Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aştığı, tutukluluğun devamına ilişkin kararların geçerli, yeterli ve yerinde gerekçeler içermediği, yargılamanın makul olmayan bir süredir devam ettiği ve yargılamanın adil olmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aştığı, tutukluluğun devamına ilişkin kararların geçerli, yeterli ve yerinde gerekçeler içermediği, yargılamanın makul olmayan bir süredir devam ettiği ve yargılamanın adil olmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın ve maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/7/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 23/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 25/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 8/4/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 28/6/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 1/7/2009 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) ila (4) numaralı fıkraları uyarınca suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme; maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca insan ticareti; maddesinin (2), (4) ve (6) numaralı fıkraları uyarınca fuhuş suçlarını işlediği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 7/12/2009 tarihli ve E.2009/1162 sayılı iddianame düzenlenmiş ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/280 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli ve E.2009/280, K.2013/35 sayılı kararıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla; insan ticareti suçundan 12 yıl 6 ay hapis ve 500 TL adli para cezasıyla ve fuhuş suçundan on beş kez 3 yıl 9 ay hapis ve on beş kez 000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara yapılan itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 8/4/2013 tarihli ve 2013/239 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 16/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 29/4/2014 tarihli ve E.2014/1277, K.2014/5119 sayılı ilamıyla başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan hükmün onanmasına, fuhuş suçundan kurulan hükmün düzeltilerek onanmasına, insan ticareti suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki dava, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/337 numaralı dosyasında hâlen devam etmektedir. B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası, maddesinin (1) numaralı fıkrası, maddesinin (2), (4), (6) numaralı fıkraları. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir: “(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;… Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),…(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”