Başvuru, Anayasa Mahkemesine gönderilmek üzere idareye verilen dilekçenin işleme konulmaması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Anayasa Mahkemesine gönderilmek üzere idareye verilen dilekçenin işleme konulmamasınedeniyle haberleşme hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/8/2013 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucunun aynı mahiyette 12/8/2013 tarihli ve 2013/6493, 14/10/2013 tarihli ve 2013/6680 numaralı başvurularının hukuki ve fiili irtibat nedeniyle işbu başvuru dosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/4/2014 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 6/11/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 28/11/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçu nedeniyle (kapatılan) İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararı ile Ankara 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu sırada kamu kurumlarına yazdığı dilekçelerin işleme konulmayarak ilgili yerlere gönderilmediğinden bahisle 21/5/2013 ve 22/5/2013 tarihli dilekçeleri ile Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Diğer taraftan başvurucunun vasisi de 10/6/2013 tarihli dilekçesi ile aynı konuda Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucunun vasisi 31/5/2013 tarihli dilekçesi ile anılan şikâyet ile ilgili olarak Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına da suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu söz konusu dilekçelerde, Anayasa Mahkemesine 2/5/2013 tarihinde yaptığı başvuruya ilişkin olarak 9/5/2013 tarihinde hükümlü nin tanıklığına ilişkin beyanını içeren belgeyi sabah sayımına gelen görevlilere teslim ettiğini ancak bu teslime dair idare tarafından herhangi bir kayıt tutulmadığını, anılan 9/5/2013 tarihli belgenin Anayasa Mahkemesine gönderilmediğini, bir sayfalık telefon görüşmesi belgesinin fotokopisini çektirmesine izin verilmeyerek belgenin kendisine iade edildiğini, öğrenim amaçlı yararlandığı bilgisayarın yazıcısı ve ders sayfaları ile ilgili bağlantı sorununun bulunduğunu ve bu sorunun Kurum tarafından giderilmediğini belirterek ilgililer hakkında soruşturma açılmasını talep etmiştir. Kırıkkale İnfaz Hâkimliğinin 21/5/2013 tarihli dilekçeye dair 17/6/2013 tarihli; E.2013/389, K.2013/448 sayılı ve 22/5/2013 tarihli dilekçeye dair 17/6/2013 tarihli ve E.2013/390, K.2013/449 sayılı kararları ile başvurucunun yazdığı dilekçelerin suç duyurusu mahiyetinde olduğu gerekçesiyle anılan dilekçe ve eklerinin Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucunun anılan kararlara yönelik itirazları, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 4/7/2013 tarihli ve 2013/758 Değişik İş; 10/7/2013 tarihli ve 2013/790 Değişik İş sayılı kararları ile reddedilmiştir. 4/7/2013 tarihli karar 16/7/2013, 10/7/2013 tarihli karar ise 16/7/2013 tarihlerinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucunun vasisinin 31/5/2013 tarihli dilekçesi kapsamında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatılmış ve soruşturma sonucunda 20/6/2013 tarihli ve K.2013/2969 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “...müştekiler, Mehmet Reşit Arslan'ın 9/5/2013 tarihli Anayasa Mahkemesine hitaben yazmış olduğu dilekçesinin kurum tarafından gönderilmediğini, öğrenim amaçlı yararlandığı bilgisayarın yazıcısının ve ders sayfaları ile ilgili bağlantı sorununun bulunduğunu ve kurum tarafından giderilmediğini, istediği belgelerden fotokopi çektirmesine izin verilmediği, çeşitli tarihlerde istediği dilekçe kayıtlarının verilmediğini,...talep etmişler ise de,Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan iddialara ilişkin belge ve kamera kayıtları istenmiş, gelen kayıtlara göre hükümlünün 25/2/2013 tarihinden yazıya cevap verildiği tarih olan 10/6/2013 tarihine kadar tek başına odada barındırıldığı, 12/6/2013 tarihli kurum yazısında hükümlünün Anayasa Mahkemesine gönderdiği 22 adet dilekçesinin bulunduğu, yine iddia ettiği tarihlere yakın olarak 2/5/2013, 6/5/2013, 