4. Hukuk Dairesi 2025/13981 E. , 2026/1596 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/484 E., 2023/540 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; mü…
4. Hukuk Dairesi 2025/13981 E. , 2026/1596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/484 E., 2023/540 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigortalıya aort anevrizması teşhisi konulduğunu, müvekkilinin bu teşhis sonucu Bypass ameliyatı geçirdiğini, sigorta şirketinin risk gerçekleştiği hâlde, sigorta bedelini tehlikeli hastalıklar statüsünde olmadığı gerekçesi ile ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL’nin davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hastalığının sigorta özel şartları gereği teminat altına alınan tehlikeli bir hastalık olarak nitelendirilmediğini, rizikonun teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2016 tarihli ve 2014/462 E., 2016/263 K. sayılı kararı ile benimsenen bilirkişi raporuna göre, hastalığın tehlikeli hastalık olsa dahi poliçede sayılan hastalıklardan biri olmadığı, sadece bunlara sebep olacak türden bir hastalık olduğu, sigortalının kalp krizi geçirmediği, inme (felç) olmadığı, ... Devlet Hastanesinden alınan 01.10.2013 tarihli sağlık kurulu raporuna göre daimi maluliyetinin de %58 oranında olduğu anlaşıldığından hastalığın poliçe teminatı kapsamında olmadığı ve davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1-İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.05.2017 tarihli ve 2016/12382 Esas, 2017/5769 Karar sayılı ilamıyla; “…Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelinin davaya konu rahatsızlığın ve sonucunda yapılan operasyonun teminat kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılama sırasında biri ek rapor olmak üzere dört adet heyet raporu alındığı, ilk raporda; disekan Aort Anevrizması + İleri IY saptanan hastanın, hastaneye yattıktan 4 gün sonra ameliyat olduğu, rahatsızlığın, poliçede tehlikeli hastalık olarak belirlenmiş Miyokard Enfarktüsü (Kalp Krizi) ile bir ilgisinin olmadığı, davacının geçirdiği rahatsızlığın miyokard enfarktüsü olarak değerlendirilebilmesi mümkün görülmediği belirtilmiş, ikinci raporda; “Akut Myokartd İnfarktüsü " ve “hastalık sonucu oluşan inme” rahatsızlıkları hakkında açıklama yapılmak suretiyle davacının hastalığının poliçe özel şartına göre Akut Myokard İnfarktüsü ve İnme teminat grubuna dahil olduğundan dava konusu taleplerin sigorta güvencesi altında olduğu, aynı heyetten alınan ek raporun da kök rapor ile aynı mahiyette olduğu, birinci ve ikinci heyet raporları arasındaki çelişki nedeniyle üçüncü bir heyetten rapor alındığı, bu raporda ise; davacı rahatsızlığı olan Aort Anevrizmasının "tehlikeye haiz hastalıklar" statüsünde değerlendirilmesi gerektiği, hastalığın tehlikeli hastalık olduğu anlaşılmakla birlikte, taraflar arasında imzalanan Garantili Yarınlar Hayat Sigortası Sertifikasında belirtilen tehlikeli hastalıklar statüsünde olmadığı belirtilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır. Az yukarıda belirtildiği üzere, son rapor hükme esas alınmış ise de, anılan raporda ilk iki rapora değinilmediği, karşılaştırılma yapılmadığı, çelişkilerin giderilmesine yönelik açıklamalarda bulunulmadığı, özellikle ikinci raporda hastalığın teminat kapsamında olduğuna yönelik açıklamalara ilişkin görüş beyan edilmediği gözetildiğinde, dosya ve tüm eklerinin Adli Tıp Kurumuna gönderilerek poliçe ile davacı iddia ve davalı tarafın savunması doğrultusunda dava konusu rahatsızlığın teminat kapsamında bulunup bulunmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve çelişkileri giderecek şekilde tespiti yönünden rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…”gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. 2-Davalı vekili kararın düzeltilmesini talep etmiş, karar düzeltme talebi Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince reddedilmiştir. B. Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/73 E., 2018/18 K. sayılı kararı ile uyuşmazlığın hastalığın tehlikeli hastalık olup olmadığı değil, poliçe teminatında yer alan hastalıklardan biri olup olmadığı noktasında toplandığı, bozma kararında raporlardaki tıbbî değerlendirmeler göz ardı edilerek Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor alınmasının gerekliliğine işaret edilmiş ise de; alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, birinci ve sonuncu raporun birbirini desteklediği, ikinci raporun da aslında aynı mahiyette olup tehlikeli hastalıklar tanımının genişletildiği, hukukî yorum, tedavi edilmediğinde inme ya da kalp krizine sebep olabileceği gerekçe gösterilerek dolaylı hastalık yorumu yoluyla hastalığın poliçe teminatına dahil edilmesinin sadece yorum farkından dolayı hatalı olduğu, her bir raporun içerik ve gerekçeleri incelendiğinde eksik inceleme bulunmadığı, netice olarak davacının aort anevrizması operasyonunun tehlikeli hastalık olduğu ancak davanın konusu olan poliçede yer alan dört hastalıktan biri olmadığı, tedavi edilemeyen bir aort anevrizmasının inmeye ya da kalp krizine sebep olabileceği gerekçesi ile inme olmadan inme teminatından, kalp krizi geçirmeden miyokart enfarktüsü teminatından faydalanmasına imkan sağlayamayacağı, bilgilendirme formunda davacının imzasının olmamasının her tehlikeli hastalığın poliçe teminatına dahil hastalık sayılmasına sebep olmayacağı, poliçe teminatı kapsamında olmayan hastalık nedeni ile davalı sigorta şirketinin teminat ödemekle yükümlü olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2022 tarih ve 2020/(17)4-2 45... /950 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece, raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeyen ve teknik inceleme bakımından kendi içinde de çelişkili açıklamalara yer verilen son bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Oysa anılan raporda ilk iki rapora değinilmediği gibi, karşılaştırılma da yapılmadığı, özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektiren bu konuda çelişkilerin giderilmesine yönelik teknik açıklamalarda bulunulmamış olup, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiştir. Bu durumda eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemeyeceğinden mahkemece; dosya ve eklerinin Adli Tıp Kurumuna gönderilerek poliçe ile davacı iddia ve davalı tarafın savunması doğrultusunda dava konusu rahatsızlığın teminat kapsamında bulunup bulunmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve çelişkileri giderecek şekilde tespiti yönünden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi 12.10.2023 tarihli ve 2022/484 Esas, 2023/540 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma İlamı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 07.08.2023 tarih ve 12917 sayılı kurul raporunda ''Kişide gelişen aort anevrizma hastalığı her ne kadar tehlikeli hastalık olsa da düzenlenen poliçe kapsamında belirtilmemesi ve netice itibariyle miyokard enfarktüsü, inme ve kanser gibi hastalıklara sebebiyet verdiğine dair yeterli tıbbi delil bulunmaması nedeniyle söz konusu hastalığın poliçe kapsamında değerlendirilemediği hususu oy birliği ile mütalaa olunur. Kişide gelişen aort anevrizma hastalığı her ne kadar tehlikeli hastalık olsa da düzenlenen poliçe kapsamında belirtilmemesi ve netice itibariyle miyokard enfarktüsü, inme ve kanser gibi hastalıklara sebebiyet verdiğine dair yeterli tıbbi delil bulunmaması nedeniyle söz konusu hastalığın poliçe kapsamında değerlendirilemediği'' hususunun mütala edildiği, bilirkişi raporunun Yargıtay bozma gereklerine uygun, önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu rahatsızlığın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamı sonrasında Adli Tıp Kurumu tarafından alınan raporun Yargıtay bozma ilamına uygun olarak hazırlanmadığını, değerlendirmenin hatalı olduğunu, sigortanın kapsamına bakıldığında; poliçede belirtilen hastalıklardan birine yakalanması ya da belirtilen operasyonlardan birini geçirmesi halinde sertifikada belirlenen tehlikeli hastalıklar teminat bedelinin sigortalıya ödeneceğinin belirtildiğini, müvekkilinin yaşadığı sağlık problemlerinin hem inmeye hem de kalp krizine girdiğinin rapor altına alındığını, davalı tarafından bu rapora itiraz edilmediğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık sağlık sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.