T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1209 - 2026/312 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1209 Esas KARAR NO : 2026/312 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1 a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2023 NUMARASI : 2022/611 Esas-2023/492 Karar DAVANIN KONUSU : İti…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1209 - 2026/312 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1209 Esas KARAR NO : 2026/312 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1 a-6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2023 NUMARASI : 2022/611 Esas-2023/492 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 07/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılara ait çiftliğin ahşap restoran, bungalov ev yapım malzemelerinin tedariki ve yapım işini üstlendiğini, üstlenilen işi eksiksiz ve tam olarak tamamladığını, çeşitli tarihlerde davalılara fatura kestiğini ve davalıların bu faturalara itiraz etmediğini, fakat davalıların borçlarını ödemediğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/3 D.İş numaralı dosyası ile iş bedelinin KDV dahil 10.015.147,93 TL olarak tespit edildiğini, bu alacaktan şimdilik 455.947,46 TL tutarında alacak için Ankara 20. İcra Dairesinin 2022/3511 Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek davalının, davaya konu takibe vaki itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itiraz nedeniyle davalılar hakkında, dava değerinin %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekelat ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalılar vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davalılar arasında müşterek borçluluk, müteselsil sorumluluk ya da mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığını, buna rağmen davalılar hakkında birlikte dava açılmasının HMK'ya aykırı olduğunu, davaların ayrılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin birbirinden ayrı ve bağımsız vergi mükellefi olan tacirler olduğunu, müvekkillerinin, davacı yanın davasına konu hususlardan müşterek-müteselsil sorumlu olduklarına dair herhangi bir yasal düzenleme ya da sözleşme bulunmadığını, bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğini, müvekkili şirket merkezinin, Bolu ... olması sebebiyle müvekkili olan davalı ... A.Ş. açısından yetki itirazlarının bulunduğunu, davacı yanın müvekkili şirket adına düzenlediği faturalarda belirtilen işleri tam, eksiksiz ve ayıpsız olarak ifa ve teslim etmediğini, kabul işlemlerinin de yapılmadığını, tüm bu hususların müvekkili şirketin defter ve kayıtlarıyla sabit olacağını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/09/2023 tarihli ve 2022/611 Esas ve 2023/492 Karar sayılı kararında özetle; Dava; davacının davalılara ait yaptığı ahşap restoran, bungalov, ev ve yapım malzemelerinin yapımı ve işçilik bedelleri için kesmiş olduğunu iddia ettiği faturalardan kaynaklı bakiye cari hesap alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememiz yetkisine itiraz edilmiş, davanın her iki davalı yönünden birlikte yürütülmesi, delillerin birlikte değerlendirilmesi uygun görülmekle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı ... ... AŞ yönünden mahkememizin ve icra dairesinin yetkili olup olmadığı, her iki davalı yönünden davacının takibe geçtiği alacağının mevcut olup olmadığı, davalıların itirazlarında haklı olup olmadığı, davalıların takibe konu borcunun olup olmadığı, varsa miktarı/miktarları, icra inkar tazminatının ve kötü niyet tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı, faizin başlangıcı ve oranına ilişkin olduğu tespit edildi. DELİLLER: Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2012/3511 Esas sayılı dosyası dosyamız içerisine kazandırılmış, alacaklısının dosyamız davacısı, borçlusunun dosyamız davalıları olduğu, alacaklı tarafından 455.947,46 TL cari hesaptan kaynaklı alacağı olduğundan bahisle genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin 04/03/2022 tarihinde davalı ... ... AŞ'ye, 25/02/2022 tarihinde davalı ...'a tebliğ edilmesi üzerine davalılar vekili tarafından 02/03/2022 tarihinde borca ve ferilerin tamamına itiraz edildiği, borca itirazın ve davanın yasal süresi içerisinde olduğu görülmüştür. Tüm deliller toplandıktan sonra, davacının ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişi vasıtasıyla talimat mahkemesinde inceleme yaptırılmış, SMMM bilirkişi ... 