11. Ceza Dairesi 2016/5864 E. , 2018/4060 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Sanık ... hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kamu davası açılmasına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmediği görülmekle, zamanaşımı süresi içerisinde bu konuda mahallince karar verilebilmesi mümkün görülmüştür. I- Sanık ... hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz iti
**11. Ceza Dairesi 2016/5864 E. , 2018/4060 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet Sanık ... hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kamu davası açılmasına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmediği görülmekle, zamanaşımı süresi içerisinde bu konuda mahallince karar verilebilmesi mümkün görülmüştür. I- Sanık ... hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1- 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.12.2012 tarih ve 2012/7523 esas sayılı iddianamesi ile 213 sayılı Yasanın 367. maddesine göre dava şartı olan mütalaa ve vergi suçu raporuna uygun olarak sanık hakkında, " 2009 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçundan kamu davası açıldığı, “sahte fatura kullanmak” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gibi birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan "sahte fatura düzenlemek" ve “sahte fatura kullanmak” suçlarının birbirine dönüşemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında iddianame dışına çıkılarak “2009 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçundan hüküm kurulması, 2- Sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suçlarında suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki "Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır" şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, 2009 takvim yıllarına ait kanaat oluşturacak sayıda fatura asıl ya da onaylı örneklerinden temin edilip dosya arasına konulması, incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, II- Sanık ... hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 1- Sahte fatura kullanma suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır'' şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; a -2010 takvim yılına ait suça konu fatura asıl yada onaylı suretlerinden kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması ve incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadıklarının tespit edilmesi, b- Faturaların kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıdığının anlaşılması halinde ise; ba- Suça konu faturaları düzenlediği iddia edilen şirket yetkilileri hakkında bu faturalardan dolayı kamu davaları açılıp açılmadığı sorulup varsa getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin bu dosyaya aktarılması, şirket yetkililerinin tanık sıfatıyla dinlenilerek sanığı tanıyıp tanımadıklarının, şirket adına yapılan işlemlerde sanıkla muhatap olup olmadıklarının sorulması, bb- Faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler araştırılarak satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti de yapılıp, gerektiğinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması ve toplanan tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, c- Kabule göre de; ca- 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesine göre “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura kullandığı belirtilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,cb- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanık ... hakkında sair yönleri incelenmeyen hüküm ile sanık ... hakkında hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar hakkında ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 02.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.