T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1167 - 2026/625 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1167 KARAR NO : 2026/625 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.07.2024 NUMARASI : 2024/64 Esas 2024/435 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZI…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1167 - 2026/625 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1167 KARAR NO : 2026/625 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.07.2024 NUMARASI : 2024/64 Esas 2024/435 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.05.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ait aracın davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, 15.09.2019 tarihinde davalı sigortalıya ait aracın yayaya çarpması neticesinde üçüncü kişiye ödenen tazminatların davalı sigortalıya rücu etmek amacıyla Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/235332 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, olay yerinde düzenlenen kaza tespit tutanağında davalıya ait sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, olay yerinin terk edilmesinin başka gerekçe aranmaksızın rücu sebebi olduğunu, bu sebeplerle davalının icra dosyasına yaptığı itirazının iptali ile, takibin 48.365,00 TL asıl alacak ve 8.658,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 57.023,00 TL üzerinden devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili dava dilekçesinde; davanın açıldığı tarihte zamanaşımına uğradığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği olay yerini terk hususunun Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere tek başına rücu sebebi olmadığını, ayrıca davalı şirkete ait araç sürücüsünün olay yerinden kaçmadığını, kazada yaralanan dava dışı ... isimli çocuğun yakınları tarafından hastaneye gitmeye zorlanmaları sebebiyle hastaneye gittiğini, sürücünün araçta bulunan babasının da kazada yaralanan ...'in yakınları tarafından darp edildiğini, bu sebeple olay yerinden uzaklaştırıldıklarını, Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2184 Soruşturma sayılı dosyasında da sürücünün alkollü olmadığının tespit edildiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan rücuen alacak istemi olduğu, davalı şirketin işleteni olduğu ve dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki aracın dava dışı yaya ...'e çarpması şeklinde 15.09.2019 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, Sigorta Tahkim Komisyonu kararına istinaden zarar görene yapılan ödemenin ZMMS Genel Şartları gereğince, olay yerini terk nedeniyle sigortalısından rücuen tahsilinin icra yolu ile talep edildiği, olayla ilgili olarak dinlenen tanık beyanları, ceza soruşturması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kaza tespit tutanağında; kaza yerinde yapılan araştırmada kazaya ait araç, sürücü ve yayanın olmadığı, olay yeri terk olduğu, polis memurları tarafından belirtilmiş ise de, olayla ilgili olarak Beypazarı CBS tarafından yapılan soruşturma dosyasında; 15.09.2019 günü saat 19:20'de düzenlenen tutanak ile de görüldüğü üzere olaydan sonra olay yerine intikal eden trafik ekibi tarafından yapılan araştırmada olay yerinde herhangi bir yaralı olmadığı, Suriye uyruklu şahısların bağrışma halinde oldukları, aracın çarptığı çocuğun hastaneye götürüldüğü, çarpan şahsında çocuğun akrabalarını götürdüğü, başka bir aracın çocuğu hastaneye götürürken kendilerinin de çocuğun yakınlarının zorlamasıyla çocuğun akrabalarını alarak hastaneye geçtikleri, ... ve ...'in çocuğun akrabalarını hastaneye bıraktıktan sonra polis merkezine geldikleri ve burada ...'in kaza sırasında araç şoförünün kendisinin olduğunu beyan ettiği hususlarının tespit edildiği, dinlenen tanığın beyanlarının da bu yönde olduğu, buna göre, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi hükümlerine göre davalı sigortalıya ait araç sürücüsünün zorunlu nedenlerle olay yerinden ayrıldığı, terk iradesinin bulunmadığı, bu haliyle rücu koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; “Davanın reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Sigortalı araç sürücüsünün, olay yerini terk ettiğinin, kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, tutanakların aksinin tanık beyanı ile ispatlanamayacağını, tutanakta, sürücüsü olay yerinde olmadığından idari para cezası da uygulandığını, Sulh Ceza Mahkemesinin 2019/542 D.iş dosyasında, olay yerini terk edilmediği, kanıtlamadığından itirazın reddine karar verildiğini, bu nedenle olay yeri terkin sabit olduğunu, kaza tespit tutanağının aksinin, tanık beyanı ile kanıtlanamayacağını, Yargıtay emsal içtihatlarının da bu yönde olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazası nedeniyle, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında zarar görene yapılan ödemenin, araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk etmesi nedeniyle, KTK'nın 95 maddesi ve ZMMS Genel Şartları gereğince sigortalıdan (akidinden) tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece, olay yerini terkin haklı sebeplerden kaynaklandığı kabul edilerek, rücu koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından, olay yeri terkin sabit olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle istinaf edilmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Poliçe tanzim tarihinde (14.04.2019) geçerli olan düzenlemeye göre; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde, Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı düzenlenmiş; “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:... f-) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, ZMSS Genel Şartları'nın B.4.f maddesinde, bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu haller hariç olmak üzere sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Getirilen düzenlemeyle, olay yerinin terk edilmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması, rücu sebebi kabul edilmiş ise de, araç sürücüsünün zorunlu nedenlerle olay yerini terk etmek durumunda kaldığını kanıtlaması halinde, yapılan ödemenin rücuen sigortalıdan talep edilemeyecektir. Genel Şartlarda zorunlu olan haller sınırlı olarak sayılmamış olup, olayın özelliği çerçevesinde olay yerini terkin haklı ya da zorunlu olup olmadığı takdir edilecektir. Zorunlu nedenle olay yerini terkin varlığı her türlü delille ispatlanabilir. Kaza tespit tutanağının, olay yerini terke göre tanzim edilmiş olması, sigortalının araç sürücüsünün haklı sebeple olay yerini terk ettiğini ileri süremeyeceği şeklinde yorumlanamaz. Somut olayda, davalıya ait araç sürücüsünün, dava dışı yayaya çarpması sonrasında, yaralanan çocuğun ailesini hastaneye götürmek zorunda kaldığını, akabinde aynı gün kolluğa müracaat ettiğini, alkol muayenesinin de yapıldığını iddia etmiş, Ceza soruşturma dosyasında tanzim edilen 15.09.2019 tarihli tutanak (çocuğun yakınlarının zorlaması ile çocuğun akrabalarını alarak hastaneye geçtiğinin anlaşıldığına yönelik) ceza dosyasında alınan kolluk beyanları, alkolsüz olduğuna dair tespit, mahkemece dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamından, davacının iddia ettiği sebeplerle ayrıldığı, sonrasında aynı gün içerisinde alkol muayenesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili olay yeri terkin kanıtlandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Dosyada olay yerini terk sabit ise de, davalı tarafından olay yerini terkin zorunlu sebeplerden kaynaklandığını ileri sürmüş olup, yargılama sırasında davalının olay yerinden ayrılmasını gerektiren sebepleri kanıtlamış olmasına, söz konusu sebeplerin de olay yerinden ayrılmasını zorunlu kılacak sebep olarak görülebilecek olmasına göre, davacı, davalının olay yerini terkini kanıtlanmış ise de, davalı tarafından da, zorunlu nedenlerle olay terini terkin gerçekleştiğinin kanıtlanmış olmasına göre rücu koşulları oluşmadığından, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n