9. Ceza Dairesi 2012/8275 E. , 2013/4588 K. "İçtihat Metni" İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 10.01.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 22.11.2011 tarih ve 2010/12622 – 2011/28887 sayılı bozma kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Maden Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2009 tarih, 2009/16-2009/50 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 152/1-c, 62, 50 ve 52. maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanık : ... Suç : Mala zarar verme Yargıtay Cumh
**9. Ceza Dairesi 2012/8275 E. , 2013/4588 K.** **"İçtihat Metni"** İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 10.01.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 22.11.2011 tarih ve 2010/12622 – 2011/28887 sayılı bozma kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Maden Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2009 tarih, 2009/16-2009/50 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 152/1-c, 62, 50 ve 52. maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanık : ... Suç : Mala zarar verme Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında mala zarar verme suçlarından açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmü sanık tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 22.11.2011 tarih ve 2010/12622 – 2011/28887 sayılı kararı ile; “Sanığın savunması ve müştekinin beyanlarının alındığı 04.03.2009 tarihli duruşma tutanağının katip tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 219. maddesine muhalefet edilmesi,” hususu kanuna aykırı görülerek anılan mahkumiyet hükümünün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.01.2012 tarihli itiraz dilekçesinde; “Dosyanın incelenmesinde, sanığın savunmasının ve müştekinin beyanının alındığı 04.03.2009 tarihli duruşma tutanağının iki sayfadan ibaret olduğu, tutanakta 109111 sicil numaralı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı ancak her iki sayfanın da hükmü veren hâkim tarafından imzalandığı, yine gerekçeli kararın da aynı sicil numaralı katip ve hakim tarafından imzalandığı görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesi uyarınca duruşma için tutulan tutanağın, mahkeme başkanı veya hâkimi ile zabıt kâtibi tarafından imzalanacağı amir hükmü mevcuttur. Amaç tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamakla birlikte, imzalanmakla ancak sahteliği iddia olunabilen resmi belge niteliği kazandırmaktır. Halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık hâlleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent hâlinde sayılmıştır. Bunun dışındaki hâllerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için hükme tesiri olması gerekir. CMK'nın 219. maddesine aykırı davranılması, bu anlamda mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla, her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP’taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte olup olmadığı belirlenmelidir. Somut olayda ise; iki sayfadan ibaret tutanağın her iki sayfası hakim tarafından imzalandığı halde katip tarafından imzalanmamıştır. Tutanakta sanığın savunması ve müştekinin beyanı bulunmaktadır. Her ne kadar CMK'nın 219/1. maddesine aykırı davranılmış ise de, hâkim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğu tasdik edilmiştir. Tutanak içeriğine yönelik herhangi bir itiraz bulunmamaktadır. Katip tarafından imzalanmayan tutanaktaki sanık savunması ve müşteki beyanı gerekçeli kararda da yer almaktadır. Gerekçeli karar ile tutanak içeriği birebir örtüşmektedir. UYAP aracılığı ile edinilen tutanak içeriği de dosya içerisinde bulunan ve katip tarafından imzalanmayan tutanak içeriği ile aynıdır. Mahallinde giderilebilecek mevcut imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir, zira yargının, davaları en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırması gereği bir Anayasa hükmüdür” gerekçesine dayanarak Dairemiz bozma kararına karşı itirazda bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, imza eksikliği nedeni ile oluşan kanuna aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte bir kanuna aykırılık olarak kabul edilip edilmemesi gerektiğine ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde; Dairemizin 05.11.2012 tarihli yazısı ile, “sanığın sorgusunun yapıldığı ve şikayetçi beyanlarının alındığı 04.03.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1 ve 2. sayfalarında 109111 sicil nolu zabıt katibinin imzası bulunmadığı gibi bu sayfanın elektronik olarak da imzalanmadığı” belirtilip, bu eksikliğin aynı katip tarafından hakim huzurunda giderilerek, buna dair düzenlenecek tutanakla birlikte iade edilmesi istenilmiş, “04.03.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1 ve 2. sayfalarında katibe ait imza eksikliğinin giderildiğine” dair Şarkışla Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.12.2012 tarihli tutanağı ve ekindeki duruşma zaptı da nazara alındığında itiraz yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: 1- Dairemizin itiraz edilen bozma kararının kaldırılmasına, 2- Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.