1. Hukuk Dairesi 2012/9840 E. , 2012/11163 K. "" MAHKEMESİ : ŞUHUT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2011 Yanlar arasında görülen muhdesatın tespiti, elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın, kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar ve dahili davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp d…
**1. Hukuk Dairesi 2012/9840 E. , 2012/11163 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ŞUHUT ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/02/2011 Yanlar arasında görülen muhdesatın tespiti, elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın, kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar ve dahili davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muhtesat şerhinin sicil kaydına işlenmesi; karşı dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden; davacı S.'ın miras bırakanı E.Ö. tarafından davalı M. ve dava dışı kişiler aleyhine açılan ve davacı S.'ında dahili davalı sıfatıyla yer aldığı çekişmeli 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz davası sonucunda, Şuhut Kadastro Mahkemesinin 1995/7 esas, 1998/81 sayılı kararıyla, çekişmeli 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itirazın reddi ile tespit gibi davalı M. adına tesciline, bilirkişi raporunda gösterilen evin, E.Ö. ve S. Ö.'e ait olduğunun beyanlar hanesine kaydedilmesine karar verildiği ve 27.5.1999 tarihinde kesinleştiği, ancak, sicil oluşturulurken muhtesat şerhinin taşınmazın tapu sicil kaydına işlenmediği, şerhsiz olarak çekişmeli 5 parsel sayılı taşınmazın davalı M. tarafından 14.7.2006 tarihinde davalı A. ile dahili davalı M.'ya satış yoluyla temlik edildiği ve adlarına 1/2'şer pay oranında sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Davacı S.'ın, muhtesat bedelinin kendisine ödenmesi isteğiyle eldeki davayı açtığı; Mahkemenin, dava dilekçesinin açıklanması yönünde verdiği önel üzerine davacı S.'ın, 11.4.2008 tarihli dilekçesinde, çekişmeli taşınmazdaki binanın yarısının kendisi adına, kalan yarısının ise ortaklaşa yaptıkları için miras bırakanı babası E.Ö. mirasçıları adına kabul ve tespitine karar verilmesini istediğini açıkladığı; davalılar M.ve A.'nin ise, karşı dava yoluyla elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulundukları görülmektedir. Bu durumda, binanın, asıl davanın davacısı S. ve miras bırakanı E. tarafından yapıldığı olgusu kesinleşmiş kadastro mahkemesinin kararıyla hükmen belirlenmiş olup, bu hususun, TMK'nun 1009. maddesi hükmü gereğince şerh verilebilecek hallerden olduğu tartışmasızdır. Esasen Kadastro Mahkemesinin kesinleşen kararının muhdesatla birlikte infazının sağlanması gerekirken sehven muhdesattan ari olarak gerçekleştirildiği görülmektedir.