4. Hukuk Dairesi 2023/7766 E. , 2024/202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/465 E., 2023/112 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... vekilleri Avukat ... Avukat ... DAVA TARİHİ : 01.07.2011 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan y
**4. Hukuk Dairesi 2023/7766 E. , 2024/202 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/465 E., 2023/112 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... vekilleri Avukat ... Avukat ... DAVA TARİHİ : 01.07.2011 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ...'ın 27.09.2009 tarihinde vefat ettiğini, vefat etmeden önce 14.08.2009 tarihinde davalı şirket ile aralarında hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, merhumun vefatının ardından davacı ... tarafından davalı şirkete teminat bedelinin ödenmesi için başvuruda bulunulduğunu ancak davalı şirketin sigortalının beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal etmesi nedeniyle sözleşmeden caydığını ve primleri ödemeyeceğini beyan ettiğini, ancak davalı şirketin çekilecek bir kredi için hayat sigortası yapılmasını şart koştuğunu ve poliçe içeriği doldurulurken merhuma herhangi bir şekilde sağlık durumunun sorulmadığını, merhumun genel fiziki görünümünden sağlık bozukları olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı şirketin hazırladıkları poliçeyi ve ekindeki sağlık beyanlarını merhumun önüne koyarak imzalattıklarını, merhumun davalı şirketi kandırmak gibi bir maksadı olmadığı gibi davalı şirket yetkilileri ve çalışanlarının kasta varan ağır ihmallerinin bulunduğunu, bu nedenle sigorta poliçesinde belirtilen 15.000,00 TL teminat tutarının müvekkillerine başvuru tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini, bu kabul edilmediği taktirde ise ödenen primlerin iadesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların miras bırakanı ...'ın 15.000,00 TL vefat teminat bedelli yıllık kredi grup hayat sigortası ile sigortalandığını, sigortalının ölümüne sebebiyet veren hastalıkların teşhisinin sigorta sözleşmesinden önce konulduğunu ve sigortalının ''Sigortalı Adayı Sağlık Beyan Formunda'' sorulan sorulara olumsuz yanıt vererek Kalp, Diyabet ve Hipertansiyon hastalıklarının bulunmadığını ve sigorta sözleşmesinin akdedildiği sırada herhangi bir sağlık sorununun olmadığını bildirdiğini oysaki sigortalının TÜİK ölüm belgesinde ölüm nedeninin asistoli ve Kardiyak arrest olarak belirtildiğini bu nedenlere bağlı ölümlerin önceki kalp hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıktığını, merhum sigortalıya 05.01.2006 tarihinde M.K.Paşa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporla Diabetes mellitus, Hipertansiyon, Hiperlipidemi ve koroner arter teşhisi konulduğunu, hayat sigortalarında beyana itimatın esas olduğunu, bu nedenlerle müvekkili şirketin müteveffanın mirasçılarına 18.02.2010 tarihli yazısıyla tazminat ödemesinin yapılamayacağını bildirdiğini, müvekkili şirketin tazminat ödeme borcu altında olmayıp temerrüde düşmediğinden tazminat ve faiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.06.2013 tarihli, 2011/341 Esas 2013/314 karar nolu kararı ile; aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarihli ve 2018/139 Esas, 2018/10689 Karar sayılı kararı ile; " Somut uyuşmazlıkta, sigorta poliçelerinin dava dışı banka tarafından açılan kredilere teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle dava dışı bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacıların bunu istemesi mümkündür. Karar tarihinden sonra Garanti Bankası AŞ tarafından verilen yazıda banka borcunun tahsil ve tasfiye edildiği bildirilmiştir. Kredi borcunun tahsil ve tasfiye edilmesi sebebi ile davacıların işbu davayı açmaya hakları olduğu anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, 2019/367 Esas, 2020/367 Karar sayılı kararıyla; murisin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğinin tespit edilemediği, sigortalının sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün ihlalinin ihmal derecesinde olduğu, beyan etmediği hastalık ile vefatın neden olduğu hastalık arasında illiyet bağı (bağlantı) bulunduğu anlaşıldığından bağlantılı kusurlu ihlal var ise kusurun ağırlığına göre indirim yapılması gerektiği, somut olayda murisin mevcut hastalığını beyan etmekte ihmali davranması davalının ise aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle her iki tarafın da % 50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.500,00 TL sigorta teminat bedelinin başvuru tarihinden (18.02.2010) işleyecek yasal faizi birlikte davalı Garanti Emeklilik A.Ş'den alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin, yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 31.03.2022 tarih ve 2021/2178 Esas, 2022/6583 Karar sayılı ilamında; "... Mahkemece son celseden bir önceki 05.05.2020 tarihli celsede Corona virüsü kapsamında alınan tedbirlerin uzatılması" konulu duyurusu, 2709 Sayılı 1982 Anayasasının 56/1 ve 2 nci maddesi, 6100 Sayılı HMK'nun 32 nci maddesi gereğince tarafların mazeretli sayılmalarına, dosyanın ATK 'dan dönüşünün beklenilmesine karar verilmiş, 24.06.2020 tarihli son celsede ise yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereği tahkikatın bittiği tefhim edilmeden ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği de bildirilmeden taraflara son sözleri sorulmadan tahkikat bitirilmiştir. Bu durum hukuki dinlenilme hakkını da ihlal eder nitelikte olup sözlü yargılama ile ilgili HMK.'nun 186 ncı maddesinde gösterilen usule riayet edilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğinin tespit edilemediği, sigortalının sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünün ihlalinin ihmal derecesinde olduğu, beyan etmediği hastalık ile vefatın neden olduğu hastalık arasında illiyet bağı (bağlantı) bulunduğu anlaşıldığından bağlantılı kusurlu ihlal var ise kusurun ağırlığına göre indirim yapılması gerektiği, somut olayda murisin mevcut hastalığını beyan etmekte ihmali davranması davalının ise aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle her iki tarafın da % 50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.500,00 TL sigorta teminat bedelinin başvuru tarihinden (18.02.2010) işleyecek yasal faizi birlikte davalı Garanti Emeklilik A.Ş'den alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, hükmün gerekçeli olmadığını, beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunu, davalı şirketin ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı tutarın yarısından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, poliçede mursin imzasının yer aldığını, buna karşı yapılacak tüm iddiların yine yazılı delille ispatlanması gerektiğini, sigorta şirketi tarafından bilgilendirme yükümlülüğünün mevzuata uygun şekilde yerine getirildiğini, eşit pay oranında hüküm kurulması gerekirken veraset ilamındaki paylar oranında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, temerrüt oluşmadığından faize hükmedilemeyeceğini, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'nun 427 vd. maddeleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1487 nci maddesi, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.