Başvuru, tutuklunun ailesine daha yakın bir ceza infaz kurumuna nakil taleplerinin reddedilmesi işlemine karşı açılan davada esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklunun ailesine daha yakın bir ceza infaz kurumuna nakil taleplerinin reddedilmesi işlemine karşı açılan davada esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinden sonra beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Başvurucunun Başka Ceza İnfaz Kurumuna Nakil Süreci Başvurucu 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında silahlı terör örgütüne [Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)] üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Kahramanmaraş Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/9/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Kahramanmaraş E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Başvurucu, anılan Ceza İnfaz Kurumundan 15/9/2017 tarihinde Tarsus 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, Tarsus 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 10/6/2019 tarihinde Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna, Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan ise 9/8/2019 tarihinde Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre başvurucu, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Zorunlu Nedenlerle Nakil" başlıklı maddesi ile 5/6/2015 tarihli ve 167 No.lu ceza infaz kurumlarının tahsisi, nakil işlemleri ve diğer hükümler konulu Genelge'nin (167 No.lu Genelge) İkinci Bölüm'ünün maddesinin birinci fıkrasında "Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlü ve tutuklular, yargı çevresi dışında Bakanlıkça belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecektir." hükmü gereğince Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) 25/8/2017 tarihli ve 77204178-02/11552/108460 sayılı yazısıyla Ceza İnfaz Kurumundan Tarsus 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Genel Müdürlüğün Kahramanmaraş ve Tarsus Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderdiği 13/9/2017 tarihli yazıya göre Ceza İnfaz Kurumunda silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan tutuklu bulunan başvurucunun kapasite sorunu yaşanmaması için Tarsus 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görüldüğü bildirilmiş ve nakil işlemi buna göre gerçekleştirilmiştir. Başvurucu; Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu esnada Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin 7/12/2018 tarihli ve E.2017/104, K.2018/275 sayılı ilamıyla 8 yıl 9 ay nihai hapis cezasını hükümlü olarak infaz etmekteyken aynı yer İnfaz Hâkimliğinin 11/3/2022 tarihli ve E.2022/1964, K.2022/1946 sayılı kararıyla cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmiş ve söz konusu bu karar doğrultusunda aynı gün salıverilmiştir.B. Nakil İşlemine Karşı Yürütülen İdari ve Yargısal Süreçler İdari Süreç Başvurucu; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı 17/4/2018 tarihli dilekçesinde hakkındaki ceza soruşturmasının Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülmekte olması, Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesi ile İcra Mahkemesinde hakkında devam eden yargılamaların bulunması, yaşlı ve hasta olan anne ve babasının şehirler arası yolculuk yapamamaları, ailesinin Kahramanmaraş'ta ikamet etmesi, üç çocuğunun bulunması ve ailesinin hiçbir gelirinin olmaması sebebiyle nakil işleminin iptal edilerek yeniden Kahramanmaraş'ta bulunan bir ceza infaz kurumuna sevkinin sağlanması talebinde bulunmuştur. Başvurucu, Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı 12/5/2018, 7/6/2018 ve 11/7/2018 tarihli dilekçelerinde Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesinde hakkında devam eden yargılamaların duruşmalarına katılamadığını belirterek nakil talebinde bulunmuştur. Genel Müdürlük 24/5/2018 ve 2/7/2018 tarihli yazılarında ceza infaz kurumlarının dolu olması sebebiyle nakil talebinin uygun görülmediğini belirtmiştir. Yargısal Süreçlera. Tarsus İnfaz Hâkimliğinin 25/7/2018 Tarihli 2018/282 Muhabere Sayılı Yazısı Başvurucu; Tarsus İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) verdiği 4/6/2018 tarihli dilekçesinde, önceki iddialarını yineleyerek devam eden hukuk yargılamalarına katılamaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını, Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı dönemde koğuşun kapasitesi 70-80 kişilikken mevcut sayının 30-40 kişiye indiğini ve Kurumun boş olduğunu belirterek yaşadığı mağduriyet nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; nakil işleminin iptal edilmesini ve lehine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliğinin 25/7/2018 tarihli yazısı ile Hâkimliğin görev ve yetkisine giren bir talep olmaması nedeniyle başvurucunun dilekçesi işlemsiz olarak iade edilmiştir. Mahkemenin yazısı 27/7/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.b. Ankara İdare Mahkemesinin E.2018/1612 Sayılı Dosyasına İlişkin Süreç Başvurucu 31/7/2018 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, İnfaz Hâkimliği ile Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı dilekçelerdeki iddiaları tekrarlayarak İnfaz Hâkimliğine yaptığı nakil talepli başvurusunun da görevsizlik nedeniyle işlemsiz iade edildiğini belirtmiş; Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesi talebinin reddine ilişkin işlemin iptali ile 000 TL maddi 000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Ankara İdare Mahkemesi 9/8/2018 tarihli kararıyla davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasında nakille ilgili şikâyetleri inceleme ve karara bağlamanın infaz hâkimliğinin görevleri arasında düzenlendiğini vurgulamıştır. Kararda ayrıca başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumundan başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünün de idari yargının görev alanı dışında kaldığını, bakılan uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevine girdiğini, bu işlemden dolayı talep edilen tazminat istemlerinin de adli yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, karara itiraz etmemiştir.c. Tarsus İnfaz Hâkimliğinin Bireysel Başvuruya Konu E.2018/3036 Sayılı Dosyasına İlişkin Süreç Başvurucu 13/9/2018 tarihli dilekçesiyle önceki iddialarını tekrarlayarak nakil işleminin iptali ile 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebiyle İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. 19/9/2018 tarihli başvuru dilekçesinde 13/9/2018 tarihli dilekçesine herhangi bir cevap verilmediğini belirterek bu dilekçesinin işleme alınmasını talep etmiştir. İnfaz Hâkimliğinin 25/9/2018 tarihli yazısı ile başvurucunun taleplerinin öncelikle Tarsus 2 No.lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün İdare ve Gözlem Kurulunca (İdare ve Gözlem Kurulu) değerlendirilmesi, verilen karara itiraz edilmesi hâlinde kararın İnfaz Hâkimliğine gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 26/9/2018 tarihli kararıyla başvurucunun talebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun yargılandığı Mahkemenin yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu sırada kapasite aşımı nedeniyle 25/8/2017 tarihinde Tarsus Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun geçen süre içinde yargılamayı yapan Mahkeme tarafından Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla defalarca duruşmaya çıkarıldığı, kapasite aşımı nedeniyle nakil gelen tutukluların geldikleri kurumlara geri gönderilmesinin yer olmamasından ötürü söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun isteğe bağlı nakil dilekçesinin Bakanlık tarafından onaylanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca lüzumu hâlinde -yargılama yapan mahkemenin bizzat duruşmaya katılmak üzere mahkemeye davet edip götürülüp getirilmesi veya mahkemenin bulunduğu en yakın ceza infaz kurumuna nakli şeklinde- yargılamayı yapan mahkemenin talebi olduğu takdirde başvurucunun naklinin gerçekleştirilebileceği ifade edilmiştir. Karar, başvurucuya 26/9/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun 28/9/2018 tarihli dilekçesiyle söz konusu karara karşı yaptığı şikâyet, İnfaz Hâkimliğinin aynı tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde İdare ve Gözlem Kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararına karşı Tarsus Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı itiraz, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 19/10/2018 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar 21/11/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 29/8/2019 tarihli ek beyan dilekçesinde, iddialarını yineleyerek duruşmalara bizzat veya SEGBİS ile katılamadığını belirtmiş, hukuk ve idari yargılamalara ilişkin bilgileri vererek hak ihlalinin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin kuruluşu" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan (1) numaralı fıkrası şöyledir:"İnfaz hâkimlikleri, Adalet Bakanlığınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, yargı çevresinde ceza infaz kurumu ve tutukevi bulunan ağır ceza mahkemeleri ile coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak ilçe asliye ceza mahkemeleri nezdinde kurulur. İnfaz hâkimliğinin yetki alanı, kurulduğu yer ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin yargı çevresi ile sınırlıdır." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimlerinin görevi" kenar başlıklı olay tarihinde yürürlükte olan maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"İnfaz hakimliklerinin görevleri şunlardır: Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak...." 4675 sayılı Kanun’un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı olay tarihinde yürürlükte olan maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir. ..." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikayet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir." 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." 5275 sayılı Kanun'un "Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:…c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. ...f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.…" 5275 sayılı Kanun'un "Zorunlu nedenlerle nakil" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler." 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:"Bu Kanunun; ...nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler,... konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir." 5275 sayılı Kanun gereğince Genel Müdürlük tarafından hazırlanan 167 No.lu Genelge'nin "Zorunlu nedenlerle nakil" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlü ve tutuklular, yargı çevresi dışında Bakanlıkça belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecektir." 