1. Hukuk Dairesi 2008/3216 E. , 2008/4774 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 26/12/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılardan S. Ü.’i 19.11.1999 tarihinde vekil tayin ettiğini, davalı vekilin 22336 ada 3 parsel sayılı taşınmazını diğer davalı E. Ç.’e temlik ettiğini, oysa 19.07.2001 tarihinde vekili azlettiğini, her iki davalının işbirliği içerisinde olduklarını ileri sürerek, iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili, …
**1. Hukuk Dairesi 2008/3216 E. , 2008/4774 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 26/12/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılardan S. Ü.’i 19.11.1999 tarihinde vekil tayin ettiğini, davalı vekilin 22336 ada 3 parsel sayılı taşınmazını diğer davalı E. Ç.’e temlik ettiğini, oysa 19.07.2001 tarihinde vekili azlettiğini, her iki davalının işbirliği içerisinde olduklarını ileri sürerek, iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili, azilnamenin müvekkiline tebliği edilmediğini, diğer davalının da iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İddianın ileri sürülüş biçimi ve dava dilekçesinin içeriğinden, davacının vekil tayin ettiği davalılardan S.'nin vekaletten azledildiği halde, 22336 ada 3 parseldeki maliki olduğu payını 19.7.2001 tarihinde diğer davalı E.Ç..temlik ettiğini ileri sürerek, eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi Borçlar Kanununun 386.maddesi ile tanımı yapılan vekalet ilişkisi aynı yasanın 387.maddesinde belirtildiği şekilde kurulur. Bu suretle kurulan ilişkinin hüküm ve şumulü Yasanın 388-395. maddeleriyle düzenlenmiş, eldeki dava bakımından önem taşıyan "azil" keyfiyeti ise vekaletin sona erme nedeni olarak Yasanın 396.maddesinde dile getirilmiştir. Bu düzenlemeler incelendiğinde görüleceği gibi, anılan hükümler tamamen vekil eden ile vekil arasındaki vekalet bağıtının kuruluşu kapsamı ve neticeleri ile ilgilidir. Diğer bir anlatımla öğreti ve uygulamada iç temsil olarak da nitelendirilen vekil-vekileden arasındaki ilişkiler belirtilen yasal düzenlemelerin konusunu oluşturmaktadır. Gerçekten vekillik, vekil ile vekileden arasında bir iç ilişkiden ibarettir. Aralarında bir borç ilişkisi meydana gelir. Hak ve borçlar vekil ile vekiledeni ilgilendirir. Vekillik sözleşmesine dayanan temsil ise etkisini dış ilişkide gösterir. Vekil, vekiledenle yaptığı sözleşme uyarınca üçüncü bir kişi ile hukuki bağıt kurduğu takdirde, bu kez dış temsil ilişkisinin sözkonusu olacağı ve ortaya çıkan çekişmeler bakımından Borçlar Kanununun temsile dair 32 ve takibeden maddeleri dikkate alınmak suretiyle çözüm yollarının aranağı kuşkusuzdur Oysa, mahkemece, sadece azil keyfiyetinin vekile tebliğ edilmediği hususu hükme gerekçe ve dayanak yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.