17. Hukuk Dairesi 2013/1364 E. , 2013/2214 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalının maliki olduğu aracın dava dışı 3. kişiye ait araca çarparak hasar verdiğini, hasar tutarının hak s…
**17. Hukuk Dairesi 2013/1364 E. , 2013/2214 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalının maliki olduğu aracın dava dışı 3. kişiye ait araca çarparak hasar verdiğini, hasar tutarının hak sahiplerine ödendiğini belirtip davalının sürücüsü olan kişinin kaza sırasında ehliyetsiz olduğunun anlaşılması nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla hasar bedeli olarak ödenen 2.514,00 TL’nin 30.06.2009 ödeme tarihinde itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, aracı satılması için 2007 yılında galericiye bıraktığını belirtip kaza ile bir ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 2.514, 40 TL tazminatın 30.06.2009 ödeme tarihine itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 141,76 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına 25.2.2013 gününde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Davacının ZMSS sigortacısı, davalının da sigortalısı olduğu ... plakalı aracın 3.2.2009 tarihinde sürücü belgesi yetersiz sürücü ... sevk ve idaresinde iken karıştığı kazada hasarına sebebiyet verdiği araç için 2.514,00 TL'nin 30.6.2009 tarihinde ilgililerine ödendiği iddiasıyla ödenen 2.514,00 TL'nin rücuen davalı sigortalıdan tahsili istemi ile dava açılmış, Davalı vekili savunmasında, aracı 2007 yılında satılmak üzere galeriye bıraktığını, vekaletname verdiğini araçla bu tarihten beri ilgisinin kalmadığını, işleten olmadığını, bildirerek davanın reddini savunmuş, Yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Kararın davalı tarafça temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda temyiz itirazları red edilerek karar onanmıştır. Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. Dava ZMSS poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup uyuşmazlık sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır. TTK.1263 maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK.1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. (Y.11 H.D. 1.3.2010 gün 2008/11420E.,2010/22995K., 14.2.2011 gün 2010/2367E., 2011/1489K. sayılı kararları) 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun ek 2.maddesine dayanılarak çıkarılan ve 28.11.2006 günlü resmi gazetede yayınlanarak 1.6.2007 tarihinde yürürlüğe giren Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde "Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu", Yönetmeliğin 7.maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği", Yönetmeliğin 8.maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler...vs. bulunacağı" Yönetmeliğin 9.maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği" öngörülmüştür. Somut uyuşmazlığı dönüldüğünde; Davacı, araç sürücüsünün sürücü belgesinin yetersiz olması nedeniyle ZMSS Genel Şartlarının B-4/a-c maddesi gereğince davalı sigortalıya rücu şartlarının gerçekleştiğini iddia etmekte, Davalı ise aracı 2007 yılında satılmak üzere galeriye bıraktığını, aracın haricen satıldığını bu tarihten beri araçla hiçbir ilgisinin kalmadığını, araç işleteni olmadığını savunarak sigorta poliçesinide inkar etmektedir. TTK.1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında, poliçenin davalı tarafından düzenlendiği, davalının poliçenin akidi olduğuna ilişkin iddianın davacı tarafça 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288)vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir. Dosyaya mübrez tüm poliçe ve nüshaları davacı ... şirketince ibraz edilmiş olup, davalının savunmasında belirttiği gibi hiçbir poliçede davalı sigortalının imzası bulunmamaktadır. ZMSS poliçesinin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalı ve sigorta ettirenin imzalarını içeren bilgilendirme formu da ibraz edilmiş değildir. Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davacı ... şirketine, ZMSS poliçesinin davalı tarafça düzenlendiğine ilişkin iddiasını ispat zımnında, davalının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davalının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi, Davalının poliçe akidi olduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması, Gerekirse davacı ... ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında, poliçenin davalı tarafından düzenlenip düzenlenmediği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, Davacının delil listesinde "hertürlü yasal delil"e dayanması nedeniyle davalıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım. ... (Karşı Oy)