Başvuru, tutuklamanın hukuka aykırılığı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuka aykırılığı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddialarının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da düzenlenen kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle kabul edilemez olduğuna 21/3/2019 tarihinde karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, en son Sivas Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmıştır. Sivas Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ile görevden uzaklaştırılmış ve 24/8/2016 tarihinde meslekten ihraç edilmiştir. Bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 22/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle Savcılık tarafından 22/7/2016 tarihinde Sivas Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, Sivas Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Tokat Sulh Ceza Hâkimliği 10/8/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olmak üzere karar vermiştir. Başvurucu 21/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 19/9/2017 tarihinde, başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş olup düzenlediği iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianame Ankara Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 27/9/2017 tarihinde kabul edilerek E.2017/169 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 22/11/2017 tarihli duruşmada, adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucunun 28/12/2017 tarihli dilekçesiyle, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması ile ilgili olarak haklarının saklı olduğunu belirterek tazminat talebinde bulunmadığı, anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmasının ve yapılan arama, elkoyma gibi işlemlerin hukuka aykırılığı iddiasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunarak Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davanın 20/3/2018 tarihinde reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Davacı Mehmet Ergin'ın 29/12/2017 tarihli dilekçesi ile Sivas Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen bir soruşturmada tutuklandığı soruşturma sonucunda TCK'nın 309/1 maddesi yönünden hakkında Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilip, Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/169 Esas sayılı dava dosyasının açıldığı ve yargılamanın halen derdest olduğu, her ne kadar davacı 5271 sayılı CMK'nın 141 maddesi uyarınca haksız tutuklama sebebiyle manevi tazminat davası açmış ise de, davacının tutuklanmasına karar verildiği, soruşturmanın kamu davasına dönüştüğü ve davacının sanık sıfatı ile yargılamasının halen devam ettiği, yargılamada verilmiş ve kesinleşmiş bir beraat hükmünün hali hazırda bulunmadığı, davacı hakkında her ne kadar Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verilmiş ise de tutuklama kararının suç vasfına yönelik değil eyleme yönelik bulunduğu, hakkında devam eden yargılama sonucunda terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi halinde gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın Maddesi uyarınca alabileceği olası mahkumiyet kararından mahsup edilebileceğinin şüphesiz olduğu, diğer taraftan davacının yargılama sonucunda beraat etmesi halinde beraat kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay, her halûkârda beraat kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesine CMK'nın 141 uyarınca tazminat davası açabileceği, bu aşamada manevi tazminat isteminin süre ve beraat kararı verilmiş olması hususu yönünden gerekli yasal şartları taşımadığı, sadece suçun vasıflandırılmasına yönelik veya birden fazla suç yönünden soruşturma yürütülen kişi hakkında suçlardan bir için Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilmesi tazminat hakkı doğurmayacağı kanaatine varılmakla henüz şartları gerçekleşmeyen manevi tazminat davasının reddine...[karar verilmiştir.]" Tazminat talebinin reddine dair karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir. Mahkeme 28/3/2019 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar vermiş; karar, istinaf yoluna başvurulmadan 4/4/2019 tarihinde kesinleşmiştir. İlgili hukuk için bkz. Fatma Maden, B. No: 2016/28719, 17/7/2018, §§ 21, 22; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 17,