Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/3726 E. , 2024/856 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/3726 Karar No : 2024/856 DAVACILAR : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … VEKİLLERİ : Av. … DAVALILAR : 11- … - (temsilen … Bakanlığı) ANKARA VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … İSTEMİN KONUSU : Niğde İli, Merkez İlçe sınırları içerisinde 03/03/2020 tarihli ve 2219 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/3726 E. , 2024/856 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/3726 Karar No : 2024/856 DAVACILAR : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … VEKİLLERİ : Av. … DAVALILAR : 11- … - (temsilen … Bakanlığı) ANKARA VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. …, Av. … İSTEMİN KONUSU : Niğde İli, Merkez İlçe sınırları içerisinde 03/03/2020 tarihli ve 2219 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, alanda yürütülen kentsel yenileme projesi kapsamında Niğde Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 30/01/2021 tarihli ve 31380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29/01/2021 tarih ve 3466 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Niğde İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, .. parsel (eski ... ada, … parsel) sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Acele kamulaştırmaya ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararına dayanak yapılan 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Kanununda acele kamulaştırma prosedürünün öngörülmediği, Niğde Belediye Başkanlığı tarafından yenileme alanı ilanına ilişkin bir ön karar alınmadan Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan yenileme alanı ilanına ilişkin karar alındığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde belirtilen acele kamulaştırma şartlarının oluşmadığı, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI: 1-… tarafından; davada süre aşımı bulunduğu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi dikkate alındığında acele kamulaştırma işleminin sebep unsuru bakımından Cumhurbaşkanına takdir yetkisi verildiği, başka bir deyişle, idarelerce yapılacak hizmet ve yatırımların gerektirdiği kamulaştırmaların aceleliğine karar verme yetkisinin Cumhurbaşkanına bırakıldığı, dava konusu acele kamulaştırma kararının hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. 2- … Belediye Başkanlığı tarafından; davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, dava konusu işlem kapsamında olan yenileme alanının tamamının 1. derece arkeolojik sit, 3. derece arkeolojik sit ve kentsel sit alanı olması sebebiyle içerisinde bir çok tarihi eser bulunduğu, Niğde Kalesi ve çevresinde bulunan tarihi eserlerin bakımsız kaldığı ve çevresindeki çarpık, köhne ve eski yapılaşmaların söz konusu bölgenin korunmasına ve yaşatılmasına zarar verdiği, yenileme alanının belirlenmesi hususunda analiz ve gerekçe raporları sonrasında Niğde Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararının alındığı, sonrasında taşınmazın da bulunduğu alanın 04.03.2020 tarihli, 31058 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03.03.2020 tarihli, 2219 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla yenileme alanı olarak ilan edildiği, söz konusu alana ilişkin olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmış 1996 tarihli Koruma İmar Planı bulunduğundan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6.maddesinin son fıkrası uyarınca ayrıca kamu yararı kararı alınmasına gerek görülmediği ancak Danıştay kararlarının ardından … tarih ve … sayılı Niğde Belediye Encümeni kararı ile kamu yararı kararı alındığı, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olduğu ve kamu yararı amacıyla tesis edildiği, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, Niğde İli, Merkez İlçe sınırları içerisinde 03/03/2020 günlü, 2219 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında bulunan taşınmazların, yürütülen kentsel yenileme projesi kapsamında Niğde Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 30/01/2021 günlü, 31380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29/01/2021 günlü, 3466 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, ... Mahallesi, ... ada, … parsel (eski ... ada, … parsel) sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin süre ve ehliyet itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. ve 4. madde hükümleri ile yenileme alanlarında kamulaştırma yapılabileceği öngörülmüş olduğundan, anılan Yasa uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır. Buna göre, 5366 sayılı Yasa uyarınca bir bölgenin yenileme alanı olarak belirlenmesi tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, yenileme