7. Ceza Dairesi 2013/19717 E. , 2014/18740 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Sanığın hükümlülüğüne, müsadereye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç tarihi ve suça konu eşyanın niteliğine göre sanığa atılı eylemin 15.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5752 sayılı kanunun 3. maddesiyle değişik…
**7. Ceza Dairesi 2013/19717 E. , 2014/18740 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : Sanığın hükümlülüğüne, müsadereye Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç tarihi ve suça konu eşyanın niteliğine göre sanığa atılı eylemin 15.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5752 sayılı kanunun 3. maddesiyle değişik 4733 sayılı kanunun 8/4 maddesinde öngörülen suçu oluşturacağı gözetilmeden oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni olarak sayılmamıştır. Kaçakçılık suçundan doğan ve kamu zararı olarak kabul edilen, eşyanın ithalinde öngörülen ... vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarının sanık tarafından giderilmemiş olması ve sanığın engel sabıkasının bulunması nedeniyle, sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin uygulama imkanı bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması sonuca etkili görülmemiştir. 1-Davaya katılma hakkı bulunmayan ... katılan olarak kabulü ile lehine maktu vekalet ücreti hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, 2-TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hiçbir ayrım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunluğuna hükmolunması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesi uyarınca, hükmün TCK'nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin 5. Bendinin çıkartılması, bunun yerine "TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet haklarından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,"ibaresinin eklenmesi, katılan idareye maktu vekalet ücreti verilmesine ilişkin kısmın, hüküm fıkrasından çıkarılması diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2014 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Suç tarihinde ..... Sulh Ceza Mahkemesince verilen 23.09.2008 tarih ve 517 sayılı adli ve önleme arama kararına istinaden jandarmaca yapılan yol kontrol çalışmaları sırasında, sanığında içinde bulunduğu aracın bagaj bölümünde yapılan aramada, şüpheliye ait kaçak sigaralar ele geçirilmiştir, şüpheli aşamalardaki beyanlarında kaçak sigaraları abisinin bahçesinde çalışan işçilere dağıtmak için götürdüğünü, ... kastının olmadığını, söylemiştir. Sanığın mahkumiyeti için yeterli ve yasal delil olup olmadığını irdelediğimizde; Sanık tüm aşamalardaki savunmalarında kaçak ve bandarolsuz sigara taşıdığını söylememiş, tam tersine işçilere dağıtmak için götürdüğünü belirtmiştir. Mahkemece sanığın savunmasına itibar edilmemiş, sigaraların miktar itibariyle kişisel kullanım miktarın üzerinde olduğu dikkate alınarak, kaçak sigaraları bu özelliğini bilerek ticari amaçla taşıdığından bahisle mahkumiyetine hükmetmiştir. Sanık savunmasında ticari amaçla taşıdığını kabul etmemiştir. Bu durumda mahkumiyetin asıl kanıtı ele geçen sigaralar ve üzerinde yapılan inceleme sonucu elde edilen diğer bilgilerdir. O halde sigaraların nasıl ele geçirildiğine ve bu işlemin hukuka uygun olup olmadığına bakmak gerekmektedir. Dosyada bir örneği bulunan..... Sulh Ceza Mahkemesince verilen 23.09.2008 tarihli arama kararı incelendiğinde; kamu düzeni ve genel asayişin sağlanması, meydana gelebilecek hırsızlık olaylarının önceden önlenebilmesi, faillerin yakalanabilmesi müessif olaylara engel olunabilmesi, bulundurulması yada taşınması yasak olan patlayıcı kesici delici madde ve eşyaların tespiti ve ilçemizin günaydoğu'... açılan yol güzergahı üzerinde bulunması nedeniyle uyuşturucu madde, silah,akaryakıt ve insan kaçakçılığı ile diğer suç ve suça konu olan maddelerin yakalanabilmesi amacıyla 1 Ekim 2008 ile 31.Ekim 2008 tarihleri arasında şahısların üzerinde ve araçlarında adli ve önleme araması yapılmasına karar verilmiştir. Bu karara istinaden araçta arama yapılmış ve sanığa ait sigaralar ele geçirilmiştir. Olayımız bakımından yasal düzenlemeler açısından incelendiğinde; Anayasamızın; 2.maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. 12.maddesi "herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilemez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir" hükmünü taşımaktadır. 13.maddesi ise, "temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz" biçimindedir. 20.maddesinde de, özel hayatın gizliliği güvence altına alınmış ve "Milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça yine sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz " hükümleri mevcuttur. Yine Anayasamızın 38.maddesinin 6.fıkrası da "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez." hükümünü amirdir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 206/2-..., 217/2, 230/1 maddeleri fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri içermektedir. Adli aramaların nasıl yapılacağı 5271 sayılı CMK.nun 116 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması gereklidir Önleme araması ise Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun 9.maddesi ile Arama Yönetmeliğinin 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. PVSK.nun 9.maddesinin 2.fıkrası "arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi gerekir." hükmünü amirdir. Arama talep yazısı dosyada mevcut değilse de, arama kararma dere olunan talep yazısındaki gerekçeler anlaşıldığı kadarıyla kanundaVi ibarelerin tekrarı niteliğinde, genel ve soyut kavramlardan ibaret olup 1Ekim- 31 Ekim 2008 tarihleri arasında 1 ... boyunca sürekli arama yapılmasına izin vermeyi haklı kılar nitelikte makul sebepler gösterilmemiştir. Belirtilen sebepler soyut ve genel olmaları yanında şehirler arası bir yolda 1 ... süre ile adli ve önleme aramasına izin verilmesi, suç işlenmesinin ve tehlikenin önlenmesi amacını aşan ve genel arama boyutuna ulaşan yasaya aykırı bir karar olur ki, böyle bir arama sonucu ulaşılan delillerin yasal nitelikte olduğu kabul edilemez. Arama için makul şüphe ve sebeplerin olduğunu gösteren hiçbir olguya yer verilmeden genel ve soyut ifadelere dayalı ve genel aramaya dönüşen söz konusu arama izni yukarıda maddeler halinde belirtilen Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu, herkesin vazgeçilemez, dokunulamaz temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulamayacağı, yalnızca şartları varsa Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamak kaydıyla kanunla sınırlandırılabileceği, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyasının aranamayacağı kurallarını boşa çıkaran ve adli aramayı düzenleyen CMK.nun 116.maddesindeki " yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebilece hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerler aranabilir" önleme aramasını düzenleyen PVSK.nun 9.maddesinin 2.fıkrasındaki "arama talep yazısında arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleri ile birlikte gösterilmesi gerekir." biçimindeki hükümleri bertaraf eden bir karar niteliğine dönüşmüştür. Aramanın genel ifadeler dışında haklı ve makul bir gerekçesi gösterilmemiştir. Belirtilen gerekçeler ile tüm yurt sathında arama izni almak mümkün olur ki, bu da hukuk devleti özelliği ile bağdaşmaz. O halde; Dairede incelenen diğer dosyalarda görüldüğü üzere benzer biçimde başka tarihler de verildiği anlaşılan.... Sulh Ceza Mahkemesi'nin adli ve önleme aramasına ilişkin olarak verdiği karar hukuka aykırı olup, bu karara istinaden durdurulup aranan yolcu otobüsünde ele geçen ve asıl delil niteliğini taşıyan sigaraların miktarına ve çeşidine, kaçak olduğunu gösteren ekspertiz raporuna dayanılamaz. Anayasa'nın 38/6, 5271 sayılı Yasa'nın 206/2-..., 217/2 , 230/1.madde ve fıkralarına nazaran hukuka aykırı olarak elde edilen bu delil hükme esas alınamaz. Bütün bu açıklamalardan sonra; Sanığın, kaçak sigaraların bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın aldığını gösteren, mahkumiyetini gerektiren delil mevcut değildir. Savunmalarında suçlamayı kabullenmemiştir. Hukuka aykırı bir arama kararına dayanılarak elde edilen sigaralar ve bunların uzak etkisi sonucu elde edilen hiçbir delile dayanarak hüküm kurma olanağı yoktur. Sonuç olarak; Sanığın beraati gerektiği, yerel mahkemece verilen mahkumiyet kararının açıklanan nendenlerle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. ... ... ...