Ceza Genel Kurulu 2009/5-40 E. , 2009/236 K. "" İtirazname : 2009/1040 Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi Sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan, lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCY’nın 158/1-e, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000 Lira adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, koşulları oluşmadığından 5237 sayılı TCY’nın 168. maddenin uygu¬lan¬masına yer olmadığına ilişkin, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.04.2007 gün ve…
**Ceza Genel Kurulu 2009/5-40 E. , 2009/236 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname : 2009/1040 Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi Sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan, lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCY’nın 158/1-e, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000 Lira adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, koşulları oluşmadığından 5237 sayılı TCY’nın 168. maddenin uygu¬lan¬masına yer olmadığına ilişkin, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.04.2007 gün ve 10-123 sayılı hüküm, sanık müdafiilerince temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 08.05.2008 gün ve 2200-4185 sayı ile; “Gerekçeli karar başlığında, sanık H.Y..’ın üst soyunda yer alan ve 20.03.1946 tarihinde ölen bir başka şahsın kimlik bilgileri yazılmış ise de; bu hususların R.. ve Z..’den olma 22.08.1969 Arguvan doğumlu TC: *********** şeklinde mahallince düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış, sanıklar M. Ö.., K. K.., M. Ü.., C.A.. ve H.Y..’ın dolan¬dırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri... usul ve kanuna uygun görülmüş olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekili ve sanıklar M., K.B.., M.Z.., C..ve H..müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin onanmasına...” karar verilmiştir. Yargıtay C. Başsavcılığı ise 12.02.2009 gün ve 1040 sayı ile; “... Sanıkların oluşa uygun şekilde kabul edilen eylemlerinin dolandırıcılık suçunun unsurunu taşımadığı, hırsızlık suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Şöyle ki; hırsızlık suçu bir kimsenin taşınabilir malının rızası olmaksızın faydalanmak için alınmasıdır. Dolandırıcılık suçu ise, hile ve desiseler yaparak bir kimseyi hataya düşürüp onun veya başkasının zararına kendisi veya bir başkasına haksız çıkar sağlamaktır. Görüldüğü gibi her iki suçun konusunu mal varlığı oluşturmaktadır. Ancak; hırsızlık suçunda mağdurun rızası ve teslim iradesi bulunmamasına karşılık, dolandırıcılık suçunda malın teslimi mağdurun rızası ile gerçekleşmekte fakat bu teslim hile kullanılarak sakatlanmış özgür olmayan bir iradeye dayanmaktadır. Olayda sanıkların Tedaş Müessesesinin sattığı elektriği rızası ve bilgisi dışında fayda¬lanmak için almaları söz konusu olup, fiilin hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmek¬tedir. Öte yandan, dosyada kurumun zararının karşılandığını gösterir herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Ancak, 05.05.2006 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında zararın gide¬ril¬diğinden söz edilmektedir. Mahkeme, hükmün gerekçe bölümünde bilirkişi raporuna atıfta bulunarak zararın giderildiği hususuna yer vermiş, ancak hüküm fıkrasında şartlar oluşmadığı gerekçesiyle, etkin pişmanlığı düzenleyen 168. maddenin uygulanmasına yer olmadığına hükmetmiştir.