Başvuru, özel parselasyon sonucu yol olarak terk edilen taşınmaza kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, özel parselasyon sonucu yol olarak terk edilen taşınmaza kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 30/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Bursa'nın Osmangazi ilçesi Soğanlı köyünde bulunan 118 ve 124 parsel numaralı taşınmazlar tapuda N.S. isimli kişi adına kayıtlı iken bu kişi tarafından iki taşınmaz birleştirilerek özel parselasyon işlemi yaptırılmıştır. Tapu kaydına göre başvurucuların murisi S.S. 118 parsel numaralı taşınmazın 108/7430 hissesini 28/8/1980 tarihinde resmî satış yoluyla edinmiştir. Bu taşınmaza ilişkin tapu kaydında murisin payının tamamının yola terk edildiği şerhi bulunmaktadır. Ancak bireysel başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasından bu şerhin hangi tarihte konulduğu anlaşılamamaktadır. 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un maddesinin (b) bendi uyarınca 1987 yılında kadastro müdürlüğünce imar uygulaması yapılmıştır. Başvuru formu ekinde yer alan tapu ve fen memurları ile bilirkişiler tarafından imzalanan ''Tutanaktır'' başlıklı tarihsiz belgede, başvurucuların murisine ait hissenin özel parselasyon işleminde yola terk edilen hisselerden olması nedeniyle bu imar uygulaması kapsamında resen terkin edildiği belirtilmiştir. Başvurucu Nazlı Sabırlı, murisinin satın aldığı taşınmaz hissesine karşılık gelen kısmın yukarıda belirtilen imar uygulaması ile yola terk edildiği, yol olarak terkin edilen bu kısma tazminat ödenmeksizin fiilen de el konulduğunu belirterek 7/11/2008 tarihinde Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Diğer başvurucular da aynı Mahkemede 5/3/2009 tarihinde kamulaştırmasız el atma davası açmışlardır. Her iki dava birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme 27/1/2011 tarihinde davanın kabulüne karar vermiş ve başvurucular lehine 000 TL tazminata hükmetmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 23/3/2012 tarihinde hükmü bozmuştur. Kararda 2981 sayılı Kanun'un maddesinin (b) bendi uyarınca yapılan imar uygulaması sonucu oluşan parsellerde başvurucuların murisinin adının bulunmadığı vurgulanmıştır. Diğer taraftan taşınmazın özel parselasyon yapılarak birçok kişiye satıldığı iddiasının söz konusu satışların ne şekilde yapıldığı, zeminde fiilen alıcılara yer gösterilerek bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, bu işlemler sırasında fiilen yola terklerin olup olmadığı, murise ait payın yol olarak bırakılan kısma mı yoksa özel parsele mi girdiği hususlarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Mahallinde yapılan keşifte tanıklar dinlenmiştir. Keşfe katılan fen bilirkişisinin 22/10/2012 tarihli raporunda şu hususlara değinilmiştir;i. Özel parselasyona dayalı satışların yer gösterilerek yapıldığı, bu taşınmazdan pay alan hissedarların da yapılaşmada kendi hisselerini aşmadıkları belirtilmiştir.ii. Başvurucuların murisine de özel parsel olarak ayrılan kısımdan yer satıldığı, satış sırasında yer gösterildiği ancak bu hisseye bina yapılmadığı ifade edilmiştir.iii. Sonuç olarak özel parselasyon sonucu oluşan sokakların satıcıya kalan hisselerden terk edildiği davaya konu taşınmaz hissesinin yola terk edilen kısımda olmadığı kanaatine varıldığı vurgulanmıştır. Mahkeme 11/12/2012 tarihinde bilirkişi raporunda belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar vermiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay Hukuk Dairesince 26/6/2014 tarihinde bozulmuştur. Kararda, özel parselasyon sonucu oluşan özel kullanımda kalan parsellerden birinin başvurucuların murisine satıldığı iddiasına ilişkin fen bilirkişisinin soyut beyanları dışında somut bir bilgi ya da belgenin dosyada olmadığı vurgulanmıştır. Diğer taraftan kök taşınmaz 118 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında da murisin payının tamamen yola terk edildiğine dair şerhin mevcut olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yolun 2981 sayılı Kanun'un maddesinin (b) bendi uyarınca resen terkin edilmiş olduğu ve4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun maddesi hükmü uyarınca bu yer için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı, bu nedenle davanın reddi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucuların karar düzeltme istemleri de 16/12/2014 tarihinde aynı Daire tarafından reddedilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve bozma kararında belirtilen gerekçelerle başvurucuların davasının reddine 2/4/2015 tarihinde karar verilmiştir. Başvurucular tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesince 15/9/2015 tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemi Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/5/2017 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir. Nihai karar 1/6/2017 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 30/6/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 2981 sayılı Kanun'un maddesinin (b) bendinin ilgili kısmı şöyledir:''...Bu tespit sırasında özel parselasyon planında görülen veya hisseli satışlar sonucu fiilen oluşan yol, meydan, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha vs hizmetlere ayrılan yerler ile bunlara ilişkin hisseler bedelsiz olarak resen tapudan terkin; okul, ibadet yeri ve benzer kamu hizmetlerine ayrılan yerler ise, bedelsiz olarak ilgili idareler adına tespit ve tescil edilir...'' 2942 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.'' 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.'' 4721 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.'' 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur.'' 6098 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa, satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş sayılır ve alıcı satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir: Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünlerin değeri indirilerek, ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesini. Satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderleri. Davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek olanlar dışında kalan bütün yargılama giderleri ile yargılama dışındaki giderleri. Satılanın tamamen elinden alınması yüzünden doğrudan doğruya uğradığı diğer zararları.Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının satılanın elinden alınması yüzünden uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle yükümlüdür.''