8. Hukuk Dairesi 2019/5090 E. , 2021/3391 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi-Tazminat Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, birleşen 2010/60 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2012/41 Esas sayılı dosyada; 144 ada 4 parsel yönünden davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1,ı maddesi uyarınca usulden reddine, 143 ada 18 parsel yönünden davanın sübut bulmaması nedeniyle esastan r…
**8. Hukuk Dairesi 2019/5090 E. , 2021/3391 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi-Tazminat Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, birleşen 2010/60 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2012/41 Esas sayılı dosyada; 144 ada 4 parsel yönünden davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1,ı maddesi uyarınca usulden reddine, 143 ada 18 parsel yönünden davanın sübut bulmaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı yan; ... İlçesi ... Beldesinde bulunan 144 ada 4 ve 143 ada 24 numaralı parsellerin kendi adına kayıtlı olduğunu, bölgede yapılan Devlet Karayolu çalışmaları esnasında gayrimenkuller arasından akmakta olan Akçaova deresinin yol molozları ve artıkları ile doldurulması sonucunda yatağın değişerek kendisine ait tapulu yerine doğru geldiğini, ayrıca ırmağın karşı tarafında bulunan ese bükü denilen ırmağın 2. kolu olduğunu, davalıların ırmağın bu kolunu iptal ederek doldurduklarını ve servis yolu olarak kullanıldığını ancak daha sonra açmadıklarını, ırmağın kendisinin yerindeki bütün bahçelerini ve toprağını alıp götürdüğünü ve halen de götürmeye devam ettiğini, bu nedenlerle şirketler ortaklığının Karayolları çalışmaları esnasında dere yatağının doldurulması sonucu da oluşan zarar nedeniyle vaki elatmanın önlenmesine dere taşması sonucunda meydana gelen heyelanın önlenmesi için istinat duvarı yaptırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı yan, birleşen 2010/60 Esas sayılı dava dosyası ile davalılar... Şirketi ile Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açtığı dava ile dava konusu 144 ada 4 parsel, sayılı taşınmazın 1616 m2'sine verilen zarara ilişkin olarak 2011/6 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespite göre belirlenen; taşınmazdan fındık, kivi-mısır geliri olarak elde edemediği geliri zarar olarak ayrıca ırmağın alıp götürdüğü taşınmaz bölümlerin değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı yan, birleşen 2012/41 Esas sayılı dava dosyasında, davalılar aleyhine dava konusu 143 ada 18 parsel ve 144 ada 24 parsel sayılı taşınmazlara verilen zarara ilişkin olarak tazminat davası açmış ve 2011/12 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespite göre belirlenen zararın yasal faiziyle tahsiline ve taşınmazlardan elde edilebilecek 10 yıllık ürün miktarının tespiti ile davalı ... Şirketinden tahsilini talep etmiştir. Davalı NYT Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmalar tarafından yapılan yol çalışmasının tamamlanarak tesliminin yapılmasından bu yana yaklaşık 3 yıllık zaman geçtiğini, her ne kadar zarara sebebiyet verildiği kabul edilmese de bir zararın varlığının kabulü halinde dahi bu zararın dermeyanının zaman aşımına uğradığını, kullanılacak servis yolu güzergahının Karayolları tarafından belirlendiğini, müvekkili firma tarafından yapımı üstlenilen yolun inşasının yapımının 10 yıldan fazla sürdüğünü, bu süre içerisinde defalarca fezeyan olduğunu ama müvekkili firmalara aksettirilen bir zararın söz konusu olmadığını, bölgenin coğrafi yapısı ve iklim özelliklerinden kaynaklanan fezeyan ve toprak kaymalarından kaynaklanan zararların izalesinin müvekkili firmadan talep edilmesinin yasal olmadığını, bu nedenlerle öncelikle açılan bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, bu taleplerinin kabul edilmediği takdirde davanın esastan reddini savunmuştur. Mahkemece 11.02.2015 tarih, 2010/59 Esas, 2015/58 sayılı kararı ile; A.) Asıl Dava dosyası (2010/59 Esas) açısından; Davanın kabulü ile; 1.Davacıya ait ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain 144 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dere ile fiili olarak birleştiği sınırda, inşaat bilirkişisinin 16.12.2014 tarihli rapor ve ekinde belirtildiği şekilde 80 metre uzunluğunda ve 3,5 metre yüksekliğinde istinat duvarının davalılar tarafından yaptırılmasına, müdahalenin bu şekilde önlenmesine, 2.İnşaat bilirkişisi tarafından hazırlanan 16.12.2014 tarihli rapor ve ekinin kararın eki sayılmasına, B.) Birleşen dava dosyası (2012/41 Esas) açısından; Davanın kısmen kabulü ile; 1.10.988,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair verilen kararın davalı ... Müdürülüğü vekili ve davacı vekili tarafından temyizi neticesinde Dairemizin 15.10.2018 tarihli ve 2018/6084 Esas, 2018/17325 Karar sayılı ilam ile "HMK'nin 297/2. maddesi, "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir " hükmünü içermektedir. Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2). Davacı dava dilekçesinde, elatmanın önlenmesi ve istinat duvarı yapılması talebinde bulunmuş, birleşen dava dosyalarında ise tazminat talep etmiştir. Mahkemece birleşen 2011/41 Esas sayılı dava dosyası hakkında hüküm kurulmuş olmasına rağmen birbiri ile irtibatlı bulunan 2010/60 Esas sayılı dava dosyası hakkında hüküm kurulmamıştır. Mahkemece, bu talep de değerlendirilerek sonucuna göre olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına...”denilerek hükmün bozma kararı verilmiştir. Bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılamada Mahkemece; 1.Birleşen 2010/60 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile; 10.988,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (... ve... (Nurol İnşaat A.Ş., Tekfen İnşaat A.Ş. ve Yüksel İnşaat A.Ş.) İnşaat Şirketi'nden) alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2. Birleşen 2012/41 Esas sayılı dosyada; a.)144 ada 4 parsel yönünden davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1,ı maddesi uyarınca usulden REDDİNE, b.)143 ada 18 parsel yönünden davanın sübut bulmaması nedeniyle esastan REDDİNE, dair verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde Mahkemenin önceki hükmünün Dairemizce; birleşen 2010/60 Esas sayılı dava dosyası hakkında hüküm kurulmaması sebebi ile bozulduğu ve bozma ilamının sonuç kısmında bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verildiği, yani asıl dava yönünden temyiz istemlerinin reddine karar verilmediği, şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama da bozma ilamı yanlış yorumlanarak; " Mahkememizin 2010/59 Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılama sonucunda kısa karar kurulurken, birleşen 2010/60 Esas sayılı dava bakımımından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Yüksek Mahkeme'nin bu durumu gerekçe göstererek anılan hükmü bozduğu, usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak dosyanın yeniden ele alındığı, bu bağlamda yapılan inceleme sonucunda, bozma ilamına konu edilmeyen asıl dava (2010/59 Esas) yönünden yeniden herhangi bir hüküm tesis edilmediği..." gerekçesine dayalı olarak bu kez asıl dava (2010/59 Esas sayılı dosya)yönünden hüküm kurulmadığı görülmüştür. Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2). Davacı asıl davada, elatmanın önlenmesi ve istinat duvarı yapılması talebinde bulunmuş, birleşen dava dosyalarında ise tazminat talep etmiştir. Mahkemece asıl dava hakkında hüküm kurmamıştır. Mahkemece, asıl davadaki taleplerin de değerlendirilerek sonucuna göre olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. SONUÇ: Davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.