5. Hukuk Dairesi 2025/11385 E. , 2026/3595 K. "" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/289 Esas, 2025/1722 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/71 Esas, 2024/176 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan…
5. Hukuk Dairesi 2025/11385 E. , 2026/3595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/289 Esas, 2025/1722 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/71 Esas, 2024/176 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, ..., ... Mahallesi 22... parsel sayılı taşınmazın 486,65 m²lik kısmının, 22... parsel sayılı taşınmazın 18.677,72 m²lik kısmının tapu kaydının iptal edilerek kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından terkinine karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmazın kıyıda olduğunu bilerek dava konusu taşınmaza malik olduğunu, davacının tapu kaydının batıl olduğunu ilk andan itibaren bildiğini, Hazinenin sorumluluğunun olmadığını, dava konusu taşınmazdan tapunun iptal edildiği tarihte mülkiyet hakkının özünü teşkil eden kullanma ve yararlanma imkanı bulunmadığını, davacının gerçek bir zararının bulunmadığını belirterek hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddini, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın yasal dayanaktan yoksun olması nedeniyle esas yönünden reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davada bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmediğini, faizin yürütülme tarihinin de hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılara ait taşınmazların tapu kaydının, bir kısmının kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı gerekçesiyle iptal edildiği, her ne kadar kıyıların özel mülkiyete konu olması mümkün değil ise de tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların zararının tazmininin yerinde olduğu, (baknz. Y. 20. HD'nin 23/03/2017 gün ve 2017/4998-2356 E ve K sayılı kararı) bunun gibi hasım olarak Hazinenin gösterilmesinde ve asıl alacağa, tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren faiz uygulanmasında isabetsizlik olmadığı, toplanan deliller, gelen müzekkere cevapları, hükme esas alınan 12.10.2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu, fen bilirkişisi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın niteliği dikkate alındığında, arsa olarak yapılan değerlendirmenin ve emsal metodu uygulanmak suretiyle yapılan tazminat hesabının yerinde olduğu, davacının hissesine düşen ve hükmedilen tazminat miktarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının murisi olan ...'ın dava konusu taşınmazların kök parseli olan 25 parsel sayılı taşınmazı 11.09.1979 tarihli işlem ile satın aldığı, taşınmazların 11.06.2017 tarihinde davacıya intikal ettiği, Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/591 Esas, 2018/302 Karar sayılı kararı ile dava konusu 22... parsel sayılı taşınmazın 486,65 m²lik kısmının, 22... parsel sayılı taşınmazın 18.677,72 m²lik kısmının tapu kaydının iptal edilerek kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından terkinine karar verildiği, kararın 11.09.2018 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 21.03.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı Hazine lehine reddedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi vekâlet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden Hazine lehine hükmedilen vekâlet ücretine isabetsizlik bulunmamaktadır. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6.Davalı Hazine harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının a.) (2) numaralı bendinin hükümden tümden çıkartılması, yerine "Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" cümlesinin yazılması, b.) (5) numaralı bendinde yer alan "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkartılması, yerine "talebi halinde davacıya iadesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.