31/05/2023 tarihli raporunda; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda Davacı tarafın defter kayıtlarında davalı taraflardan herhangi bir alacak yada borç kaydı olmadığı mütalaa edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Toplanan delillere, alınan gerekçeli bilirkişi raporuna, tarafların beyan ve itirazlarının mahiyetine göre; Davacının davalılara ait yaptığı ahşap restoran, bungalov ev ve yapım malzemelerinin yapımı ve işçilik bedelleri için kesmiş olduğunu iddia ettiği faturalardan kaynaklı bakiye cari hesap alacağının tahsili için icra takibi başlattığı, ancak davacının bu işlemler nedeniyle düzenlemiş olduğu faturaların kendi defter kayıtlarında alıcılar cari hesabında izlenmediği, ayrıca defter kayıtlarında bankadan gelen EFT ve havalelerin bankalar hesabında yer almadığı, alacağa konu edilen faturaların Kasa Hesabı ile alacak peşin tahsil olunmuş gibi herhangi bir belgeye dayanmadan kayıt edildiği ve davalılara ilişkin herhangi bir borç - alacak cari hesabın olmadığı, dolayısıyla davacının davaya konu alacağını ispat edemediği mahkememizce kabul ve tespit edilmekle, faturalardan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline yönelik açılan davanın reddine, davacının takibe girişmekte kötü niyetli olduğu tespit edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin de reddine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 31/10/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince sadece müvekkili şirket defterleri üzerinden inceleme yapılmasının, tahkikatın eksik ve hatalı yürütüldüğünün göstergesi olduğunu, 10.04.2023 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı gereğince davacının yanı sıra davalı ... Organik Tarım AŞ'nin defterlerinin de ...'de incelenmek üzere serbest mali müşavir bilirkişiye yetki verilmişse de; mahkemece yazılan talimatta sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmasının istendiğini, davalı tarafa defter ibrazı için 2 hafta kesin süre verilmişse de davalı tarafın, ihtarın gereğini bu sürede yerine getirmediğini, bu nedenle her iki davalının da 2020 - 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterleri ibraz ettirilmek üzere davalılara süre verilmesi ve bu defterler üzerinde de inceleme yapılması gerekirken mahkemenin eksik inceleme yapıp davanın reddine karar vermesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, dosyada alınan raporda bilirkişi serbest mali müşavir muhasebeci ...'ın, taraflar arasında davacı defterlerine yansıyan faturaların dökümünü yapmışsa da muhasebecileri ... tarafından ibraz edilen banka dekontlarının dökümünün yapılmadığını, davalı tarafa kesilen faturalar ile davalı tarafça yapılan ödemeler arasında fark olup olmadığı, dolayısıyla; davalıların dava konusu fatura bedellerine karşılık ne kadar ödeme yaptığı anlaşılamadığından raporun bu yönüyle eksik ve hatalı olup hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davanın esasını ilgilendiren bir başka hususun ise, ihtilafın yanlış tespiti olduğunu, müvekkili tarafça sadece faturalara intikal etmiş bedel kadar iş yapılmadığından ihtilafın ... Sulh Hukuk Mahkemesince mahallinde yapılan tespitlerdeki işlerin mahiyet ve miktarı ile işçilik + malzeme + müteahhitlik kararının ne olduğuna ilişkin olduğunu, bu nedenle mahkemenin 3 numaralı celsesinde karar verildiği gibi; sadece serbest mali müşavir muhasebeci bir bilirkişi tarafından ticari defterler üzerinden incelemeyle yetinilmeyip mahallinde dinlenecek şahitler huzurunda, ahşap imalatından ve müteahhitlik hizmetinden anlar bilirkişiler kanalıyla davacı müvekkiline yaptırılan işlemlerin mahiyetinin ve yapılan iş karşılığı işçilik + malzeme + müteahhitlik karının ne olması gerektiği yolunda keşif suretiyle bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiğini, davalı tarafça, müvekkiline yapılan ödemelere ilişkin dekontlar incelendiğinde de görüleceği üzere; ödemelerin, "cari hesaba mahsuben" şeklinde yapılması nedeniyle, davalının zımni kabulü çerçevesinde cari hesabın mevcudiyetinin davalıca kabul ve ikrar edildiğini, davalıların, davacı imalatçı müvekkilinin işi yarım bırakıp hak ediş ve kesin kabul yapılmadığını savunduğuna göre kalan işlerin de kim tarafından ve kaç TL’ye tamamlandığını, davalı tarafın ispatlaması gerektiğini, işin tamamı üzerinde müvekkilinin yaptığı işin oranı ve bedelinin tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu iş, ahşap imalat işi olduğu halde mahkeme hakiminin kendine göre kolay ve hatalı bir yöntem belirlediğini, sadece davacı defterleri üzerinden muhasebeci bilirkişiye inceleme yaptırdığını, ancak bu incelemede de doğru sonuca gitmek için yanına teknik bilirkişi almadığını, yapılan işlerin mahiyeti ve miktarının mahallinde incelenmediğini, davalarına konu olup, davalılarca kötüniyetle itiraz edilerek durdurulan icra takibinin dayanağı faturalar ve ödeme kayıtları incelendiğinde de görüleceği üzere müvekkilinin yaptığı imalat ve işçilik karşılığı ücretlerin bir kısmının davalı ... bir kısmının da davalı şirket adına belgelendirildiğini, davalıların vekillerinin aynı kişi olduğunu ve davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde ibraz ettikleri davalı şirket ile şahıs arasındaki muvazaalı kira sözleşmesinin özel koşullarının 4. maddesinde de belirtildiği üzere davalı ...'