11. Ceza Dairesi 2011/6416 E. , 2013/3700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura kullanmak, defter ve belge gizlemek HÜKÜM : 1-2003 yılında işlendiği iddia edilen suç yönünden; beraat kararı. 2-2002 yılında işlendiği iddia edilen suç yönünden; 213 sayılı VUK Yasası 359/b-1, 765 sayılı TCK.nun 80, 59. maddeleri gereğince 17 ay 15 gün hapis cezası 3-213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 765 sayılı TCK. 59. maddeleri gereğince 15 ay hapis cezası I)Katılan vekilinin “2003 takvi
**11. Ceza Dairesi 2011/6416 E. , 2013/3700 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura kullanmak, defter ve belge gizlemek HÜKÜM : 1-2003 yılında işlendiği iddia edilen suç yönünden; beraat kararı. 2-2002 yılında işlendiği iddia edilen suç yönünden; 213 sayılı VUK Yasası 359/b-1, 765 sayılı TCK.nun 80, 59. maddeleri gereğince 17 ay 15 gün hapis cezası 3-213 sayılı VUK.nun 359/a-2, 765 sayılı TCK. 59. maddeleri gereğince 15 ay hapis cezası I)Katılan vekilinin “2003 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçundan kurulan beraat, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının “2002 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2002 ve 2003 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekili,sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, II) Sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının “defter ve belge gizlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Sanığa defter ve belge ibrazına ilişkin yazının ikamet adresinde 29.09.2007 tarihinde tebliği üzerine defter ve belgelerini ibraz etmekle birlikte sahteliği iddia olunan belgeleri ibraz etmediği ve 05.11.2007 tarihinde vergi denetmenine verdiği ifadesinde, şirketin 2005 yılından beri gayrifaal olduğunu, istenen belgeleri aradıklarını, bulamadıklarını bu nedenle ibraz edemediklerini beyan etmesi karşısında,usulüne uygun tebligat aranmayacağından tebliğnamedeki bu hususa ilişen bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere ve dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak: 1-Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 ve 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış ve defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; 2002 takvim yılına ilişkin alış belgelerinin vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmeyen sanık hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarında somut bir zarara yer verilmediği, ancak defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden dolayı, katma değer vergisi beyanları yeniden hesaplanmak suretiyle, bu vergiler tarh edilerek, bunlara bağlı bir kısım cezalara hükmedildiği, bir başka ifade ile tarh edilen bu vergi ve cezaların eylemden doğan zarar niteliğinde bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Şu halde sanığın vaki eylemi nedeniyle CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı, adli sicil kaydında yer alan 3167 sayılı Kanunun 13/1. maddesinde düzenlenen çek defterini geri vermeme fiilinden mahkumiyetine ilişkin eylemlerinin 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile suç olmaktan çıkarılmış olduğu gözetilmeden, sanığın kamu zararını karşılamadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde CMK’nun 231. maddesinin ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2-15.10.2007 suç tarihinde yürürlükte bulunmayan 765 sayılı TCK.nun 59. maddesi uygulanmak suretiyle takdiri indirim yapılması, 3- Suç tarihinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması, Yasaya aykırı, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.