T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1021 - 2025/1522 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1021 KARAR NO : 2025/1522 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2023/207 Esas - 2024/233 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29/12/2025 Mahalli mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1021 - 2025/1522 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1021 KARAR NO : 2025/1522 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/03/2024 NUMARASI : 2023/207 Esas - 2024/233 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29/12/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 21/07/2013 tarihinde, ...’ın sevk ve idaresindeki, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, ölenin davacı ...'ın babası olduğunu, davacının ölenin desteğinden mahrum kaldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminatın avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile, dava değerini 57.162,25 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 2015/515 E. - 2017/63 K. sayılı dosyasında davacı lehine 57.162,25TL destek tazminatına hükmedilmesine ilişkin kararın, davalının istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/2025 E. - 2018/794 K. sayılı kararı ile davalı lehine eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 21/07/2013 tarihinde ZMMS ile sigortalı araç sürücüsü ...'ın aracının hızını dönemece girerken azaltmaması nedeniyle tam kusuru ile meydana gelen kazada vefat ettiği, Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta, müteveffanın 21/07/2013 tarihindeki ölümünden önce eşi ve kızıyla kendi evlerinde oturdukları, ... ve ... isimli şirketlerde ortak olduğu, aylık kazancının 7.000,00-TL olduğu, kızının okula gitmediğinin bildirildiği, dosyaya eklenen nüfus kaydına göre müteveffa ...'ın bekar olarak 21/07/2013 tarihinde öldüğü, babası ... ve annesi ... ile birlikte ... ve kapalı kaydı olan ... isimli kardeşlerinin olduğu, davacı ve/veya davacıların kayıtta gözükmediği, fakat davacıya ait nüfus kaydında babası olarak muris ...'ın göründüğü, bilirkişi raporunda, Ankara 9. ATM'nin 2014/137 sayılı dosyasında, imam nikahlı eş ... ...'ın 04/04/2014 tarihinde destekten yoksunluk tazminatı için dava açtığı, müteveffanın anne ve babası olan ... ve ...'ın ise 23/10/2014 tarihinde dava açtıkları, her iki davanın 24/10/2014'de birleştirildiği, 14/03/2016 tarihinde feragat nedeniyle davaların sonuçlandığı, davacı murisi ...'ın tam kusurlu olduğunun, 2918 sayılı KTK 92/b maddesi gereği sürücü yakınlarının can zararları söz konusu olduğunda ZMMS'den yararlanma haklarının olduğu, sürücü tam kusurlu olsa da destekten yoksun kalan yakınlarına bunun yansıtılamayacağına dair Yargıtay kararları olduğu, müteveffanın 23 yaşında ölümü, kalan yaşam süresi, kızı davacı ...'ın henüz anne karnında olması ve her ne kadar murisin firma ortağı olarak aylık 7.000-TL kazandığı belirtilse de buna ilişkin yazılı belge olmadığından asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucu davacının toplam 57.162,25-TL maddi tazminata hak kazandığının tespit edildiği, alınan raporun karar vermeye elverişli olduğu, davacının, ölenin desteğinden mahrum kaldığının kanıtlandığı gerekçesi ile; “Davacının davasının kısmen kabulü ile 57.162,25-TL destekten yoksunluk nedeniyle maddi tazminatın 17.08.2015 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, faizin niteliği açısından fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş, karar davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Dairemizin 2022/578 E. - 2023/197 K. nolu 15/02/2023 tarihli ilamı ile kararın, ‘Mahkemece, açıkça ifade edilmemekle birlikte zımnen hükme esas alındığı anlaşılan, kaldırma kararından önce alınan 20/04/2016 tarihli raporda, ölenin anne ve babasının payları nazara alınmaması nedeniyle hatalı olduğu gibi davacının doğumundan önce de davcıya pay ayrılmış olması nedeniyle karar vermeye elverişli değildir. Öte yandan kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda da, kararın davalının istinafı nedeniyle kaldırılmış olması nedeniyle usulü