ı kastederek "kiracı, sadece yolun alt kısmında kalan 2 ahır, 2 adet bakıcı evi ve Padok'u kullanacaktır. Diğer alanlar kiralayana ait olup, kiracı herhangi bir hak ve kullanma talep etmeyecektir." şeklindeki düzenlemesinden de tarafların, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi" yöntemiyle hareket ettiği anlaşıldığından, dava konusu imalatlardan dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının ortada olduğunu, zaten müvekkilinin yaptığı işlerin; ahır, bakıcı evi … gibi işlerle sınırlı olmayıp aksine; turizm işletmesi olan “... Çiftlik” firmasına ait olduğu nazara alındığında, bu davada asıl sorumlunun davalı şirket olduğunun açıkça anlaşıldığını, davalılar arasındaki "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi" yönteminin davalılar arasında uygulandığının kanıtlarından biri olarak davalı ... ile birlikte diğer davalı şirketin ortağı ... ve şoförü ... tarafından yapılan ödemeleri gösterir banka dekontlarının dosyaya ibraz edildiğini, davalı şirketin sahiplerinin müvekkili gibi iş yaptırdıkları kimselere borçlarını ileriki günlerde ödememek amacıyla diğer davalı ... adına yapılan işlerin faturalarının kesilmesini istediklerini, bunun üzerine faturaların davalı ... adına kesilmiş ise de; ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığını, zaten, yapılan ve yapılacak işlemle ilgili olarak da emir ve talimatların, davalı şirket ortağı ... ve ... kardeşler tarafından verildiğini, yapılan işin davalı şirkete ait olduğunu ve şirket tarafından sahiplenildiğini, alacaklarının bir kısmının davalı şirket tarafından ödendiği nazara alındığında; sırf davalı şirketin yapması gereken ödemeleri yapmamak, sorumluluğu üzerinden atmak amacıyla araya mali imkanları olmadığı ve ödeme güçlüğü içerisinde olduğu daha sonra anlaşılan hakiki şahıs davalıyı araya sokarak "perdeleme" yönetimine başvurduğunun anlaşıldığını, davalılardan şirketin sahibi olan ... ile evliyken dava konusu turistik tesise gizli ortak olan ancak aralarında çıkan ihtilaf nedeniyle şu anda ayrı yaşayan ve aralarında davalar bulunan, hatta şikayeti üzerine tutuklanarak şu anda cezaevinde olan ...'ın eşi ...'nun da dava konusu ahşap işlerinin yapımı aşamasında işin başında bulunduğunu ve başından sonuna kadar kendisinin de işleri takip ve kontrol ettiğini, bu nedenle gerek adı geçen milletvekilinin, gerekse inşaatın ve ahşap işlerinin imalat ve montaj işinde çalışanlar ile hatta davalı şirketin işlettiği "... Organik Çiftlik" çalışanlarının dahi şahitlik yapacaklarını beyan ettiklerini, iş bu hususlara dair tanıklarının dinlenmemesi, keşif yapılmaması ... vb. gibi gerekli inceleme yapılmamasının da kararın eksik tahkikata dayandığını ve hatalı olduğunu gösterdiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilinin 10.11.2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle : yerel mahkeme kararında da hüküm altına alındığı üzere; davacı yanın davasını yani müvekkillerden alacaklı olduğunu ispatlayamadığını, 31/05/2023 tarihli "bilirkişi raporunda" sonuç olarak, "davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı tarafın defter kayıtlarında davalı taraflardan herhangi bir alacak kaydı olmadığı"nın tespit edildiğini, 31/05/2023 tarihli "bilirkişi raporunda" davacı yanca, müvekkili ... .A.Ş'ye ise kdv dahil 25.001,84 TL fatura düzenlediğinin belirtildiğini, salt bu hususun dahi müvekkillerine yönelik alacak iddiasının ne denli haksız, afaki ve mesnetsiz olduğunu kanıtladığını, zira, davacı yanın, müvekkili şirketten 455.947,46 TL alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibi başlattığını, davacı yanın, takip konusu alacak iddiasının hiçbir somut ve hukuki mesnede dayalı olmadığını, kendi ticari defter ve kayıtları itibariyle dahi müvekkillerinden alacaklı olmadığı, iş bedelinden ötürü alacaklı olunduğu iddiasının afaki ve mesnetsiz olduğunun kanıtlandığını, tüm bu durumlar itibariyle, davacı yanın alacak iddiasının ve takibinin son derece haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı yanın, müvekkillerinden alacaklı olmadığını bile bile, sırf eksik, kusurlu işlerden dolayı aleyhine başlatılacak hukuki süreçleri bertaraf etmek gayesiyle, haksız ve son derece kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını, davacının kendi kayıtları itibariyle alacaklı olmadığını bildiğini, güya alacaklı olduğunu tevsik eden tespit raporunun dahi, kendisi tarafından hazırlanmış sözde iş listesine dayalı olduğunu, hususun tespit raporunda da belirtildiğini, davacı yanın davasının esastan reddedildiğini, davacı yanın takibinin haksız değil aynı zamanda kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu, bu nedenlerle, davacı yan aleyhine asıl alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi taleplerinin kabulü yerine, mahkemece reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasını ve kötü niyet tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 13/11/2023 tarihli davalı tarafın istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle;Davalı tarafların istinaf dilekçesi ile ileri sürdükleri hususların hukuki mesnetleri bulunmadığı gibi; iddialarının herhangi bir yasal dayanaktan da yoksun olduğunu, bu nedenle davalıların istinaf nedenlerini de, istinaf başvurularına cevaplarını da kabul etmediklerini, ayrıca anılan karara karşı taraflarından 31.10.2023 tarihinde istinaf yoluna başvurulduğunu, bu nedenle davalı tarafın istinaf talebinin reddine, kendi istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki konusu "Davalılara ait çiftliğin ahşap restoran, bungalov ev yapımı ile bu malzemelerin tedarikini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili amacıyla faturalara dayalı olarak davalıları hakkında başlatılan icra takibine davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsili isteğine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalılar ise iş sahibidir. Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde davanın reddi savunulmuştur. Mahkemece taraflara ticari defterlerini ibraz etmeleri için kesin süre verilmiş, davacının defterlerinin incelenmesi için ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, davalıların ticari defterlerinin Ankara ilinde olduğu belirtilmiş ancak davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davacı ticari defterleri üzerinde Mali Müşavir bilirkişi aracılığıyla yaptırılan tespit sonucuna göre davacının ticari defterlerinde tüm faturaların ve yapılan ödemelerin gösterilmemiş olması nedeniyle davacının alacağını ticari defterleri ile ispatlayamadığı kabul edilerek, başka inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine ve, davacının davalılar hakkındaki icra takibini kötü niyetli olarak yaptığının ispatlanamadığı kabul edilerek davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuşlardır. 1-Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; davacı yüklenici, davalı iş sahipleri aleyhine bakiye iş bedelinin tahsili için takip yapmış, itiraz üzerine eldeki itirazın iptâli davasını açmıştır. İlk derece mahkemesince sadece davacı ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporu sonrasında ve davalı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, davacı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olması yukarıda anlatılan ve ticari defterlerin delil olma vasıflarını düzenleyen HMK'nın 222 ve devamındaki hükümlere aykırı olmuştur. 2- Bu sebeplerle taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın, giderilmesi amacıyla dava taraflarının eldeki davadan önce bu sözleşme kapsamında yapıldığı iddia olunan imalatlar ile eksik ve ayıplı yapıldığı iddia olunan imalatların tespiti amacıyla ayrı ayrı tespit yaptırarak rapor aldıkları anlaşılmakla, mahkemece tarafların ayrı ayrı yaptırdıkları bu tespit dosyaları da getirtilmek suretiyle mahallinde gösterilen tüm taraf tanıklarının da yapılan imalatlar ve eksik ve ayıplı işler konusunda bu hususlar maddi fiillere ilişkin olduğundan ve her türlü delil ile ispatlanabileceğinden dinlenerek davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında yapmış olduğu imalatların seviyesinin belirlenerek ve taraflar arasında bedel konusunda bir anlaşmanın varlığının ispatlanamaması nedeniyle davacı tarafından yapıldığı tespit edilen işlerin, ayıplı ve eksik hususları da gözetilerek davalı iş sahipleri yararına olması halinde yapıldığı tarihteki piyasa fiyatlarıyla rayiç değerinin belirlenmesi, bu belirlenen değerden davalı tarafından yapıldığı kanıtlanan ödemelerin mahsubu ile davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalı taraftan ne miktar alacak talebine hakkı bulunduğu yani taraflar arasındaki işin tasfiye kesin hesabı konusunda uzman bilirkişi raporu alınmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın sonuca bağlanması gerektiğinden mahkemece her iki tarafı tacir olan uyuşmazlık yönünden davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmaksızın sadece davacı ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi esas alınmak suretiyle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının bu sebeple karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/791 Esas, 2019/3589 Karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2023 tarihli ve 2022/611 Esas 2023/492 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde kendilerine iadesine, 5-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır