6. Hukuk Dairesi 2014/4772 E. , 2014/14184 K. MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 30/01/2014 NUMARASI : 2012/281-2014/32 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne …
**6. Hukuk Dairesi 2014/4772 E. , 2014/14184 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 30/01/2014 NUMARASI : 2012/281-2014/32 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat ve alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 21/03/2008 başlangıç tarihli 4 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile Demirhan köyü Çaybaşı mevkii 102 ada sayılı taşınmaz içerisindeki 5 adet doğal kaynak suyu pınarı yıllık 7000 TL bedelle kiralanmış olup sözleşmede, kira bedelinin yıllık peşin olarak ödeneceği, kira artışının yıllık %10 oranında olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki 5 adet doğal kaynak suyunun davalıya kiralandığını davalının tek taraflı, hukuka ve sözleşmeye aykırı bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, davalının 2009 yılından 700 TL 2010 yılından ise 7770 TL olmak üzere toplam 8470 TL borçlu olduğunu belirterek sözleşmeye uymayan davalıdan 8470 TL nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise taraflar arasındaki sözleşmenin 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkındaki Kanunun 4/3 maddesine aykırı olduğunu doğal içme sularının özel idare dışındaki kişiler tarafından kiralanamayacağını, davacının taşınmazından çıkan suyun hijyen koşullarına uygun olmadığını belirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece mahallinde keşif yapılarak jeoloji mühendisi ve kadastro teknisyeni bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda davaya konu su kaynaklarının yeraltı suyu olmadığını 167 Sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun kapsamında bulunmadığını, kaynakları kirletici bir unsurun tespit edilemediğini belirtilerek, davalının sözleşmeyi feshetme iradesinin davacıya tebliğ tarihi 09/07/2010 tarihine kadar olan kira alacağı 2388,11 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 2388,11 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kira parası hesaplanırken, su kaynaklarından gelen yıllık su miktarı m3 olarak tespit edilerek 1 m3 suya karşılık gelen kira miktarı bulunmuş, daha sonra 2010 yılı Mart Nisan Mayıs ve Haziran aylarında her ay için ayrı olarak kaynak suyu miktarları ile 1 m3 suya karşılık gelen kira miktarı çarpılarak kira alacağı 2388,11 TL olarak tespit edilmiş ise de, taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kira bedeli yıllık bedel olarak belirlenmiştir. Sözleşmede kira bedelinin suyun mevsimsel olarak debisine veya m3 miktarına göre belirlenmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı halde yukarıda açıklanan şekilde hesaplanan kira alacağına hükmedilmesi doğru değildir. Öte yandan davalı kiracı tarafından gönderilen 18/01/2010 tarihli yazı ile kiralanan suyla ilgili yapılan analizlerde olumsuzluklar görülmesi nedeni ile sözleşmenin feshedildiği belirtilmiş olup her ne kadar dosyada fesih yazısının tebliğine dair bir belge bulunmasa da bu fesih yazısının davacıya 09/07/2010 tarihinde tebliğ edildiğine dair taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece verilen hükümde suyun kalitesiz olduğunun ispatlanamadığı, sözleşmede suyun kalitesine ilişkin bir yükümlülüğün bulunmadığı, davalı kiracının feshinin haksız olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda kiracı sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini kanıtlayamadığına göre 09/07/2010 tarihine kadar olan kira alacağı ile bu tarihten itibaren kiralananın Türk Borçlar Kanununun 325.maddesine göre, aynı şartlarda yeniden kiraya verilebileceği makul süre belirlenerek kiralananın yeniden kiraya verilmiş ise bu tarih de gözetilmek suretiyle belirlenecek süre kadar kira tazminatına da hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.