ba'de batnin ve karnen ba'de karnin ebeden ma tenaselu kam-i evvelde bulunanlar vech-i meşruha üzre çiftlik-i mezkûrun mutasarrıfa olup vazifelerden fazla iradını ale's-seviye beynlerinde taksim eyleyüp..." şeklinde düzenlenerek galle fazlası; birinci batındaki vakfedenin evlatlarının ölümünden sonra ikinci, üçüncü ve devam eden batındaki evlatlara kız erkek ayrımı yapılmadan batın şartı (ön kuşakta sağ vakıf evladı varsa sonraki kuşakta bulunan evladın hak sahibi olmaması kuralı) ile bırakıldığı, karnı evvel tabiri ile de (önceki karın) bu ifadenin desteklendiği, bu sebeple (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli ve 2015/4177-7694 sayılı bozma ilamında vakfiyede galle fazlası için batın şartı öngörülmediği yönündeki bozma, maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmakla bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.' Dava, davacıların dava konusu mazbut vakfın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespiti istemine ilişkindir. 5737 Sayılı ...... Yasası’nın 3. maddesine göre mazbut ......, bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...... Genel Müdürlüğü) yönetilecek ve temsil edilecek ...... ile mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 Sayılı ...... Kanunu gereğince ...... Genel Müdürlüğünce yönetilen ...... olarak tanımlanmıştır. ...... Kanunu ve ...... Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak ......da vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, ......da evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Galle fazlası evlada bırakılan bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (......Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacılar ile vakfeden arasında usulüne uygun soybağının kurulduğu, galle fazlası için ise dava konusu vakfa ait 15 Cemaziyelevvel 1168 H.(27 Şubat 1755 M.) tarihli vakfiyede, birinci batındaki vakfedenin evlatlarının ölümünden sonra evlatların kız erkek ayrımı yapılmadan batın şartı (ön kuşakta sağ vakıf evladı varsa sonraki kuşakta bulunan evladın hak sahibi olmaması kuralı) ile evlada bırakıldığı karnı evvel tabiri ile de (önceki karın) bu ifadenin desteklendiği buna göre davacıların halası......'ın yaşadığı ve ön batında yer aldığı, yine Fatma Şehriyar ile aynı batında yer alan vakıf evladı olan ......'nında sağ olduğu dikkate alınarak, davacıların sadece vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduklarının tespitine de karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.