kazanılmış haklar gözetilmeksizin hesaplama yapılmış olması yanı sıra, anne, baba ve eşin aldıkları tazminat miktarı ile tazminat alacakları sona erdiği gözetilmeksizin, hesap tarihine göre tazminat payları varmış gibi garame yapılarak hesaplama yapılmış olması nedeniyle rapor karar vermeye elverişli olmadığından, uyuşmazlığın çözümüne etkili delillerin toplanıldığının kabulü mümkün görülmemiştir.Eldeki davada, mahkemece KTK'nın 96. maddesi hükümleri de değerlendirilmesi açısından, öncelikle davalı tarafından diğer zarar görenlere tazminat olarak yapılan ödemelerin tespiti açısında hasar dosyası getirtilerek, öncelikle dava dışı tazminat alacaklılarına ödeme yapıldığı tarih itibariyle, anne, baba, eş ve çocuğun (davacı çocuğun ölümden sonra doğduğu da gözetilerek) destek zararları hesap edilerek, bu kapsamda davalının diğer zarar görenlere yaptığı ödeme miktarından sonra (yapılan ödemenin iyiniyetli olup olmadığı da değerlendirmek, iyiniyetli olmadığının kabulü durumunda ise o tarih itibariyle asıl yapılması gereken miktarlar gözetilmek suretiyle) kalan teminat miktarı tespit edilerek, mahkemece daha önce verilen kararın sadece davalı tarafından istinaf edilmiş olduğu da gözetilerek, söz konusu hükme esas alınan 20/04/2016 hesap tarihindeki verilere göre, davacının destek tazminatı Yargıtay tarafından benimsenen hesaplama yöntemlerine uygun olarak hesaplamanın yapıldığı aktüer rapor alınarak, davalının diğer destek alacaklılarına iyi niyetle yapmış olduğu ödeme miktarından kalan teminat miktarını ve daha önce kaldırılan mahkemenin 2015/515 E. 2017/63 K. Sayılı kararında hükmedilen miktarı aşmamak üzere, davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik ve hatalı değerlendirme ile davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir’ gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile, 39.628,42-TL tazminatın dava tarihinden itibaren başlayacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yargılama sürecinde düzenlenen 21.01.2024 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, anılan raporda davalı sigorta şirketi tarafından (müteveffanın eş, anne ve babasına 160.787,64-TL) ödeme yapıldığının belirtildiğini ancak bilirkişi raporunda bakiye poliçe teminat limitinin 89.212,36-TL olduğu tespiti yapıldığını, bakiye poliçe teminat limitinin ise davacının zararının karşılanması için ilk talep edilen tutar olan 57.162,25-TL'nin içinde kaldığını, bu sebeple talep edilen zarar tutarı dahilinde zararın giderilmesi gerekirken kararda garame yapıldıktan sonra tespit edilen tutar olan 39.628,42-TL'ye hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, zira sigorta şirketinin ödeme yaparken davacının payını ayırmış olması gerektiğini, raporda ödeme tarihi dikkate alınarak destek alacaklarının payına düşen zarar tutarının tespit edilmesi ve tespit edilen tutar dahilinde davacının zararının ortaya çıkarılması gerekirken rapor tarihi itibari ile tüm destek alacaklarının zararlarının hesaplanmış olmasının yerinde olmadığını, sigorta şirketinin neye istinaden ve kim için ne kadar ödeme yaptığının net olarak tespit edilmediğini, bilirkişi raporunda destek alacaklılarının toplam zararının 312.135,36-TL olduğu ve teminatın 250.000,00-TL olması sebebiyle garame yapılarak eş ... ... için 100.047,93-TL, anne için 57.269,58-TL ve baba için 53.054,07-TL olmak üzere toplam 210.371,58-TL ödenmesi gerekirken sigorta şirketinde eş, anne ve baba için toplam 160.787,64-TL ödenmiş olmasının davacının zararının tespit edilme şeklinin hatalı olduğunu gösterdiğini, sigorta şirketince yapılan ödeme tarihi itibari ile pay hesabı yapılarak ödeme itibari ile zararların tespit edilmesi ve ödeme tutarları gözetilerek davacının alacağı tutarın tespit edilmesi gerekirken hatalı bir şekilde rapor tarihi ile hesaplama yapılmış olmasının yerinde olmadığını, talepleri doğrultusunda 57.162,25-TL tutarında tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı bir şekilde 39.628,42-TL'ye hükmedilmiş olmasının yerinde olmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber 21.01.2024 tarihli bilirkişi raporu ile davacının