projelerinin uygulanmasında öncelikle anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu, arkeolojik sit ve kentsel sit alanı olarak belirlenen bölgenin 03/03/2020 günlü, 2219 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanında kaldığı, Niğde Belediye Meclisinin … günlü, … sayılı kararıyla, proje aşamasında sürecin yavaşlamaması için alanda yer alan ve karar ekinde belirtilen parsellerin acele kamulaştırılmasının yapılabilmesi için karar alınmasına karar verildiği, Niğde Belediye Encümeninin … günlü, … sayılı kararıyla acele kamulaştırmanın uygun olduğu yolunda alınan karar uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yapılan başvuru sonucunda da dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, davalı idareler tarafından verilen yanıtlarda, bölgeye ilişkin olarak 1996 tarihli Koruma İmar Planı bulunduğundan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6.maddesinin son fıkrası uyarınca ayrıca kamu yararı kararı alınmasına gerek görülmediği, ancak dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılan başka davalarda verilen yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne yönelik Danıştay kararlarının ardından … günlü, … sayılı Niğde Belediye Encümeni kararı ile kamu yararı kararının alındığı, bu kararın 02/06/2022 tarihinde Valilik Makamınca onaylandığı, 1996 tarihli Koruma İmar Planından sonra planda revizyon yapıldığı, Niğde Merkez Kale ve ... Mahalleleri Yenileme Alanı ve Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı"nın Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla onaylandığı, buna göre uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında ticaret ve turizm bölgesinde kaldığının belirtildiği, acele kamulaştırmanın dayanağı onaylı proje ve kamu yararı kararına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, normal kamulaştırma işlemleri kapsamında hak sahiplerinin çoğunluğu ile uzlaşma yoluna gidildiği, ancak uzlaşma sağlanamayan taşınmazlar nedeniyle, sürecin yavaşlamaması için acele kamulaştırma yoluna gidildiğinin beyan edildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … günlü, E:… D.İş, K:… sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Sit alanlarında bölgeye ilişkin koruma amaçlı imar planları ile belirlenen kullanım kararları doğrultusunda uygulama yapılması mümkün olup, bu alanlarda 5366 sayılı Kanunun uygulanması suretiyle yenileme alanı ilan edilmesi durumunda da, bölgeye ilişkin koruma amaçlı imar planı varsa bu plan doğrultusunda, yoksa koruma amaçlı imar planı yapılarak buna uygun olarak yenileme projelerinin hazırlanması ve söz konusu projeler ve koruma amaçlı imar planlarında öngörülen kullanım kararları doğrultusunda kamulaştırma işlemi de dahil olmak üzere uygulama işlemlerinin tesis edilmesi gerektiği açıktır. Olayda, uyuşmazlığa konu bölgenin yenileme alanı olarak belirlenmesinden sonra hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ve Plan Açıklama Raporunun uygun bulunması yolundaki … günlü, … sayılı Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararının ve 26/04/2022 tarihli kamu yararı kararının dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesisinden sonra alındığı anlaşılmakla dava konusu işlemin dayanağını oluşturmayacakları açıktır. Bu durumda, uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan alanın yenileme alanı olarak belirlenmesinin tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği, bölgeye ilişkin kamu yararı kararı alınmaksızın ve koruma amaçlı imar planı onaylanmaksızın dava konusu işlemin tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, diğer taraftan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının da somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 29/01/2021 günlü, 3466 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik olarak iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 14/02/2024 tarihinde, davalı idarelerden … vekili Av. …'un geldiği, davacı vekilinin ve davalı idarelerden Niğde Belediye Başkanlığı vekilinin ise gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu, arkeolojik sit ve kentsel sit alanı olarak belirlenen bölge 03/03/2020 tarih 2219 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca alan yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. Dava konusu 29/01/2021 tarih ve 3466 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Niğde ili, Merkez ilçe sınırları içerisinde 03/03/2020 tarihli ve 2219 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen yenileme alanı kapsamında yürütülen kentsel yenileme projesi kapsamında ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Niğde Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde "Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanınca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir. Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur. Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır. Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir. " hükmüne, 3. maddesinin 1. fıkrasında; "Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir" hükmüne, 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, 9. fıkrasında; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne, 4. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. Mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı, yenileme alanı olarak ilan edilen alanlardaki uygulamanın bir program dahilinde etap etap projelendirilebileceği, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben kamulaştırma ve uygulama yapılacağı anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; 03/03/2020 tarihli, 2219 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile "Niğde ili, Merkez ilçesi, …, …, …, ..., … ve … Mahalleleri"nin içinde kaldığı alanın Kentsel Yenileme Alanı olarak ilan edildiği, proje kapsamındaki taşınmazların maliklerinin tamamıyla uzlaşma sağlanamadığından, Niğde Belediye Meclisince … tarihli, … sayılı kararla acele kamulaştırmaya yönelik kararın alındığı, … tarihli, … sayılı Niğde Belediye Encümeni kararıyla da anılan kararın uygunluğuna karar verildiği, 29/01/2021 tarih ve 3466 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla ise, "03/03/2020 tarihli, 2219 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile ilan edilen Kentsel Yenileme Alanı kapsamında", uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde yer aldığı ekli listede bulunan taşınmazların, Niğde Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği, bu kararın uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalı idareler tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların bir an önce çözüme kavuşturularak sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması amacıyla acele kamulaştırma kararının alındığı belirtilmişse de, dava konusu acele kamulaştırma kararının tesis edildiği tarihte alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; acele kamulaştırma kararının alındığı tarihte davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projesinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği dikkate alındığında, 04/02/2022 tarihli kentsel tasarım projesinin dava konusu acele kamulaştırma kararından sonra onaylanmış olması nedeniyle, anılan projenin dava konusu işlemin dayanağı olamayacağı açık olup, yenileme alanı ilan edilen alana ilişkin proje onaylanmaksızın tesis edilen Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın davaya konu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık ve 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Niğde Belediye Başkanlığı tarafından dava konusu acele kamulaştırma kararının dayanağının 1996 yılında Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunca onaylanan koruma imar planı olduğu, Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29/07/2021 tarih ve 5336 sayılı kararıyla, 1996 yılında yapılan ilk koruma planının revizyonunun yapıldığı, 1996 yılından gelen koruma planının, dava konusu acele kamulaştırma kararının esas dayanağını oluşturduğu ileri sürülmüşse de, imar planına dayalı olarak yapılacak kamulaştırma işlemlerinin konusunu, kamusal kullanımların oluşturduğu, diğer bir deyişle, imar planlarında, ticaret, konut, turizm alanı gibi kullanımlara isabet eden ve parsel maliklerince uygulamaya geçilebilecek alanların yasal olarak kamulaştırılabilmeleri mümkün olmadığından, herhangi bir projeye dayalı olarak onaylanmayan imar planlarında kamusal kullanıma isabet etmeyen taşınmazların doğrudan imar planlarına dayalı olarak kamulaştıralamayacağı açık olduğundan, Niğde Belediye Başkanlığının anılan iddiasına itibar edilmesi mümkün değildir. Nitekim; dava konusu 29/01/2021 tarih ve 3466 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın iptali istemiyle açılan başka davalarda; dava konusu işlemin anılan davalardaki uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptali yolundaki Dairemiz kararlarının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2023 tarih ve E:2023/2358, K:2023/2693, 21/11/2023 tarih ve E:2023/2360, K:2023/2694, 21/11/2023 tarih ve E:2023/2356, K:2023/2695, 21/11/2023 tarih ve E:2023/2359, K:2023/2696, 21/11/2023 tarih ve E:2023/2355, K:2023/2697 ve 21/11/2023 tarih ve E:2023/2357, K:2023/2698 sayılı kararlarıyla, iş bu karar da yer verilen gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Davacılar tarafından fazla yatırılan … TL harcın davacılara iadesine, 4. Davacılar vekilinin duruşmaya katılmaması nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.