Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/4007 E. , 2024/8027 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/4007 Karar No : 2024/8027 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... a
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/4007 E. , 2024/8027 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/4007 Karar No : 2024/8027 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılması planlanan "IV. Grup (C) (RN:... ER:...) Patlatmalı Altın-Bakır Ocağı (Alan:5.54 ha) ve Kırma-Eleme Tesisi (350.000 ton/yıl)" projesi ile ilgili olarak ... Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ...tarih ve E:... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının 01/04/2024 tarihinde tesis edildiği ve bu kararın ... Valiliği Hükümet Konağında 05/04/2024-16/05/2024 tarihleri arasında, ... Kaymakamlığında 05/04/2024 tarihi itibarıyla 30 gün süreyle ilan edildiği, dava konusu işlemde belirtilen proje alanı olduğu belirtilen ... Köyü Muhtarlığına ise, 29/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vakfın gerek kuruluş amacı gerekse merkezleri itibarıyla dava konusu işlemi ... Valiliği Hükümet Konağında veya ... Kaymakamlık binasında yapılan ilanla öğrendiklerinin kabulünün gerektiği, hayatın olağan akışı gereği dava konusu işlemin ilanlarda belirtilen tarihlerde haberdar olmamalarının kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda; 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi işlerden kabul edilen ve 01/04/2024 tarihinde tesis edilen ''ÇED Gerekli Değildir'' kararına karşı son ilan tarihi olan 16/05/2024 tarihinden itibaren en geç otuz (30) gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 09/08/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin ilan metninin il müdürlüğünün internet sayfasında yayımlanmadığı, dava konusu işlemin ilanına Bakanlığın E-ÇED sisteminden ulaşılabildiği ve bu ilanda da işlem tarihinin 13/06/2024 olarak belirtildiği, Yönetmeliğe göre bu ilanın süresiz olduğu, davacıdan her gün Valiliğin ilan panosunu kontrol etmesinin beklenilemeyeceği gibi, dava konusu işlemin 01/04/2024 tarihinde tesis edildiği kabul edilse dahi, bu bilginin sisteme geç girilmesi nedeniyle dava açma süresinin davacının aleyhine yorumlanamayacağı, dolayısıyla 13/06/2024 tarihinin esas alınması suretiyle açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği belirtilerek, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu kararın ÇED Yönetmeliğine uygun ilan edildiği, davacı tarafından dava konusu işlemin 13/06/2024 tarihinde tebliğ alındığı belirtilerek, 56 gün sonra açılan davanın süresinde olmadığı dikkate alındığında, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde "IV. Grup (C) (RN:... ER:...) Patlatmalı Altın-Bakır Ocağı (Alan:5.54 ha) ve Kırma-Eleme Tesisi (350.000 ton/yıl)" projesinin yapılmasının planlanması üzerine, hazırlanan proje tanıtım dosyası (PTD) davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde davalı idarece ... tarih ve E:... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüştür. Anayasa'nın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmüne, "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. 2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. 3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." hükmüne, "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: (...) e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. (...) 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. (...)" hükmüne yer verilmiştir. 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "b) Askıda ilan: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlüğü, kaymakamlık veya muhtarlık binasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuruyu, (...) ifade eder." olarak tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında; "Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün, ivedi yargılamaya konu uyuşmazlıklarda ise otuz gün olduğu, bu sürenin, idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihini izleyen günden başlayacağı, dava konusu işlemin niteliği gereği belli bir bölgeyi ilgilendirmesi nedeniyle, tüm ilgililerine ayrı ayrı bildirilmesi mümkün olmadığından, ilgililerin etkin ve yeterli bir şekilde dava konusu işlemden haberdar olması amacıyla ÇED kararlarının da projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlük, kaymakamlık, muhtarlık binasında askıda ve internette ilan edilmesi gerektiği düzenlenmiş olup, buna göre, ÇED kararlarına karşı açılan davalarda, dava açma süresinin kural olarak son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır. Kanunda öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacıların dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. Yukarıda yer verilen ÇED Yönetmeliğine göre usulüne uygun bir ilandan söz edilebilmesi için askıda ve internette ilan yapılması gerekmekle birlikte, ÇED kararının askıda ilanına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, proje alanı veya etki alanında özellikle ikamet eden yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi iken, internette ilana yönelik getirilen düzenlemenin amacının ise proje alanı veya etki alanında özellikle ikamet etmeyenlerin dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava açma süresinin hesabında askıda veya internette yer alan ilanlardan hangisinin dikkate alınacağının ise davacının öznel koşullarına (gerçek veya tüzel kişi olması gibi) göre karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; davacı vakfın gerek kuruluş amacı gerekse merkezi itibarıyla dava konusu işlemi ... Valiliği Hükümet Konağında veya ... Kaymakamlık binasında yapılan ilanla öğrendiklerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle dava açma süresinin başlangıcı olarak askıda ilan tarihi dikkate alınmış ise de, vakıf senedine göre davacı vakfın merkezinin ... Mah., ... Cad., No:..., K:... .../... adresinde olduğu dikkate alındığında, somut olayda, dava konusu işlemin internette yapılan ilan ile öğrenildiğinin kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte, dava konusu işlemin ilan yolu ile süresiz olarak tebliğ edildiği durumlarda, ilgililerin sürekli dava açılma tehdidine maruz bırakıldığı görülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği, ayrıca süresiz/sınırsız dava açma tehdidinden dolayı, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal edeceği açıktır. Niteliği gereği yargılamanın geciktirilmeden sonuçlandırılması hedeflenen 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılamaya tabi bu tür uyuşmazlıklarda, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde, ilanın süresiz olması halinde, muhatapların her an dava tehdidi altında bulunmasının, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlaline yol açabileceği ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği dikkate alındığında, açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararının bulunduğu, ÇED Yönetmeliğinde yer verilen askıda ilan süresine uygun olarak, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde ilanın süresiz olması durumunda ilan süresinin 30 gün olarak belirlenmesinin kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve muhatabın haklarını kullanmasını sağlayacak yeterli ve makul bir süre olduğu, bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının, bu süreye göre belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Olayda, yukarıda yer verilen mevzuat gereği, söz konusu işlemin askıda ilanın yanı sıra internette yapılan ilan ile de duyurulması gerektiğinden, Bakanlığın internet sayfası (eced-duyuru) incelendiğinde, 01/04/2024 tarihli dava konusu işlemin 13/06/2024 tarihinde ilana çıkarıldığının anlaşılması nedeniyle mevzuat gereği bu tarihten itibaren süresiz olarak internette ilanın öngörülmesine rağmen, yukarıda yer verilen hususlar dikkate alınarak, internette ilanın 30 gün süreyle sınırlandırılması gerekmekte olup, (internette) ilan süresinin 13/07/2024 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, dava konusu işlemden en geç bu tarih itibarıyla haberdar olunduğunun kabulü gerekmektedir. Dava açma süresine gelince; Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği, maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir. Diğer yandan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla; "(...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir. Her ne kadar, söz konusu Kurul kararında "ilanı gereken işlemler" açısından açık bir hüküm kurulmamış olsa da, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrası ve gerekçesi ile anılan Kurul kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilan edilen işlemler yönünden de anılan Anayasa hükümünün uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla idari işlemlerin nitelikleri gereği genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve hak arama hürriyetinin gereği olarak Anayasanın 40. maddesi uyarınca idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamakta olup, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği veya askı ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır. Olayda, İdare Mahkemesince; 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi işlerden kabul edilen ve 01/04/2024 tarihinde tesis edilen ''ÇED Gerekli Değildir'' kararına karşı son ilan tarihi olan 16/05/2024 tarihinden itibaren en geç otuz (30) gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 09/08/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığına karar verilmiş ise de, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının duyurulmasına ilişkin internette yer alan ilan metninde Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresinin gösterilmediği dikkate alındığında, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararına ilişkin internette yer alan ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmekte olup, davanın, internette ilan süresinin sona erdiği 13/07/2024 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içinde (09/08/2024 tarihinde) açıldığı anlaşıldığından, davanın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.