zarar tutarı 49.477,72-TL tespit edilmiş olduğundan ve sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin söz konusu zarar tutarını karşılamaya yeter olduğu görülerek davacı için 49.477,72-TL hükmedilmesi gerekirken tamamen hatalı bir şekilde 39.628,42-TL tutarında tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporunun terditli bir şekilde düzenlenerek sigorta şirketince ödeme yapılan tarih itibariyle davacıya de ayrılacak pay hesabı ile ödemenin yeterli bir şekilde yapılıp yapılmadığı tespiti yapılması ve daha sonrası yetersiz ise güncel hesap raporu itibari ile zarar hesabı yapılması gerekirken direkt olarak rapor tarihi itibari ile destek alacaklılarının zarar hesabının yapılmış olmasının yerinde olmadığını, bilirkişi raporunda hem 2016 yılının asgari ücret verileri dikkate alınarak hesaplama yapılmış olması hem de pay hesabının ödeme tarihinde yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı irdelenmeden hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, sigorta şirketince ödeme yapılırken davacının payının saklı tutulup tutulmamış olduğunun aydınlatılması gerektiğini, zira 160.787,64-TL direkt olarak müteveffanın eş, anne ve babası yönünden alacak tutarının hesaplanması sonrasında yapılan bir ödeme ise bu takdirde teminat limiti aşılmamış olduğundan garame yapılamayacak olduğunu, bu sebeple direkt olarak bakiye teminat limiti olan 89.212,36-TL tutarından davacının zararının giderilmesi gerekirken garame yapılmış olmasının hatalı olduğunu, usul ve yasaya uygun bir şekilde bilirkişi raporunun düzenlenmiş olduğu kanaatiyle söz konusu rapora karşı itiraz etmemiş olduklarının ileri sürülmesiyle yalnızca davalı yanın 2015 yılında verilen karara karşı istinaf yoluna başvurması sebebiyle davalı yanın usulü kazanılmış hakkının olduğundan bahisle 2016 yılındaki asgari ücret verilerinin dikkate alınarak zarar hesabının yapılmış olmasının yerinde olmadığını, asgari ücret kamu düzeninden olduğundan taraflar ileri sürmese dahi hakimin resen değerlendirmesi gerektiğini, buna karşın mahkemece istinaf yoluna başvuru yapılmadığından bahisle davacının zarar hesabının 2016 yılındaki asgari ücret verileriyle tespit edilmesinin açıkça adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, mahkeme karar tarihindeki AAÜT’ye göre vekalet ücreti hesaplanması gerekirken, önceki karardaki vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; talebin teminat dışı olduğunu, kaza tarihinde ve dava tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat taleplerinin” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakıldığını, trafik kazasında vefat edenin, kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, vefat edenin üçüncü kişi olmadığını, dolayısıyla hak sahiplerinin de üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müteveffa arasında babalık ilişkisinin olup olmadığının objektif olarak ispat edilmediğini, dosyaya sunulan vasi kararının ise bu dosyanın esasına yönelik hiçbir etkisi bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüme bağlı maddi tazminat istemlidir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 21.07.2013 tarihinde ... ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde olduğu sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek, gidiş istikametine göre yolun sağından aracın dışarı çıkarak takla atması sonucu meydana gelen kazada sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün cevabi yazısı uyarınca müteveffanın 21.07.2013 tarihindeki ölümünden önce eşi ve kızıyla kendi evlerinde oturdukları, ... ve ... isimli şirketlerde ortak olduğu, aylık kazancının 7.000-TL olduğu, kızının okula gitmediği, dosyaya eklenen nüfus kaydına göre müteveffa ...'ın bekar olarak 21.07.2013 tarihinde öldüğü, babası ... ve annesi ... ile birlikte ... ve kapalı kaydı olan ... isimli kardeşlerinin olduğunun belirlendiği, Ankara 9. ATM'nin 2014/137 sayılı dosyasında; imam nikahlı eş ... ...'ın 04.04.2014 tarihinde destekten yoksunluk tazminatı için dava açtığı, müteveffanın anne ve babası olan ... ve ...'