Başvuru, belediyeye bağlı bir kuruluşta çalışmaya başlandığı gerekçesine dayalı olarak yaşlılık aylığının kesilmesi üzerine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, belediyeye bağlı bir kuruluşta çalışmaya başlandığı gerekçesine dayalı olarak yaşlılık aylığının kesilmesi üzerine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun yaşlılık aylığı tahsis talebini değerlendiren Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından (SGK) başvurucuya 1/1/1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsis edilmiştir. Başvurucu 16/6/2003 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde (İZSU) avukat olarak çalışmaya başlamıştır. Başvurucunun yaşlılık aylığı almaya başladıktan sonra tekrar çalışmaya başladığı dönemde SGK tarafından başvurucuya yaşlılık aylığı ödenmesine devam edilmiştir. 1/1/2005 tarihinde yürürlüğe giren 28/12/2004 tarihli ve 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafıyla herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, kanunda sayılan kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalışmaları durumunda emeklilik veya yaşlılık aylıklarının kesilmesini zorunlu kılan yasal düzenleme yapılmıştır. İZSU tarafından başvurucunun yaşlılık aylığı almakta olduğu ve kurumlarında görev yaptığı 14/1/2005 tarihinde SGK'ya bildirilmiştir. Bunun üzerine SGK, 10/2/2005 tarihli yazı ile başvurucunun aylığının 2005 yılı Mart ayı itibarıyla kesildiğini başvurucunun çalıştığı kuruma bildirmiştir. Öte yandan SGK 1/1/2005-17/3/2005 tarihleri arasına ilişkin olarak başvurucuya ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili istemiyle İzmir İcra Müdürlüğünün 2005/9665 sayılı dosyasında icra takibi başlatmıştır. Başvurucu, 20/10/2005 tarihinde İcra Müdürlüğüne "böyle bir borcunun olmadığını" belirterek takibe itiraz dilekçesi vermiştir. SGK tarafından başvurucu aleyhine 4/8/2006 tarihinde İzmir İş Mahkemesinde itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkeme 18/6/2007 tarihinde davanın kısmen kabulü ile takibin 293,02 TL alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun yaşlılık aylığı almakta iken çalışmasını sürdürdüğü ve 5277 sayılı Kanun'un maddesine göre başvurucuya 1/1/2005 tarihinden sonra 293,02 TL yaşlılık aylığı ödendiği belirtilmiştir. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay Hukuk Dairesinin 10/11/2008 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Daire, söz konusu kanun hükmünün, SGK'ya aylık kesme yükümü getirmeyip, diğer kuruluşlara aylığı kesilmemiş kişileri çalıştırmama yükümlülüğünü öngördüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme 2/3/2009 tarihinde bozma ilamına uymuş ve davanın reddine karar vermiştir. Bu karar da temyiz edilmiş, Dairenin 11/5/2009 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Bu sırada söz konusu düzenlemenin bütçe kanunuyla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş ancak Anayasa Mahkemesince henüz iptal istemi hakkında bir karar verilmeden 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un maddesiyle mezkur düzenleme yürürlükten kaldırılarak söz konusu hükümler aynı Kanun'un maddesinde yeniden düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesince sonradan verilen 28/12/2005 tarihli ve E.2005/146, K.2005/105 sayılı kararla kanun koyucu tarafından yürürlükten kaldırılan 5277 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı, bütçe kanunuyla düzenlenmesi yasak olan konuları içerdiği gerekçesiyle iptal edilmiştir. 5335 sayılı Kanun'un ilgili düzenlemeyi içeren maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için tekrar Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, ancak Anayasa Mahkemesinin 3/4/2007 tarihli ve E.2005/52, K.2007/35 sayılı kararıyla düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığı belirtilerek iptal istemi reddedilmiştir. Başvurucu kesilen yaşlılık aylığının bağlanması istemiyle SGK aleyhine Ankara İdare Mahkemesinde 22/2/2006 tarihinde dava açmıştır. Ancak Mahkeme 14/2/2007 tarihinde uyuşmazlığın çözümü bakımından adli yargı yerlerinin görevli olduğunu belirterek davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Başvurucu bu defa yaşlılık aylığı kesilmesi işleminin iptali istemiyle 10/4/2009 tarihinde İzmir İş Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 10/2/2010 tarihinde davanın kabulü ile başvurucunun 1/3/2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, 5277 sayılı Kanun'un ve 5335 sayılı Kanun'un maddesindeki hükümlerin, SGK'ya aylık kesme yükümlülüğü getirmediği belirtilmiştir. Mahkemeye göre anılan hükümler ile diğer