Ceza Genel Kurulu 2009/11-164 E. , 2009/275 K. "" İtirazname: 2009/134069 Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi Sanıklar E.S., S.B.ve A. G.’nun suç işlemek için teşekkül oluşturmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından delil yetersizliğinden, sanıklar M.Ş., T. D., H. Z., D. K., H. K., K.P.ve M.K.'ın suç işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan suçun unsurları oluşmadığından beraatlarına, Sanıklar M.Ş., T.D., H. Z., D. K., H. K., K. P.ve M. K.ın kredi kartı sözleşmesinde saht…
**Ceza Genel Kurulu 2009/11-164 E. , 2009/275 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname: 2009/134069 Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi Sanıklar E.S., S.B.ve A. G.’nun suç işlemek için teşekkül oluşturmak ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından delil yetersizliğinden, sanıklar M.Ş., T. D., H. Z., D. K., H. K., K.P.ve M.K.'ın suç işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan suçun unsurları oluşmadığından beraatlarına, Sanıklar M.Ş., T.D., H. Z., D. K., H. K., K. P.ve M. K.ın kredi kartı sözleşmesinde sahtecilik suçundan 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasasının 37/2, 765 sayılı TCY’nın 80 ve 59. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1’er yıl 11’er ay 10’ar gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, T.D., D.K.ve H. Z.hakkındaki cezaların 647 sayılı Yasanın 6. uyarınca ertelenmesine ilişkin, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.02.2008 gün ve 36-30 sayılı hüküm, tüm sanıklar için zorunlu müdafii olarak atanan Av. M.H.B. tarafından 28.02.2008 tarihinde temyiz edilmekle, temyiz istemi Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince 28.02.2008 gün ve 36-30 ek sayı ile süresinde olmadığından bahisle CMK’nın 296/1. maddesi uyarınca red edilmiştir. Temyizin reddi kararının da beraat eden sanıklar E.S., S.B. ve A.G. dışındaki sanıkların müdafii sıfatıyla Av. M.H.B.tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesince 22.12.2008 gün ve 13282-13686 sayı ile; bu red kararı onanmıştır. Yargıtay C.Başsavcılığınca 02.07.2009 gün ve 134069 sayı ile; “…Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 504/3 maddesinin üst haddinin 5 yıl hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle, 5271 Sayılı Yasanın 5560 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hükmü gereğince sanıklar için bir müdafiin atanması zorunludur. Bu durumda, zorunlu müdafiinin 5271 sayılı Yasanın 156/1- b maddesi gereğince mahkemenin istemi üzerine baroca atanması gerekmekte olup, olayımız açısından üst sınırı 5 yıl hapis cezası olan nitelikli dolandırıcılık suçuyla ilgili olarak yapılmakta olan yargılama sırasında mahkemenin istemi ile baroca zorunlu müdafi olarak Avukat M.H. B.'nun tayin edilmiş olmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. İtiraza konu uyuşmazlığa benzer bir olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 tarih, 2008/8-9 E, 2008/58 sayılı kararında; 1- Zorunlu müdafii atamasının yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre tayin edilmiş zorunlu müdafiye yapılan tefhim ve tebliğ, aynen vekaletnameli müdafiye yapıldığında olduğu gibi hukuki sonuçlarını doğurur. Ancak; bunun ön şartı, kendisine bir zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmiş olmasıdır. 2- Sanığın zorunlu müdafii azletme ve değiştirilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. 3- Kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olan sanık buna ses çıkarmazsa, zorunlu müdafiin yapmış olduğu ve kendisinin açıkça karşı çıkmadığı tüm tasarrufların sonuçlarına katlanmak zorundadır.