6. Hukuk Dairesi 2010/2989 E. , 2010/13148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş
**6. Hukuk Dairesi 2010/2989 E. , 2010/13148 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu taşınmazın paydaşlarından ...’ın payını 11.07.2008 tarihinde 10.000 TL bedelle davalıya sattığını belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı önalım hakkına konu edilen taşınmazın fiilen taksim edildiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Olayımızda; davaya konu taşınmazın tapudaki niteliği arsa olmakla birlikte, taşınmaz üzerinde zemin ve üç normal kattan oluşan bina olduğu, zemin katın işyeri olarak davalı tarafından kullanıldığı, diğer katların bir kısmının mesken olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalı fiili taksim savunmasına dayanmış olup keşfi yapılan taşınmazda kimlerin ve hangi sebeple nerede oturdukları, mevcut binada davacıya ayrılmış bölüm ya da bölümler olup olmadığı araştırılmamıştır. Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Bu nedenle mahkemece yukarıda değinilen hususlara yönelik mahallinde yeniden keşif yapılması tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 0112.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.