Başvurucu, 14/7/2004 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı alacak davasının reddedildiğini, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 14/7/2004 tarihinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı alacak davasının reddedildiğini, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 19/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 19/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 6/3/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 21/3/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, F.G. ve Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine 14/7/2004 tarihinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada; davalı banka hesabında bulunan likit fonunun, bilgisi ve talimatı dışında diğer davalı tarafından bozulduğunu, banka görevlilerinin telkini ve alacağının ödeneceği hususundaki taahhütlere güvenerek davalılar lehine noterden ibraname verdiğini, alacağının ödenmediğini ileri sürerek, ibranamenin iptalini ve likit fon bedelinin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, 31/3/2005 tarihinde Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Ankara veya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere tevzi memurluğuna tevdiine karar verilmiş, yapılan tevzi ile dava dosyası Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi esasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesince 31/5/2006 tarih ve E.2005/279, K.2006/248 sayılı kararla; davacının hata veya hileye düşürüldüğünü ya da tehdit altında ibraname imzaladığını kanıtlayamadığı gibi, işlemlerin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 1 yıldan fazla sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/2/2008 tarih ve E.2006/10511, K.2008/1864 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/7/2008 tarih ve E.2008/7881, K.2008/9361 sayılı ilamıyla, ibranameyi geçersiz kılan hata, hile veya tehdit fillinin olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 10/3/2010 tarih ve E.2008/530, K.2010/114 sayılı kararla; noterde düzenlenen ibranameyi geçersiz kılan hata, hile veya tehdit fillinin mevcut olmadığı, iradeyi fesada uğratacak herhangi bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/10/2012 tarih ve E.2010/12480, K.2012/16864 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 13/6/2013 tarih ve E.2013/4826, K.2013/12432 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar, 18/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 19/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Akit yapılırken esaslı bir hataya duçar olan taraf, o akit ile ilzam olunamaz.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz.Üçüncü bir şahsın hilsine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder. Şu kadar ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazım gelirse o akit lazım olmaz.”