3. Hukuk Dairesi 2015/5220 E. , 2016/5226 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki Tüketici Hakem Heyeti Kararının İptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; mahkemece ek kararda temyiz isteminin reddine karar verilmiş, red kararı asıl hükümle birlikte davacı vekilince temyiz edilmiş; temyiz dilekçesinin kabulüne karar ver…
**3. Hukuk Dairesi 2015/5220 E. , 2016/5226 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki Tüketici Hakem Heyeti Kararının İptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; mahkemece ek kararda temyiz isteminin reddine karar verilmiş, red kararı asıl hükümle birlikte davacı vekilince temyiz edilmiş; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; elektrik abonesi olan davalıdan tahsil edilen kayıp/kaçak bedelinin iadesine yönelik olarak verilen,.. Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'nın 11.05.2012 tarih ve 370 no.lu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davanın, kayıp-kaçak bedelinin tüketici aboneye iadesine ilişkin Tüketici Hakem Heyeti Kararına itiraz (iptal) davası olduğu, faturada belirtilen kayıp-kaçak bedelinin kaçak elektrik kullanmayan tüketiciye yansıtılması ve enerji nakil sırasında meydana gelen kaybın tüketiciden tahsil edilmesinin haksız şart sayıldığı gibi hem tarife belirlenirken hem de belirlenen tarife üzerinden alınması açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, adaletle bağdaşmayacağı, dava değeri ve usul ekonomisi de nazara alınarak ayrıca rapor aldırılmasına gerek görülmeyerek, davanın basit yargılama usulüne tabi olup 6100 sayılı HMK’nın 320/1. maddesi uyarınca mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verilebileceği gerekçesiyle davacı ... şirketinin davasının reddine karar vermiştir. İşbu kararın davacı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine, esas kararın, dava değerinin karar tarihi itibarıyla HUMK’nun 426/A ve 4077 sayılı Yasanın 22/5. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı içinde kaldığından, temyiz kabiliyeti olmadığından davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, temyiz talebinin reddine yönelik ek karar da süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.- Hemen belirtmek gerekir ki; kayıp-kaçak bedelinin başvuru tarihinden sonraki faturaların düzenlenme biçimine de etkisi olacağını, başka bir deyişle kararın ileriye yönelik uygulaması bulunduğu ve bu yöndeki talebin de devamlılık arz eden bir isteme ilişkin olduğu, yine kayıp kaçak vs. bedellerinin alınması uygulaması nedeniyle eldeki dosyada tek bir abone uyuşmazlığı yargıya taşımış olmasına karşın, ortada tüm aboneleri ilgilendiren toplu bir uyuşmazlığın bulunduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Dolayısıyla dava konusu istemin ve yerel mahkemece verilen kararın kesinlik sınırının dışında kaldığı da açık ve belirgindir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 13/05/2009 tarih ve 2009/13-122 E, 2009/189 K., 13/10/2010 tarih 2010/13-406 E. -2010/503 K. sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir.