6. Hukuk Dairesi 2024/1482 E. , 2025/1884 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/99 E., 2024/43 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I…
**6. Hukuk Dairesi 2024/1482 E. , 2025/1884 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/99 E., 2024/43 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1- Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının işyerinde Bond sistem açılır tavan sistemleri imalât ve montaj işi ile sürme ve katlanır sistemleri, cam sürme kapılar, camlı küpeşte sistemleri imalâtı, montajı, bakımı ve garantisi konusunda 29.03.2011 tarihli ve 04.04.2011 tarihli sözleşmeler imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeyi gereği gibi ifa ettiğini, sözleşme dışı iş bedeli olan 5.960,00 TL ve sözleşme bedelleri için düzenlediği faturanın davalı tarafından iade edildiğini, sadece 17.000,00 TL'lik bir ödeme yapıldığını, davalının aleyhine başlatılan takibe ise haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. 2- Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 29.03.2011 tarihli ve 04.04.2011 tarihli sözleşmeler imzalandığını, ancak davalının sözleşmeyi gereği gibi yerine getirmediğini bunun da müşteri ve hasılat kaybına neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi iş ve zarar karşılığı tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili 03.10.2018 tarihli ıslah dilekçe ile alacak talebini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 4.956,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1-Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 29.03.2011 tarihli ve 04.04.2011 tarihli sözleşmeler imzalandığını ancak davalının sözleşmeyi gereği gibi yerine getirilmediğini, 17.000,00 TL ödeme yapıldığını işin yüklenici davacı tarafından eksik bırakıldığını, şayet müvekkilinin haksızlığı düşünülecek olunursa davacının takibe konu etmesi gereken tutarın iş teslimi koşuluna bağlanan tutar olan 10.564 TL + KDV toplam 12.465,52 TL olması gerekeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2-Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 29.03.2011 tarihli ve 04.04.2011 tarihli sözleşmeler imzalandığını, üzerine düşen yükümlükleri eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davacının sözleşme ve sözleşme dışı yapılan iş bedelini ödemediğini savunarak , davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2013 tarihli kararı ile yüklenicinin sözleşme dışı olarak nitelendirdiği işin ayrı bir iş olarak düşünülemeyeceği, sözleşme gereği yapılan işin tamamlayıcı parçası olduğu, bu nedenle buna ilişkin bedel talebinde bulunamayacağı, yüklenicinin sözleşmeye göre edimini yerine getirdiği, devamında sözleşmenin bakım şartıyla sonradan oluşabilecek hususların giderilebileceği ve iki yıllık bu sürenin dolmayıp devam ettiği, ayrıca bakım süresi olan iki yıllık sürenin henüz dolmadığı, işverenin eksikliklerin bir kısmının kendisi tarafından giderildiğine ve iş ve kazanç kaybına uğradığına ilişkin iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle,asıl davanın kısmen kabulüne, 36.336,00 TL'lik takip kısmına yapılan itirazın iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına, birleşen davanın da reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2014 tarihli, 2014/3964 Esas, 5686 Karar sayılı ilamı ile dosyada bulunan bilirkişi raporları incelendiğinde yapılan işte bir kısım ayıpların olduğu, konunun uzmanı yeniden oluşturulacak üç kişilik teknik bilirkişi heyeti ile mahallinde inceleme yapılarak asıl davada akdedilen sözleşmeler, götürü bedel sözleşme olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranı saptanıp bu oranın götürü bedel uygulanmak suretiyle hesaplanması ve bulunacak bu miktardan yapılan ödeme düşüldükten sonra iş bedelinden ödenmeyen alacağın tespiti ile buna varsa sözleşme kapsamında olmayan işlerin BK’nın 410 ve devamı maddelerince yapıldığı tarihteki serbest piyasa fiyatlarına göre tutarının hesaplattırılarak ilave edilmesi, birleşen davada ise davacı iş sahibinin ayıp nedeniyle alacağı varsa hesaplanıp hüküm altına alınmasından ibaret olduğu mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan verilen kararın hatalı olduğu gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 15.11.2018 tarihli kararı ile asıl dava yönünden davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri tam olarak yerine getirmediği, yapılan işlerdeki ayıpların giderilmediği, yüklenici davacının ayıp ve eksik işler nedeniyle iş bedelinden %5 indirim yapması gerektiği, sözleşme kapsamı dışında ek-ilave işlerin de yapıldığı, bu durumda davalı tarafça yapılan ödeme de dikkate alınarak davacının