1. Hukuk Dairesi 2011/1314 E. , 2011/2795 K. "" MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı 1572 parsel sayılı taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, sınırlarında dere ve deniz bulunduğunu, sınırların değişebilir nitelikte olduğunu ileri sürerek, 3402 ve 3621 Sayılı Yasalar uyarınca kıyıda kalan kısımların tapu kayıtlarının iptaline, geri kalan kısmın Hazine…
**1. Hukuk Dairesi 2011/1314 E. , 2011/2795 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı 1572 parsel sayılı taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, sınırlarında dere ve deniz bulunduğunu, sınırların değişebilir nitelikte olduğunu ileri sürerek, 3402 ve 3621 Sayılı Yasalar uyarınca kıyıda kalan kısımların tapu kayıtlarının iptaline, geri kalan kısmın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı T.davanın reddini savunmuş, diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, dairece; “davalılardan N. G. dava tarihi olan 13.10.2003 den önce öldüğü, dosya içerisinde bulunan Ardeşen Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/219 esas-238 karar sayılı ilamı ile sabittir. Bilindiği üzere 4.5.1978 tarih 4/5 Sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca ölü kişi hakkında dava açılamaz. Hal böyle olunca, dava tarihinden önce öldüğü anlaşılan davalı Nusret Gencer aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı Talat tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi . .raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği şekilde işlem ifa edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması kural olarak doğru ise de, davacı Hazinenin açmış olduğu davada, çekişme konusu taşınmazda yapılan uygulama sonucu düzenlenen teknik bilirkişinin krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerin 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre tanımı 3621 Sayılı Yasanın 4.maddesinde yapılan kıyıda kaldığı, taşınmazın bu niteliği itibariyle Türk Medeni Kanununun 999.maddesi uyarınca sicilden terkini gereken hale geldiği açıktır. Esasen mahkemece de bu yönde karar verilmiştir. Oysa, çekişme konusu taşınmaz paylı mülkiyet üzere olup, önceki daire bozma kararında paydaşlardan N.G.dava tarihi itibariyle ölü olduğu ve ölü kişi aleyhine dava açamayacağı, bu nedenle onun hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuş ve mahkemece bu bozmaya uyularak taşınmazın kendisine husumet tevcih edilen davalıların payları oranında iptaline ve kütükten terkinine karar verilmiş, N.G.ait pay ayakta tutulmuştur. Hemen belirtilmelidir ki, sicillerin tutulması kamu düzeni ile ilgili olup, hakim doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Dava konusu taşınmazın Anayasanın 43.maddesinde düzenlenen kıyıda kaldığı saptandığına göre, bir kısım paylar kütükten terkin edilirken bir kısım payların ayakta bırakılması tapu tekniği ve dolu pafta sistemine aykırıdır.