5. Hukuk Dairesi 2023/8424 E. , 2024/1382 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2617 Esas, 2023/1908 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/470 Esas, 2022/373 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir…
**5. Hukuk Dairesi 2023/8424 E. , 2024/1382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2617 Esas, 2023/1908 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/470 Esas, 2022/373 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, ... Mahallesi 44801 ada 35 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin paydaş olduğunu, taşınmazın bulunduğu alanın nazım imar planı ile ağaçlandırma alanı olarak ayrıldığını, bu hususun tapuda tescil edildiğini, davalı idarece dava konusu taşınmaza fiilen de el atıldığını ileri sürerek davacının payının bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri yönünden resen incelenmesini ve zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, dava konusu taşınmazın 84187 nolu parselasyon planı kapsamında “Ağaçlandırılacak Alan” olarak ayrıldığını, söz konusu parselde Belediyenin de hissesi bulunduğunu, İmarın 44801 ada 35 parseli 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Yönetmeliğin 12 nci maddesine göre “Düzenleme sahasında bulunan, okul, hastane, kreş, belediye hizmet veya resmi tesis alanı gibi umumi tesislere ayrılan alanların parselleri düzenlemeye giren parsellerin alanları oranında pay verilmek suretiyle hisselendirilir.” hükmüne göre Kamu Ortaklık Payı alanı olarak değerlendirildiği, ilgi yazıda bahsi geçen 44801 ada 35 parselin imar planındaki kullanımı “Ağaçlandırılacak Alan” kullanımında olup, ilgili kamu kurumlarınca kamulaştırılması yapılmadan fiili olarak el atılmasının mümkün olmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde hissedarı olduğu taşınmaz üzerindeki tasarruf haklarının kısıtladığı iddia edilse de Kamu Ortaklık Payı parsellerinin fiili olarak kamulaştırılmadan malikleri tarafından piyasa rayiç değeri üzerinden tapuda alınıp satılabilmekte olduklarını, bu itibarla idarenin taşınmaza fiili bir el atmasının söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin davalı idare tarafından imar planında ağaçlandırılacak alan olarak planlandığı, ticari rekreasyon alanına dönüştürülmesinin idare mahkemesi kararı ile uygun bulunmayarak bu yöndeki işlemin iptal edildiği dikkate alındığında,imar durumuna uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması ve imar uygulaması ile oluşan parselin kamuya özgülenme durumunun da değişmemesi gözetilerek davanın kabulüne taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ve davalı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1999 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında taşınmazın Ağaçlandırılacak Alan olarak ayrıldığını, Kamu Ortaklık Payı parselinden çıkartılarak maliklerin kullanımına bırakıldığını, fiilen el atmanın olmadığını, idari yargının görevli olduğunu, husumetin kendilerine düşmediğini, Danıştay kararlarının dikkate alınmadığını, davacının dava konusu taşınmazı imar planındaki konumunu bilerek satın aldığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etniştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın Büyükşehir Belediye Meclisinin 17.09.1998 tarihli ve 594 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile Yenimahalle Belediye Meclisinin 30.06.1999 tarihli ve 190 sayılı kararı ile uygun görülerek 28.07.1999 tarihli ve 3855 sayılı yazısı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği kapsamında "Ağaçlandırılacak Alan" kullanımında kaldığı, 44801 ada 31 nolu parsel ve 32, 33, 34, 35 parselleri de kapsayan alanın kullanım kararının "Ağaçlandırılacak Alan"dan "Ticari Rekreasyon Alanına" dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Büyükşehir Belediye Meclisinin 21.09.2016 tarihli ve 1908 sayılı kararı ile onaylandığı; Ancak Ankara 11. İdare Mahkemesinin 23.05.2018 tarihli ve 2016/5151 Esas, 2018/1127 Karar sayılı kararı ile Belediye Meclisinin 21.09.2016 tarihli ve 1908 sayılı kararı, 44801 ada 34 parselin, gürültü, emisyon ve görsel kirliliğin etkilerin azaltılmasına yönelik olarak tampon bir alan oluşturulması amacıyla pasif bir yeşil alan kullanımı olan ağaçlandırılacak alan olan kullanımının kaldırılarak ticari rekreasyon kullanım kararı getirilmesinin plan bütünlüğünü bozması, Mermerciler Küçük Sanayi Sitesini çevreleyen alanda getirilen ticari rekreasyon alanı kullanımının yerine uygun bir kullanım kararı olmadığı gibi imar planlarının yapımından beklenen güvenli ve sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulması ve yaşam kalitesinin artırılması amacına da hizmet etmeyeceği, sebepleriyle iptal edildiği ve imar durumunun ağaçlandırılacak alan durumuna döndüğü, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığının bildirildiği, bu itibarla fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu bu şekilde kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümlede dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olduğu gözetilerek arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedel tespit edilmesinde ve bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde, mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı ancak 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 4 ile maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlâk muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun’un Ek 1 inci maddesi ile 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümlesi. 5. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi ve Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza imar planında ayrılma amacına uygun fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, dava konusu taşınmazın Büyükşehir Belediye Meclisinin 17.09.1998 tarihli ve 594 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile Yenimahalle Belediye Meclisi'nin 30.06.1999 tarihli ve 190 sayılı kararı ile uygun görülerek 28.07.1999 tarihli ve 3855 sayılı yazısı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği kapsamında "Ağaçlandırılacak Alan" kullanımında kaldığı, 44801 ada 31 nolu parsel ve 32, 33, 34, 35 parselleri de kapsayan alanın kullanım kararının "Ağaçlandırılacak Alan"dan "Ticari Rekreasyon Alanına" dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Büyükşehir Belediye Meclisinin 21.09.2016 tarihli ve 1908 sayılı kararı ile onaylandığı; ancak Ankara 11. İdare Mahkemesinin 23.05.2018 tarihli ve 2016/5151 Esas, 2018/1127 Esas sayılı kararı ile Belediye Meclisinin 21.09.2016 tarihli ve 1908 sayılı kararının iptal edildiği ve imar durumunun ağaçlandırılacak alan durumuna döndüğü, bu haliyle dava konusu taşınmaza hukuken el atıldığı anlaşıldığından emsal karşılaştırması yapılarak belirlenen payının bedelinin davacı tarafa ödenmesine, taşınmazdaki davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” düzenlemesi ile 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü gerektiğinden bahsedilmiş ise de 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 5. Kaldı ki eldeki davada dava konusu taşınmaz 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ağaçlandırılacak alanda kaldığından ve fiili bir el atma bulunmadığından taşınmazda hukuki el atma nedeniyle taşınmazın bedeline hükmedildiğinden Ek Madde 4'ün uygulanması doğrudur. 6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.