davalıdan 40.902,00 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 40.902,00 TL alacağa yönelik davalının itirazının iptaline takibin bu miktar üzerinden devamına, birleşen dava yönünden ise yapılan işlerdeki ayıpların dava dışı firma tarafından giderildiği, bu durumda ayıplı işler nedeniyle dava dışı firmaya ödenen bedel kadar işveren davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararının süresi içinde davalı-birleşen dosya davacısı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarihli ve 2019/552 Esas, 2019/3759 Karar sayılı kararıyla; mahkemece Dairemizin bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiş ise de tek teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre karar verilmesi hatalı görülmüş, önceki bozma ilamındaki hususlar tekrar edilerek, kararı temyiz eden tarafın sıfatı da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına , hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre eserin tamamlandığı ancak Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2014 tarihli, 2014/3964 Esas, 5686 Karar sayılı ilamı ile eserin ayıplı olduğunun kesinleştiği, davaya konu eserin iş sahibi tarafından söküldüğünün belirlendiği, bu nedenle ayıp oranı tespitinin yapılamadığı, ancak 01.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 13.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda eserin %95 oranında tamamlandığına yönelik tespitlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, işverenin de ticari defterlerini imha ettiğini bildirdiği, ayıbın daha yüksek oranda olduğuna ilişkin iş sahibince başka bir delil getirilmediği, yüklenici tarafından yapılan sözleşme dışı iş bedelinin 5.960,00 TL + KDV olduğu, iş sahibi tarafından 17.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığının da çekişmesiz olduğu hal böyle olunca asıl davaya ilişkin hükmün aynen tekrar edilmesinin gerektiği, birleşen dava yönünden ise her ne kadar zararın miktarını kanıtlayamadığı anlaşılmış ise de mahkemenin 15.11.2018 tarihli, 2015/1204 Esas, 2018/1104 Karar sayılı kararını sadece davalı - birleşen davacı tarafından temyiz edildiğinin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne 40.902,00 TL alacağa yönelik davalının itirazının iptaline takibin bu miktar üzerinden devamına, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Mahkemece alınan 16.04.2012 tarihli bilirkişi raporunda çatının yağmur sularını içeriye aldığı, yine Beyoğlu ... Noterliği'nin 30.09.2011 tarihli Düzenleme Şeklinde Tespit Tutanağı'nda da yağmur suyunun içeriye aktığının tespit edildiği, bu resmi kayıtların değerlendirilmediğini, bu kadar ciddi bir ayıbın %5 olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu , b. Dosyada alınan 31.10.2023 tarihi 4. ek raporda kazanç kaybı var ise tespiti için turizmci - işletmeci ehil bilirkişinin değerlendirme yapması gerektiğinin bu nedenle de değerlendirilmediğinin belirtildiği ancak mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, c. Bozma ilamlarında ayıpların işin tamamına fiziken oranlanması gerektiği belirtilmiş ise de oranlamanın yapılmadığını, d. Zarar sadece ayıplı eserin açılır kapanır tavan sisteminin sebep olduğu zararın giderilmesi için yapılan cam sistemlerin faturası baz alınarak hesaplanmış ise de aslında çatı sistemindeki ayıbın giderilmesi için yeniden yapılması gerektiğinin gözden kaçırıldığını, e. Asıl davanın ayıplı imalat nedeniyle reddinin ve birleşen davada da müvekkilimin zararının tam olarak hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl dava yönünden bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptâli istemine, birleşen dava ise eksik ve ayıplı iş nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi ve kazanç kaybı istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre yüklenicinin sözleşmeye göre edimlerini ifa ettiği, her ne kadar mahallinde incelemede işveren tarafından yüklenicinin yapmış olduğu işlerin sökülüp atıldığı dava dışı yükleniciye yaptırıldığı ileri sürülmüş ise de, bu hususların işveren tarafından ispat edilemediği, ayıp oranın tespitinin yapılamadığı, ancak Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2014 tarihli 2014/3964 Esas 5686 Karar sayılı ilamı ile eserin ayıplı olduğunun kesinleştiği, eserin %95 oranında tamamlandığına yönelik tespitin yerinde olduğu %5'lik nefaset kesintisinin yapılarak hesaplama yapıldığı ve yüklenicinin alacağının belirlendiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunduğu anlaşılmakla davalı- birleşen davada davacı vekilinin buna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı- birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.