10. Hukuk Dairesi 2016/7835 E. , 2016/9967 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hak sahibi sıfatıyla davalıya ödenen ölüm aylığının, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kesilmesi sonucu yapılan yersiz ödemelerin, yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla do…
**10. Hukuk Dairesi 2016/7835 E. , 2016/9967 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hak sahibi sıfatıyla davalıya ödenen ölüm aylığının, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kesilmesi sonucu yapılan yersiz ödemelerin, yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Hakkında verilen boşanma kararı 26.01.1998 tarihinde kesinleşen davalıya, babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle kesildiği, davacı Kurumca, davalıya 01.10.2008-22.03.2013 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların yasal faizleriyle tahsilinin talep edildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin 2. fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. İnceleme konusu davada; öncelikle, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulan ... ile ... isimli tanıkların, mahkeme huzurunda vermiş oldukları beyanları ile müfettiş raporunda vermiş oldukları imzalı ifadeleri arasındaki belirgin çelişki açıkça ve yan deliller ile desteklenerek giderilmeli; uyuşmazlık konusu 01.10.2008-22.03.2013 tarihleri arasındaki dönemi kapsar mahiyette boşanan eşlerin kayıtlı oldukları yerde görev yapmış/yapmakta olan, muhtar ile resen tespit edilecek kişilerden (komşular vb.) kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından istenilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, davacı ve eski eşi adına uyuşmazlık dönemi içeren banka kayıtlarının hangi adreste tesis edildiği saptanmalı, davalının 26.01.1998 tarihinde boşandığı eşiyle 31.01.2014 tarihinde yeniden evlendiği de göz önünde bulundurularak, “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.