2. Hukuk Dairesi 2012/15496 E. , 2013/2021 K. "" MAHKEMESİ :Bolu Aile Mahkemesi TARİHİ :04.04.2012 Taraflar arasındaki boşanma ve eşya alacağı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; lehine hükmolunan manevi tazminat ve yoksulluk nafakasının miktarları, maddi tazminat, ziynetler ve hüküm altına alınan eşyaların bedelleri yönünden; davalı (koca) tarafından da, kusur belirlemesi, dav…
**2. Hukuk Dairesi 2012/15496 E. , 2013/2021 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Bolu Aile Mahkemesi TARİHİ :04.04.2012 Taraflar arasındaki boşanma ve eşya alacağı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; lehine hükmolunan manevi tazminat ve yoksulluk nafakasının miktarları, maddi tazminat, ziynetler ve hüküm altına alınan eşyaların bedelleri yönünden; davalı (koca) tarafından da, kusur belirlemesi, davacı yararına hükmolunan manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki, yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacının eşinden gördüğü fiziki şiddet ve kovulması üzerine ortak konuttan ayrıldığı, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu olay üzerine yanlarına sığındığı akrabaları; geldiğinde davacının üzerinde takıları bulunmadığı gibi, çantası, poşeti ve herhangi bir bavulunun dahi olmadığını ifade etmişlerdir. Böyle bir durumda; ziynet eşyalarını evden ayrılırken beraberinde götürdüğü kabul edilemez.O halde, dava dilekçesiyle talep edilen dört adet burma, yedi adet düz bilezik, bir adet gerdanlık seti, bir adet saat, kolye ve on dokuz adet küçük (çeyrek) altın yönünden isteğin kabulü gerekirken, reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3-Davacı, kendisine ait ev eşyalarının ve şahsi eşyaların aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, davalının "aynen iadeye hazır olduğunu bildirdiği" gerekçesiyle, eşyaların değerleri tespit ettirilmeden, "aynen teslimine" karar verilmekle yetinilmiştir. Aynen iade, olmadığı takdirde bedel istenmesine yasal bir engel bulunmadığına ve bu konuda borçlunun bir seçim hakkı bulunmadığına göre; istek gibi, aynıyla iadenin mümkün olmaması halinde bedel talebini de karşılayacak şekilde hüküm tesis edilmesi gerekir. İcra İflas Kanununun 24. maddesinin 4949 sayılı Kanunla değişik (4.) fıkrasındaki düzenleme istek çerçevesinde hüküm kurulmasına engel değildir. Bu husus gözetilmeden sadece aynen teslime karar verilmekle yetinilmesi doğru bulunmamıştır.