1. Hukuk Dairesi 2010/4256 E. , 2010/7461 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : HATAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14.7.2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 21 parsel sayılı taşınmazın Suriye uyruklu kök muris M.Ş.oğlu S. adına kayıtlı iken 1936'da vefatı ile mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçı ve paydaşlardan S. tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiğini ve satış aşamasında bulunduğunu ileri sürerek, yolsuz t
**1. Hukuk Dairesi 2010/4256 E. , 2010/7461 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : HATAY 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14.7.2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 21 parsel sayılı taşınmazın Suriye uyruklu kök muris M.Ş.oğlu S. adına kayıtlı iken 1936'da vefatı ile mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçı ve paydaşlardan S. tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiğini ve satış aşamasında bulunduğunu ileri sürerek, yolsuz tescile konu tapu kaydının iptali ile kök muris adına tescilini istemiştir. Davalı S., davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; 21 parsel sayılı taşınmazın 09.6.1932 tarihinde kadastro suretiyle Ş.M.oğlu S. adına tescil edildiği, adı geçenin 05.10.1936'da ölümüyle yerin mirasçılarına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Yine kök muris adına kayıtlı başka taşınmazlar hakkında aynı sebeple açılan davaların retle sonuçlandığı, anılan dosyalar ile kayıt maliki M. Ş.oğlu S.in 1932 yılında öldüğü, mirasçılarının Türk vatandaşı oldukları, anılan kimselerin Türk vatandaşı olduklarına dair nüfus kayıtlarının aksine bir delil de sunulamadığının belirlendiği görülmektedir. O halde, emsal dosyalarda belirlenen ve derecattan geçen olgunun eldeki dava bakımından da HUMK.'nun 295.maddesi hükmü gereğince güçlü delil teşkil edeceği sabittir. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.