Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Akşehir merkezi bir şirket olup tüm Türkiye'de tanınan tarım işlerinde meyve alım-satım işleri alanında faaliyet yürüten bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı-borçlu arasında dava konusu faturaya konu malların davalıya satımı konusunda anlaşıldığını, müvekkili şirketin, davalı ... Şti'ye fatura konusu malların 16/01/2020 tarihli sevk irsaliyesi ile birlikte teslim edildiğini, müvekkili tarafından davalı(borçlu)ya teslim edilen malla
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Akşehir merkezi bir şirket olup tüm Türkiye'de tanınan tarım işlerinde meyve alım-satım işleri alanında faaliyet yürüten bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı-borçlu arasında dava konusu faturaya konu malların davalıya satımı konusunda anlaşıldığını, müvekkili şirketin, davalı ... Şti'ye fatura konusu malların 16/01/2020 tarihli sevk irsaliyesi ile birlikte teslim edildiğini, müvekkili tarafından davalı(borçlu)ya teslim edilen malların organik mallar olduğunu, organik olarak satılan bu malların izlenebilirlik ilkesi gereğince organik olup olmadığı yönünde analizlerinin yapılarak denetim ve sertifikasyon firmalarına bilgi verildiğini, nitekim davalının müvekkilinden teslim almış olduğu ürünlerin analizini yaptırarak bu alanda bağımsız faaliyet gösteren .... Şti şirketine uygunluk belgesi gönderdiğini, davalının müvekkili şirketten teslim almış olduğu malların doğruluğunun dava dilekçesi ekinde sunulan F.001-ÜO Doğruluk Onay Bildirim Formunda davalı tarafça onaylandığını, bu hususta BS formunun 16.01.2020 tarihinde elektronik fatura müvekkili şirketin vergi dairesi olan Akşehir Vergi Dairesi aracılığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı'na bildirdiğini, aynı şekilde BA formunun da davalı tarafından Kemalpaşa Vergi Dairesi ve gelir idaresi başkanlığına bildirildiği kanaatinde olduklarını, zira davalı muhasebecisi ile müvekkilinin muhasebecilerinin telefon ortamında şifahen mutabakatta bulunduklarını, teslimi gerçekleştirilen mallara istinaden fatura miktarının tamamının borçlu firmaya kesilmiş olup malların borçlu şirkete teslim edildiğini, davalı-borçlu firma tarafından irsaliye faturası ve F.001-ÜO Doğruluk Onay Bildirim Formu ile davalı-borçlu tarafından kaşe ve imza ile teslim alınan mallar nedeniyle müvekkiline 686.800,00 TL bedel ile borçlandığını, bu hususta defalarca müvekkili şirket yetkilisinin, davalı yan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini ve alınan mal ve hizmet dolayısıyla borçlandıkları bakiye miktarını ödemelerini rica ettiklerini, ancak bu hususta müvekkili şirketin herhangi bir sonuç alamadığını bunun üzerine Ankara 25.İcra Müdürlüğü 2020/2165 E. Sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatıldığını ve söz konusu icra dosyasının yetkisizlik ile Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2020/470 E. Sayılı dosyası ile devam edildiğini, ancak davalı-borçlu yanca iş bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, itiraz metni incelendiğinde matbu olarak itiraz edildiğini, itiraz evrakına ek olarak hiçbir ödeme belgesi sunulmadığının açıkça görüldüğünü, borçlunun icra takibini akim bırakmak amacı ile kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, akabinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurulduğunu , arabulucuk sürecinde yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanmadığını ve dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olarak fatura tarihinden 13 gün sonra iade faturası gönderdiğini, müvekkili şirketin ise kötü niyetli olarak kesilen iş bu iade faturasını Akşehir 1.noter 03.02.2020 Tarihli 01288 Yevmiye numaralı ihtaname ile iade ettiğini, nitekim gönderilen fatura içeriklerine, davalı yanca süresi içerisinde itiraz edilmediğini ve fatura içeriklerinin kabul edilmiş durumda olduğunu, bilindiği üzere; “ TTK 21/2 Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” denmek sureti ile süresi içerisinde itiraz edilmeyen fatura içerikleri kabul edilmiş sayılacağını, bu hususta pek çok emsal Yargıtay kararının bulunduğunu, fatura edilen malların teslimi akabinde davalı yanca borca karşılık bir ödemesi bulunup bulunmadığının yazılı delillerle ispatlaması gerektiğinin açıkça hüküm altına alındığını, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin davalı yandan 686.800,00 TL alacağı olduğunun açıkça tespit edileceğini, ayrıca davalı-borçlunun ticareti defterleri incelendiğinde müvekkili şirkete icra takip miktarı nispetinde borcu olduğunun görüleceğini, bu nedenle öncelikle BA-BS forumlarının ilgili vergi dairelerinden celbi ile müvekkiline ve davalıya ait ticari defterlerin celbi ile incelenmesini talep ettiklerini, davalı yanın her ne kadar itirazında hiçbir borcu olmadığını iddia etse de şirket kayıtlarından bu hususun aksinin rahatlıkla ispatlanacağını, borçlu yanca müvekkiline bakiye borç miktarı nispetinde ödeme yapılmadığını, HMK 190 gereğince bu hususun davalı tarafından yazılı delil ile ispat edilmesinin gerektiğini, zira Mahkemeye sunmuş oldukları fatura konusu ürünlerle ilgili borçlu şirketin BA formu düzenlediğini, ticari defterlerinde müvekkili şirkete borçlu konumunda olduğunu ve söz konusu bakiye borç miktarının borçlu firma tarafından ödenmediğinin açıkça görüleceğini, davalı şirketin müvekkili şirkete borcu olduğunu ve bu bağlamda itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunun açıkça görüldüğünü belirtmiş, Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/470 Esas Sayılı Dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı-borçlunun itirazının haksız olması ve de takibin durmasına sebebiyet vermesi nedeniyle alacak miktarının %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr (kötüniyet) tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.