Başvurucular, 17/4/2002 tarihinde açtıkları tazminat davasında yargılamanın uzun sürdüğünü ve zararlarının tazmin edilmediğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.
Başvurucular, 17/4/2002 tarihinde açtıkları tazminat davasında yargılamanın uzun sürdüğünü ve zararlarının tazmin edilmediğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir. Başvuru, 21/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 19/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 6/2/2014 tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş olup, başvurucular vekili 27/2/2014 havale tarihli dilekçesinde, başvuru yollarının tüketildiğini bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların murisi, 5/1/2000 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu, tedavi amacıyla götürüldüğü hastanede vefat etmiştir. a) Başvurucu Zeliha Taşkın’ın şikâyeti üzerine, tedaviyi gerçekleştirdiği ileri sürülen İ.K. ve H.S. hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile anılan kişilerin görevi ihmal suçundan cezalandırılmaları talep edilmiştir. b) Mersin Asliye Ceza Mahkemesi, 21/3/2002 tarih ve E.2000/889, K.2002/211 sayılı kararla; sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi gereği 375,04 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.c) Temyiz üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 11/2/2004 tarih ve E.2003/1064, K.2004/2055 sayılı ilamıyla; sanıkların fiillerinin taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturabileceği dikkate alınarak, kusurlarının bulunup bulunmadığı ve kusur oranlarının tespiti amacıyla rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.d) Mahkemece, 19/3/2008 tarih ve E.2004/740, K.2008/297 sayılı ilamla; zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle sanıklar hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.e) Temyiz üzerine, Mersin Asliye Ceza Mahkemesinin 3/4/2008 tarihli ek kararı ile başvurucunun şikayetten vazgeçmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.f) Temyiz talebinin reddine dair kararın temyizi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 26/10/2010 tarih ve E.2008/19028, K.2010/17463 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır. a) Başvurucular 17/4/2002 tarihinde Mersin Asliye Hukuk Mahkemesinde İ.K. ve H.S. aleyhine açtıkları tazminat davasında, trafik kazası sonucu müdahalede bulunan doktor ve hemşire olan davalıların kusurları sonucu murislerinin vefat ettiği iddiasıyla 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmişlerdir.b) Mahkemece, 21/10/2003 tarih ve E.2002/438, K.2003/1300 sayılı kararla, davalıların kamu görevlisi oldukları ve kusurlu filleri sonucu ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla idare aleyhine dava açılabileceği gerekçesiyle; husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.c) Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/10/2004 tarih ve E.2004/3105, K.2004/10952 sayılı ilamıyla; salt kişisel kusura dayanılarak açılan davada işin esasının incelenmesi gerekirken, husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hüküm bozulmuştur.d) Mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporunda, Doktor İ.K.’nın 4/8, hemşire H.S.’nin 2/8 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.e) Mahkemece, 15/7/2013 tarih ve E.2004/733, K.2013/411 sayılı ilamla; aktüerya hesap uzmanı bilirkişisinin raporuna göre davalıların kusur oranları dikkate alınarak başvurucu Zeliha Taşkın’ın 098,19 TL, başvurucu Aysel Taşkın’ın 049,09 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle, başvurucuların talebiyle bağlı kalınarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, başvurucular için ayrı ayrı 500,00’er TL maddi, 000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.f) Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz incelemesi devam etmektedir. a) Başvurucular, Mahkemece hükmedilen 000,00 TL maddi tazminat miktarını düşerek, bilirkişi raporunda belirtilen bakiye tazminat miktarı 147,28 TL asıl alacak ile 245,17 TL faiz toplamı olarak 372,45 TL’nin tahsili amacıyla davalılar aleyhine 28/7/2013 tarihinde Mersin İcra Müdürlüğünde ilamsız icra takibi başlatmışlardır.b) Davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine, 20/8/2013 tarihinde Mersin İcra Müdürlüğünce takibin durmasına karar verilmiştir. c) İtiraz, başvurucular tarafından 24/10/2013 tarihinde öğrenilmiştir. d) Başvurucular itirazın kaldırılması veya iptali davası açmamışlardır.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.” 818 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:“Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” 2004 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.”