ın ise 23.10.2014 tarihinde açtığı destekten yoksunluk davasının ise 24.10.2014'de birleştirildiği, 14.03.2016 tarihinde feragat nedeniyle davanın sonuçlandığı, bilirkişiler trafik uzmanı ... ve aktüer uzmanı ... 20.04.2016 tarih ve 9 sayfadan ibaret raporunda kısaca, kaza tarihine göre geçerli olan poliçede 225.000-TL limit olsa da olay tarihi itibarıyla sınırın 250.000-TL olduğu, davacıların murisi ...'ın tam kusurlu olduğu, 2918 sayılı KTK 92/b maddesi gereği sürücü yakınlarının can zararları söz konusu olduğunda ZMMS'den yararlanma haklarının olduğu, müteveffanın 23 yaşında ölümü, kalan yaşam süresi, kızı davacı ...'ın henüz anne karnında olması ve her ne kadar murisin firma ortağı olarak aylık 7.000-TL kazandığı belirtilse de buna ilişkin yazılı belge olmadığından asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucu davacının toplam 57.162,25-TL maddi tazminata hak kazandığının belirlendiği, kaza yapan aracın kaza tarihini kapsayan ZMM sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edildiği, davacıya ait nüfus kaydında babası olarak muris ...'ın göründüğü, son kaldırma kararından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca meydana gelen trafik kazası sonrasında hayatını kaybeden ...'ın dava konusu olay sonucu ölmesi nedeniyle kızı ... ... lehine 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, Ankara BAM 35. Hukuk Dairesinin 2022/578 Esas - 2023/197 Karar ve 15.02.2023 tarihli kaldırma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda hesaplama yapıldığı Ankara BAM kaldırma kararı doğrultusunda 30.04.2016 tarihli bilirkişi raporu verilerine göre hesaplama yapıldığında, davacı lehine 49.477,22-TL olmak üzere müteveffanın hak sahipleri lehine toplam 312.135,36-TL tazminat hesaplandığı, kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe limiti 250.000,00-TL olup, hesaplanan toplam tazminat poliçe limitini aştığından, garameten dağıtım yapıldığında davacıya 39.628,42-TL ödenmesi gerektiğinin hesaplandığı, davalı sigorta şirketi tarafından, müteveffanın eş, anne ve babasına) poliçeden 160.787,64-TL ödendiği belirtilmiş olup, poliçede 89.212,36-TL bakiye limit bulunduğunun hesaplandığı, davacının lehine hesaplanan tazminatın garame yapılmadan 49.477,72-TL, garame yapıldıktan sonra 39.628,42-TL olduğu dikkate alındığında her iki durumunda da davacı lehine hesaplanan tazminatın bakiye poliçe limiti dahilinde kaldığının belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesinde göre, mahkemece hükme esas alınan kusur durumunun kaza tespit tutanağındaki belirlemeler ve olayın oluşu ile uyumlu bulunmasına, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen deliller kapsamında davacının müteveffanın kızı olduğunun açıklıkla belirlenmiş olmasına, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına, raporda davalının diğer destek alacaklılarına yapmış olduğu ödemelerin tespiti ile ilk kararın sadece davalının istinaf etmiş olmasının da gözetilmesiyle zarar hesabı yapılmış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, hükümde vekalet ücretleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, davaya konu trafik kazası sürücü desteğin tam kusuru nedeniyle 21/07/2013 tarihinde meydana geldiği, ZMMS yeni genel şartlarının ise 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu durumda davalının sorumluluğunun kapsamı, kaza tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinden önce yürürlükte olan 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceğinden, destekten yoksun kalan davacının zarar gören 3.kişi konumunda bulunduğu, davalının 3.kişi konumundaki davacının destek tazminatı taleplerinden sorumlu olacağının anlaşılmasına göre mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Davacı vekili ve davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.707,01 TL istinaf karar harcından peşin alınan 676,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.030,26 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca(mahkemece verilen ilk karar ile kaldırma kararından sonra verilen son karar arasındaki meblağ da nazara alınarak) KESİN olmak üzere 04/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.