7/5/2013 ve 8/5/2013 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine hitaben dilekçeler yazdığı ve Anayasa Mahkemesine gönderildiğinin görüldüğü gibi, hükümlünün iddia ettiği 9/5/2013 tarihinde sabah sayımına gelen kurum görevlilerine dilekçe verdiği, ancak verilen dilekçenin 9/5/2013 tarihli emanet para birimine verilen dilekçe olduğu, verilen dilekçenin Anayasa Mahkemesine hitaben yazılmış ... dilekçesi olduğuna dair delil bulunmadığı, hükümlü uzaktan eğitimden yararlanamadığını iddia etmiş ise de, gelen kurum yazısındaki not ortalaması ve dilekçesinde belirttiği kurum öğretmeninin, kurum görevlisinin ve teknik personelin beyanları birlikte değerlendirildiğinde uzun zamandır uzaktan eğitimden yararlanamadığına dair delil bulunmadığı, hükümlünün dilekçelerinin fotokopilerinin çoğaltılmadığı iddiasına ilişkin olarak da hükümlüye istemiş olduğu fotokopilerin İş Yurdu Müdürlüğü bünyesinde bulunan fotokopi aracılığı ile çoğaltılıp kendisine teslim edildiğinin bildirildiği ve ayrıca talep ettiği belgelerin 'aslı gibidir' onayı yapıldıktan sonra kendisine teslim edildiğinin bildirildiği, ...hükümlülerin eşyalarının kayıtsız olarak alınmasının söz konusu olmadığının bildirildiği görülmekle, kurum yazısı ve ekindeki belgeler, tanık beyanları, izlenen kamera ve DVD görüntüleri, soruşturma evrakı ile birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun iddialarının soyut olduğu, kurum görevlilerinin soruşturmayı gerektiren eylemlerinin bulunmadığı …” Anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazı inceleyen Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 16/7/2013 tarihli ve 2013/573 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Ret kararı, başvurucuya 29/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Başvurucunun yukarıda belirtilen 22/5/213 tarihli dilekçesi kapsamında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013/5136 sayılı soruşturma kapsamında ayrı bir adli soruşturma başlatılmış ve 21/5/2013 ve 22/5/2013 tarihli dilekçelerle ilgili olarak "aynı iddialarla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızın 20/6/2013 tarih ve K.2013/2969 sayılı kararı ile soruşturma yapılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği" gerekçesiyle 21/6/2013 tarihli ve K.2013/3014 sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan karara yönelik itirazı inceleyen Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 17/7/2013 tarihli ve 2013/632 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiş olup bu karar başvurucuya 19/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun 2/5/2013 tarihli ve 2013/3085 sayılı bireysel başvurusu, Cezaevi idaresi tutumunu konu alan şikâyet dilekçesi niteliğindeki faksının idarece sakıncalı bulunarak gönderilmemesine karar verilmesi işlemi ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesinin 6/10/2015 tarihli ve 2013/3085 sayılı kararıyla başvurucunun Ağır Ceza Mahkemesine yapmış olduğu itirazın kabul edilerek bahse konu faksların gönderilmesine karar verilmiş olduğundan, bu durumda hükümlünün talebi yerine getirilerek gönderilmesini istediği faksların ilgililerine gönderilmesine karar verilmiş olduğundan başvurucunun haberleşme hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarının -karşılıksız kaldığı gerekçesiyle- açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Başvurucu 2013 ile 2016 yılları arasında Anayasa Mahkemesine otuz bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesi şöyledir: “Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesine dayanılarak çıkarılan, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.” Anılan Tüzük'ün maddesi şöyledir: “(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.(2) Resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve telgraflar zarfları ile birlikte verilir.” Söz konusu Tüzük'ün maddesi şöyledir: "(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına göre işlem yapılır.(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”