6. Hukuk Dairesi 2025/2229 E. , 2026/302 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/382 E., 2025/520 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/546 E., 2023/747 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından …
6. Hukuk Dairesi 2025/2229 E. , 2026/302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/382 E., 2025/520 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/546 E., 2023/747 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 29.08.2009 tarihinde imzalanan sözleşme ile 01.09.2019 - 31.12.2019 tarihleri arasında deniz vasıtaları işletmeciliği palamar hizmetleri işinin davacı şirketler tarafından yerine getirildiğini, ancak davacıların Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin hakediş alacaklarının, davacı iş ortaklığının taraf olmadığı toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacakları ile işçilerin kıdem tazminatlarının ileride davalı tarafından ödenmek zorunda kalınması ihtimaline binaen emanete alınarak ödenmediğini, davacı iş ortaklığının hizmet dönemi ile ilgili olmayan bu alacaklardan davacıların sorumlu olmadığını, ayrıca işin kabulünün yapılmayarak teminat mektubunun iadesinden de kaçınıldığını ileri sürerek 875.747,86 TL hakediş bedeli ile 332.000,00 TL teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğindeki Teknik Şartname'nin 13. maddesinde, personelin gerek ferdi gerekse toplu iş sözleşmesinden doğacak her türlü haklarından yüklenicinin sorumlu olacağının kararlaştırıldığını ve ... İş Sendikası ile önceki yüklenici arasında yapılan toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sonrasında Yüksek Hakem Kurulu'nun 03.07.2018 tarihli ve 2019/150 E., 2019/258 K. sayılı kararına göre ortaya çıkan işçilik fark ücretlerinden İş Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenen iş yeri devri hükümleri uyarınca davacıların sorumlu olduğunu ancak davacılar tarafından ödeme yapılmaması üzerine işçilere ödenecek olan bu alacakların zayi olmaması ve davalı idarenin zarara uğramaması için sözleşmenin 16.1.7 maddesi uyarınca davacıların hakedişlerinin emanete alındığını, işçiler tarafından açılan davalar sonuçlanmadan taraflar arasındaki hukuki süreç devam edeceği için kesin teminat mektubunun iadesinin de mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirdiği, sözleşmenin 16.1.7 maddesinde, davalıya gerektiğinde yüklenicinin hakedişinden bordroda gösterilen net personel maaşlarını mahsup ederek personelin banka hesaplarına aktarma yetkisinin tanındığı, ileride doğabilecek işçilik alacakların ödenmesi için hakedişleri emanet olarak tutma hakkı vermediği gibi işçilerin maaş alacakları dışındaki diğer işçilik alacaklarının da madde kapsamına dahil olmadığı, bu sebeple davalının hakedişleri emanete almakta haklı bulunmadığı ancak TİS farkından kaynaklanan işçilik alacakları ile diğer işçilik alacakları için açılan ve derdest olan davalar sonucunda doğacak alacaklardan 6098 sayılı TBK'nın 202. maddesinde düzenlenen iş yeri devri kapsamında ve Teknik Şartname'nin 13. maddesi uyarınca davacılar sorumlu olacağından sözleşmenin 11.4.1 maddesinde düzenlenen teminat mektubunun iadesi koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle hakediş alacağının davalıdan tahsiline, teminat mektubu bedelinin tahsili talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.12.2019 tarihinde ifa ile son bulan sözleşme dolayısıyla ödenmeyen hakediş alacağının 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, ıslah tarihi olan 27.02.2023 tarihi itibarıyla bu sürenin dolmadığı, davalının zamanaşımı defi'nin yerinde olmadığı yönündeki zamanşımı defi'ne yönelik gerekçe eklenmek ve İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin esas yönünden doğruluğu belirtilerek aynen kabul edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak açıklanan gerekçelerle hakediş alacağının davalıdan tahsiline, teminat mektubu bedelinin tahsili talebinin ise reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların sözleşmede kararlaştırılan hizmet dönemine ilişkin hiçbir borcu olmadığının SGK ve vergi kayıtları ile sabit olduğunu, işin sözleşmeye uygun olarak ifa edildiği hususunda taraflar arasında da uyuşmazlık olmadığını, dava konusu iş yerinin 854 sayılı Deniz İş Kanunu hükümlerine tabi bir yer olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun bu iş yerinde uygulanmasının mümkün olmadığını, Deniz İş Kanunu'nun 20. maddesinde kıdem tazminatı alacağının devredileceği yönünde bir düzenleme olduğunu, davacıların sadece kendi dönemleri ile kendi döneminde çalıştırdıkları ücretle sınırlı olmak üzere kıdem tazminatı alacağından sorumlu olacağı belirtildiğinden dört aylık dönem için kıdem tazminatı sorumluluğunun doğmayacağını, davacının bloke ettiği teminat mektubundan işçilik alacaklarını da karşılamayarak dava açılması ve sonunda yargılama giderleri ve faiz ödenmesine sebebiyet verdiğini, ayrıca işçiler tarafında açılan 2020/150, 153, 154, 155, 160, 161, 163, 164, 2021/124, 126, 128, 130, 132 E. sayılı dosyalarda Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra Botaş yönünden açılan davalarında reddine karar verildiğini, teminat bedelinin iadesi talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince yerel mahkeme ile aynı karar verildiği halde davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların, İş Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenen İşyeri devrine ilişkin hükümler uyarınca önceki yükleniciler döneminde uygulanan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklardan sorumlu olduklarını, Yüksek Hakem Kurulu'nun 03.07.2018 tarihli ve 2019/150 E. 2019/258 K. sayılı kararı ile istenen işçilik fark alacaklarının davacılar tarafından ödenmemesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin 16.1.7. maddesi uyarınca hakedişlerin emanete alındığını, işçilerin açtığı davaların halen derdest olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hizmet alım sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. 1-Davacılar vekilinin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 332.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 2025 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığından kesindir. 2.Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin temyiz isteminin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.