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü" başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi şu şekildedir:"(1) Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:...Hükümlü ve tutukluların sevk ve nakil işlerini yürütmek, ..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İçtihadı AİHM ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kıldığını (Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, § 127), bu konuda yapılan tasarrufların haklı bir gerekçeye dayanması gerektiğini ifade etmiştir (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 46). AİHM somut başvuruya benzer olayları özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemekle birlikte tutuklu ve hükümlülerin ailelerinden uzak yerlerdeki cezaevlerinde bulunmalarını gerektiren olguların makul ve kabul edilebilir düzeyde açıklanmamasını ihlal kararına dayanak yapmıştır. AİHM gündemine gelen benzer bir davada başvurucular; ailelerinin yaşadığı yerden uzak bir ceza infaz kurumuna nakledilmeleri nedeniyle aileleriyle görüşmelerinin kısıtlandığını, bu nedenle özelhayata ve aile hayatına saygı haklarına müdahale edildiğini ileri sürmüştür. AİHM bu kapsamda yaptığı değerlendirmelerde mahpusların ceza infaz kurumlarına dağılımı ile ilgili idari yetkililere mutlak bir takdir yetkisi tanınmadığını ifade etmiştir. Bu konuda kişilerin ailevi ve toplumsal ilişkilerini sürdürmeleri hususu da dikkate alınmalıdır. AİHM, bu konuda her ne kadar bağlayıcı olmasa da 2006 Avrupa Cezaevleri Kurallarına atıf yapmış bu kapsamda mahpusların yakın aile üyeleriyle iletişiminin sürdürülmesinde idarenin yardımcı olması gerektiğini ifade etmiştir. AİHM, Avrupa'daki müktesebatın ulusal makamların mahpusların aileleriyle görüşmelerinin sağlanması için yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerini yükümlü kıldığını vurgulamıştır. Bu kapsamda AİHM; bir tutuklu veya hükümlünün hangi ceza infaz kurumuna yerleştirileceği hususunda hükümlünün profili, güvenlik açısından oluşturacağı tehlike, soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı yürütülmesini etkileyen nedenler, ceza infaz kurumunun kapasitesi ve güvenlik durumu gibi kriterlere göre değerlendirme yapılması gerektiğinin ancak aile ilişkilerinin korunmasının da kriter olarak dikkate alınmasının zorunlu olduğunun altını çizmiştir. AİHM'e göre hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumunun ailesinin yaşadığı yere olan mesafesi, hükümlünün yakınlarının ceza infaz kurumuna ulaşımında karşılaşacağı zorluklar kişiler açısından katlanılması zor durumlar meydana getiriyorsa bu durum aile bağlarını doğrudan etkileyecek bir unsur olarak görülebilir. AİHM bu çerçevede değerlendirme yaparken aile bireylerinin yaş, sağlık, ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate almaktadır. AİHM yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda başvurucuların şahsi durumu, tutulma süreleri, yakınlarının kişisel durumlarıyla ilgili ayrıntılı bir inceleme yapılmadığını vurgulayarak bu şartlarda başvurucuların ailelerinden uzak bir şekilde ceza infaz kurumlarında tutulmalarının ihlal sonucunu doğurduğu sonucuna ulaşmıştır (Avşar ve Tekin v./Türkiye, B. No: 9302/09 ve 49089/12, 17/9/2019, §§ 60-75). Yine AİHM'in önüne gelen benzer bir davada mahkûmun, yaşlı annesi tarafından ziyaret edilebilmesi bakımından evine daha yakın bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine yönelik talebinin reddedilmesi ile ilgili bir başvuruda Sözleşme'nin mahpuslara tutukevlerini seçme hakkı tanımadığını ve mahpusların ailelerinden ayrılmaları ve onlardan uzakta olmalarının, mahkûmiyetlerinin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ifade etmiştir. AİHM'e göre aile üyelerinin mahpusu ziyaret etme imkânı, aile hayatını sürdürmek için oldukça önemlidir. Bu bağlamda mahpusların haklarına müdahale öngören işlemler gerekçelendirilmeli ve mahpus, haklarına müdahalede bulunan önlemlere itirazda bulunmak amacıyla etkili bir hukuk yoluna sahip olmalıdır (Vintman/Ukrayna, B. No: 28403/05, 23/10/2014, §§ 78, 84, 99, 104 ve 115-117). Karşılaştırmalı Hukuk Almanya Federal Anayasa Mahkemesinin anayasa şikâyeti üzerine verdiği bir kararına konu olayda hükümlünün ailesiyle uzun süreli görüşmesine infaz kurumunca izin verilmemiştir. Bu karara karşı yapılan itirazı Cottbus Bölge Mahkemesi kanundaki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Federal Anayasa Mahkemesi hukuk kurallarının yorumu ve uygulanmasının olağan mahkemelerin görevi olduğunu ancak Federal Almanya Anayasası'nın maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin bir gereği olarak keyfîlik yasağı çerçevesinde çok istisnai olarak olağan mahkemelerin kararlarının anayasa şikâyetine konu olabileceğini belirtmiştir. Buna göre bir hâkimin kararının salt usul kurallarına uyulmadığı veya hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle keyfîlik yasağına aykırı olduğu sonucuna varılamayacağı açıklanmıştır. Bu başvuruda ise sadece kanun hükmü yazılarak oluşturulan gerekçenin yeterli olmadığı belirtilerek keyfîlik yasağına aykırı davranıldığı tespit edilmiş ve ihlal sonucuna varılmıştır (Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, 2 BvR 2530-16/, 21/12/2016).