kuruluşların aylığı kesilmemiş kişileri çalıştırmama yükümlülüğü bulunmaktadır. Kararda ayrıca başvurucunun 2005 yılı Mart dönemine kadar ödenen yaşlılık aylıkları konusunda başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının reddine ilişkin kesinleşmiş hükme ve bu davadaki Yargıtay ilamlarına da atıfta bulunulmuştur. SGK tarafından hüküm temyiz edilmiştir. Dairenin 15/7/2010 tarihli ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında, yapılan kanun değişikliklerine göre herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık veya emeklilik aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin, 5335 sayılı Kanun'un maddesinde açıklanan nitelikte çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları vurgulanmıştır. Daire, emredici bu kanuni düzenlemeye aykırı biçimde çalışanların, fiilen çalışılan döneme ait yaşlılık veya emeklilik aylıklarının SGK tarafından kesilip yersiz ödenen aylıkların geri alınmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Bozma ilamında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (Genel Kurul) 27/5/2009 tarihli ilamında da aynı yaklaşım ve görüşün benimsendiğine dikkati çekmiştir. Daire ayrıca kesin hükmün ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerli olduğunu belirterek itirazın iptali davasında verilen hükmün eldeki dava bakımından kesin hüküm niteliğini taşımadığını açıklamıştır. Bozma ilamına uyan Mahkeme, 29/12/2010 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Temyiz edilen hüküm Dairenin 26/12/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır. Onama ilamında, İZSU'nun 5335 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası sayılan kurumlardan olduğuna vurgu yapılmıştır. Nihai karar başvurucu vekiline 18/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Mevzuat Hükümleri 5277 sayılı Kanun'un maddesinin (f) fıkrasının mülga ikinci paragrafı şöyledir:“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. ” Anayasa Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 28/12/2005 tarihli ve E.2005/146, K.2005/105 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Bu durumda, diğer yasalarla düzenlenmesi gereken konuların bütçe yasasıyla düzenlenmesi Anayasa'nın , , , ve maddelerine aykırılık oluşturduğundan itiraz konusu kuralların iptali gerekir.VI-SONUÇ2004 günlü, 5277 sayılı '2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu'nun maddesinin (f) fıkrasının ikinci ve üçüncü paragraflarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi." 5335 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...c) 2004 tarihli ve 5277 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin (f) fıkrası ile 30 uncu maddesi ve 37 nci maddesinin (e) ve (i) fıkraları,...Yürürlükten kaldırılmıştır." 5335 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası ve dördüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri;... f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),...Hakkında uygulanmaz. ” Yargısal İçtihatlar Anayasa Mahkemesinin 3/4/2007 tarihli ve E.2005/52, K.2007/35 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dava konusu kural, emekli veya yaşlılık aylığı almakta olan kişinin kendini çalışma gücüne sahip görerek kendi isteği ile kuralda belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlaması durumunda emekli aylığının kesilmesine ilişkindir.Buna göre, kişinin sosyal güvenlik hakkı ortadan kaldırılmamakta ve emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Kural, sadece belirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığında gelir elde edildiği sürece emekli aylığının kesilmesini öngörmektedir. Bu durumda da sosyal güvenliğin sosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı ortadan kalkmamaktadır. Kişi, yaşlılık dolayısıyla çalışamama riski karşılığında sosyal güvenlik sisteminin sağladığı emekli veya yaşlılık aylığından, belirtilen kurumlarda çalışarakdaha iyibir yaşam elde etmedüşüncesiyle kendi isteği ile vazgeçmektedir.Anayasa'nın maddesinde, çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri almak ödevi verilmiştir. Devlet, kişinin çalışma hakkını kullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak ve sınırlamaları kaldırarak görevini yerine getirecek, birey de çalışarak topluma yük olmaktan kurtulacaktır. Devletin herkese iş verme, herkesi işe yerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, Devlet olanakları ölçüsünde, yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla Devlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle de yasal düzenlemeler yapacaktır. Buna göre, Devlet