(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/7659 E. , 2008/10947 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2006 gün ve 7395-8100 sayılı bozma kararında özetle: "Mahkemec…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2008/7659 E. , 2008/10947 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2006 gün ve 7395-8100 sayılı bozma kararında özetle: "Mahkemece; taşınmazın 1967 arazi kadastrosunda hangi nitelikle tapulama dışı bırakıldığı (taşlık, çalılık, orman, gibi nedenlerin hangisi) belirlenmemiş, ... İlçesinde imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, çekişmeli taşınmazın bu planın neresinde kaldığı belirlenmemiş, memleket haritasında açık alan olarak nitelendiği, yani orman olarak nitelendirilmediği bildirilmiş, ekli elle boyama memleket haritasında konumunu, denetime olanak tanımayacak biçimde işaretlemiş, orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanmamış, taşınmazın halen tahliye kanalı olarak kullanıldığı bildirildiği halde, zilyetliğin ne şekilde ekonomik amaca uygun olduğu, kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, dere yatağı olup olmadığı usulünce saptanmamış, tapulamada taşlık ve çalılık olarak tapulama dışı bırakıldığı bildirilen taşınmazın, imar ihya edilmeden zilyetliğe konu edilemeyeceği düşünülmemiş, imar ihya olgusu araştırılmamış, mahkemece bu çelişkiler ve yetersizler üzerinde durulmamıştır. 3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmakta, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamakta, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise, bu işleme ait kayıtlar, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmaktaydı. Bu uygulama, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur. Buna göre taşınmazın 1967 arazi kadastrosunda niteliği ne olarak belirlenip tapulama dışı bırakıldığı, orman kadastrosu kesinleşene kadar niteliğinin ne olduğu tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.