11. Ceza Dairesi 2012/20700 E. , 2013/10794 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci…
**11. Ceza Dairesi 2012/20700 E. , 2013/10794 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimse de suç kastının varlığı kabul olunamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda değişmeyen biçimde çek karnesi sahibi olan ve beraat eden sanık ...’ın suça konu çeki, hatır çeki olarak boş biçimde verdiğini, keşidecinin bilgi ve önceden verdiği rızası dâhilinde kendisinin çeki doldurarak imzayı attığını, daha kullanmadan başka bir suç nedeniyle yapılan aramada üzerinde ele geçirildiğini savunması, çek keşidecisi ...’ın da savunmayı doğrulayarak, suça konu çeki sanığa kendisinin doldurup imzalaması için boş olarak verdiğini beyan etmesi karşısında; sanığın zarar verme bilinciyle hareket ettiği yönünde mahkûmiyetine yeter delil bulunmadığından manevi unsuru oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, 2- Kabule göre de; Resmi belgede sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK’nun 342/1 maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis olmasına rağmen, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olup, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesi uyarınca, kararın gerekçe bölümünde 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nun olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanarak, cezaların kişiselleştirilmesinden sonra sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi, temel cezanın, üst sınırı 8 yıl hapis cezasını öngören 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi halinde, üst sınırı 5 yıl hapis olan 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesine göre, 342/1. maddesine göre takdir edilenden daha az olacak şekilde tespiti, bunun da kararın gerekçe bölümünde denetime olanak verecek biçimde gerekçesi ile birlikte gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, temel cezanın 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesine göre bir gerekçe gösterilmeden soyut olarak teşdiden 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi, Yasasa aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 26.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.