işsizlere de iş imkanı sağlayacak istihdam tedbirlerini almak zorundadır. Sosyal güvenlik kurumlarından emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken kendi isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli veya yaşlılık aylıkların kesilmesinin, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan gençlere iş bulma amacı dikkate alındığında daha büyük sorunların çözümüne yönelik düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, sosyal güvenlik kurumundan emekli veya yaşlılık aylığı almakta olanların, kuralda sayılan kurum ve kuruluşlarda kendi istekleri ile yeniden çalışmaya başlamaları ve karşılığında aylık almaları nedeniyle, yaşlılık veya emekli aylıklarının kesilmesini öngören dava konusu kural, Anayasa'nın , ve maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir." Genel Kurulun 27/5/2009 tarihli ve E.2009/21-168, K.2009/218 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:"Açıklanan yasal süreç karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin belediyelerde herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacaklarına, dair düzenlemenin 2005 tarihinden başlamak suretiyle yürürlükte olduğu belirgindir. Davacının, dava dışı Belediye ile imzaladığı sözleşmeler uyarınca 2005 ile 2006 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı ile Belediye arasında düzenlenen sözleşmenin, 5393 sayılı Kanunun maddesine dayalı olarak düzenlendiği ve davacının anılan madde kapsamında sözleşme ile çalıştığı ve bu çalışmanın ise yukarıda da dayanakları açıklandığı üzere sözleşmeye konu 2005- 2006 tarihlerine yürürlükte bulunan 5277 ve 5335 sayılı kanun ile getirilen yasal düzenlemeye aykırı olduğu açıktır.Şu durumda; yerel mahkemenin davacının çalıştığı dönemin tamamı yönünden verilen, davanın kabulüne ilişkin kararı usule ve açıklanan yasal düzenlemelere aykırıdır." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin, kural olarak mülkiyeti edinme hakkını içermediğini kabul etmektedir (Stec ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01-65900/01, 12/4/2006, § 53). Bununla birlikte AİHM, modern demokratik devletlerde birçok bireyin, yaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarının tamamı ya da bir bölümünde, sosyal güvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlı olduklarını belirtmektedir. AİHM bu sebeple birçok hukuk sisteminin, bireylerin belli bir derecede belirlilik ve güvenliğe ihtiyaç duyduklarını kabul ederek onlara birtakım imkânlar sağladığını ve bu çerçevede, öngörülen bazı koşulların yerine getirilmesi şartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda hak tanıyan düzenlemelere yer verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM bu bağlamda ister önceden kişilerin katkı yapma şartına bağlı olsun ister olmasın, iç hukuka göre sosyal yardım alma hakkının bulunduğu durumlarda, bu ekonomik menfaatlerin 1 No.lu ek Protokol'ün maddesi kapsamında olduğu sonucuna varmıştır (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §§ 38-39). AİHM'e göre mülkiyet hakkına konu bir menfaatin sonradan ortadan kaldırılması, en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar bu menfaatin, 1 No.lu ek Protokol'ün maddesi kapsamında mülk olarak değerlendirilmesini engellemez (Beyeler/İtalya, B. No: 33202/96, 5/1/2000, § 105). Öte yandan AİHM, uyuşmazlık konusu menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı ancak bu şartın yerine getirilmediği durumlarda ise söz konusu menfaatin 1 No.lu ek Protokol'ün maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir (Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, §§ 82-83). AİHM, sosyal güvenlik sisteminin düzenlenmesi ve bu kapsamda hangi yardımların veya ödemelerin yapılacağı ya da ne kadar yapılacağı hususunda devletlerin geniş bir takdir yetkileri olduğunu kabul etmektedir (Stec ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 53). AİHM, Fabian/Macaristan ([BD], B. No: 78117/13, 5/9/2017) kararında yaşlılık aylığının kesilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir. Ayrımcılık yasağı kapsamında mülkiyet hakkının değerlendirildiği bu başvuru, bir kamu kuruluşundan emekli olan başvurucunun yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkindir. AİHM kararında özel ve kamu sektörlerinden emekli olanlar ile kamu sektöründen emekli olanların kendi aralarında farklı uygulama yapılarak kamu sektöründen emekli olan bazı kişilerin yaşlılık aylıklarından kesinti yapılmasının, müdahalenin taşıdığı meşru amaç dikkate alındığında ölçüsüz olmadığı sonucuna varılmıştır (Fabian/Macaristan, §§ 112-134).