Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuya ait Karaman ili, Ermenek ilçesi, Çavuş köyü, 104 ada ve 37 parselde kayıtlı taşınmazın da bulunduğu Ermenek ilçesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesi kapsamında Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali Tesisleri Projesi ve göl sahası inşaatı yapılması planlanmış ve 13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve kamulaştırma kararı alınmıştır. Bakanlar Kurulunun Baraj ve Hidroelektrik Santrali Projesi'ne ilişkin 2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarihli ve 27127 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. İdare, 10/2/2009 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden (Mahkeme) başvurucuya ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması ve kamulaştırma bedelinin tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkeme 21/4/2009 tarihli kararı ile bilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 250,43 TL olarak belirleyip bedelin başvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele el konulmasına karar vermiştir. İdare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişilertaşınmazın özelliklerini gözeterek ve net gelir yöntemine göre 2010 yılı fiyat, masraf ve verim verilerini kullanarak taşınmazın toplam değerini 292,30 TL olarak belirlemiştir. Mahkeme 22/2/2012 tarihli kararıyla; taşınmazın kamulaştırma bedelinin 292,30 TL olarak tespitine, acele kamulaştırma yoluyla el koyma dosyasında tespit edilen bedelin mahsubu ile bakiye kalan 958,13 TL'nin başvurucu tarafça İdarenin bankada açtırdığı hesaptan paranın çekildiği tarihe kadar varsa işlemi olan mevduat faizi ile birlikte davacı İdareye iadesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, mezkûr taşınmazın tamamının ise baraj gölü içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar vermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesince 16/10/2012 tarihinde bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 21/3/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Mahkeme, bozma kararına uyarak 7/3/2014 tarihli kararıyla; taşınmazın kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 229,50 TL'den önceki aşamalarda başvurucuya ödenen 250,43 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ve başvurucu adına bankaya yatırılan 979,07 TL'nin 5/9/2010 tarihinden 7/3/2014 tarihine kadar yasal faiz işletilerek başvurucuya ödenmesine, mezkûr taşınmazın başvurucu adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı İdare adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesi'nin 30/9/2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 14/9/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.Nihai karar, başvurucuya 27/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017, §§ 18-