Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3217 E. , 2024/3662 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3217 Karar No : 2024/3662 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... …
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3217 E. , 2024/3662 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3217 Karar No : 2024/3662 DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü. İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Davacı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Derneğin amacı, bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve biçimleri ile faaliyet alanı, "Dernek, “Şiddete BOYUN EĞME!” anlayışıyla; her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar ve kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulmuştur. Dernek, ekonomik, psikolojik, cinsel ve fiziksel olmak üzere şiddetin çeşitli hallerine maruz kalmış olan mağdur çocuklara ve kadınlara gönüllü hukuksal, psikolojik ve ekonomik destek sağlar. Bu amaçla yargılama saflarında soruşturma ve kovuşturma evrelerine etkin katılım sağlar, şiddet mağdurları ve yakınları için tazminat davalarının yürütülmesini, şiddet mağdurları ve yakınları lehine yapılacak olan velayet, vesayet, koruyucu aile gibi her türlü hukuki yolun uygulanmasında avukatlık desteği sunar. Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır. Dernek tüzel kişiliği olarak dava açar veya katılma/müdahale talebinde bulunur. Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve Biçimleri 1- Faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi için araştırmalar yapmak, 2- Kurs, seminer, konferans ve panel gibi eğitim çalışmaları düzenlemek, 3- Amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan her türlü bilgi, belge, doküman ve yayınları temin etmek, dokümantasyon merkezi oluşturmak, çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda gazete, dergi, kitap ve bülten gibi yayınlar çıkarmak, 4- Amacın gerçekleştirilmesi için sağlıklı bir çalışma ortamını sağlamak, her türlü teknik araç ve gereci, demirbaş ve kırtasiye malzemelerini temin etmek, 5- Gerekli izinler alınmak şartıyla yardım toplama faaliyetlerinde bulunmak ve yurt içinden ve yurt dışından bağış kabul etmek, 6- Tüzük amacının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan gelirleri temin etmek amacıyla iktisadi, ticari ve sanayi işletmeler kurmak ve işletmek, 7- Üyelerinin yararlanmaları ve boş zamanlarını değerlendirebilmeleri için lokal açmak, sosyal ve kültürel tesisler kurmak ve bunları tefriş etmek, 8- Üyeleri arasında beşeri münasebetlerin geliştirilmesi ve devam ettirilmesi için yemekli toplantılar, konser, balo, tiyatro, sergi, spor, gezi ve eğlenceli etkinlikler vb. düzenlemek veya üyelerinin bu tür etkinliklerden yararlanmalarını sağlamak, 9- Dernek faaliyetleri için ihtiyaç duyulan taşınır, taşınmaz mal satın almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek ve taşınmazlar üzerinde ayni hak tesis etmek, 10- Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi durumunda yurt içinde ve yurt dışında vakıf kurmak, federasyon kurmak veya kurulu bir federasyona katılmak, gerekli izin alınarak derneklerin kurabileceği tesisleri kurmak, 11- Uluslararası faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak, 12- Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi halinde, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütmek, 13- Dernek üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaç maddelerini ve diğer mal ve hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurmak, 14- Gerekli görülen yerlerde temsilcilikler açmak, 15- Derneğin amacı ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, diğer derneklerle veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek için plâtformlar oluşturmak." şeklinde belirlenmiştir. Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı Dernek tarafından, Anayasanın 125. ve 36. maddeleri kapsamında dava açma yetkisinin bulunduğu, Dernek Tüzüğünde yer alan "...Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır. Dernek tüzel kişiliği olarak dava açar veya katılma/müdahale talebinde bulunur." ifadesine dayalı olarak, davacı Dernek tüzel kişiliğinin dava açma hakkı olduğu ileri sürülmektedir. Bu kapsamda, tüzükte yer alan anılan ifadelerin de davacı Derneğin ana amacı olduğu görülen "her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma" kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulduğu görülen davacı Derneğin, kuruluş amacı ve faaliyet alanları ile dava konusu edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" müfredat değişikliği arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, daha açık bir ifadeyle dava konusu ve kapsamı ile şiddet mağduru çocuk ve kadınlar arasında bir illiyet bağı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Aşağıda dökümü yapılan ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 11/06/2024 tarihinde oyçokluğu karar verildi. KARŞI OY : (X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmış olup, subjektif ehliyet koşulu "menfaat ihlali" olarak yer almıştır. Dava açma ehliyeti, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade eder. İptal davalarında, idari işlem ile davacı arasında subjektif ehliyet koşulu olarak aranan menfaat ihlalinin; kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince her somut olaya göre değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Bu açıklamalar karşısında, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanında dava konusu idari işlemin niteliğine bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Derneğin, “Şiddete BOYUN EĞME!” anlayışıyla; her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulduğu belirtildikten sonra; Derneğin, toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanabileceğine yer verilmiştir. Bu itibarla, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise dönemi müfredatını düzenleyen ve çocukları ilgilendiren dava konusu işlem ile davacı Dernek arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat bağının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı Dernek ile dava konusu işlem arasında menfaat ilgisi bulunduğundan, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.