Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5039 E. , 2024/4384 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5039 Karar No : 2024/4384 DAVACI : ... Derneği (...) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/5039 E. , 2024/4384 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/5039 Karar No : 2024/4384 DAVACI : ... Derneği (...) VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU : 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile Ek-3/E-1 listesinde yer alan ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatların iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI_ : Davacı tarafından, dava konusu Tebliğ'in, eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden; söz konusu malzemenin, hastanın yaşam kalitesinin arttırılması için hayati öneme sahip olduğu, bu malzemeden 45 yaş üstü hastaların faydalandırılmamasının hukuka ve tıp biliminin gereklerine aykırı olduğu, 3. basamak hastanelerin her ilde bulunmaması nedeniyle malzemeyi kullanacak hastaların şikayetleri de dikkate alındığında uzak yerlere gitme konusunda yaşayacakları sıkıntılar nedeniyle maddenin düzenlenmesinde kamu yararı bulunmadığı; Ek-3/E-1 listesinde yer alan ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatlar yönünden; Kurumun söz konusu malzemelerin bedellerinin çok az miktarını karşıladığı, bu nedenle söz konusu kalemlere ait malzemelerin medikal firmalarca zarar kaygısıyla yurt dışından getirilemeyeceği, hastaların mağdur olacağı, 2013 yılında geri ödeme miktarları düşürülen 9 kalem tıbbi malzemedeki düşüşün fahiş miktarda olduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN_SAVUNMASI: Sağlık Bakanlığı tarafından, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'un 63. maddesinde, Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türleri, miktarları, kullanım süreleri ve ödeme usül ve esaslarının Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle belirleneceği öngörülmüş ise de, Bakanlığın bu yetkisinin görüş bildirmekten ibaret hazırlık işlemi olduğu, nihai yetkinin Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğu, bu nedenle hasım mevkiinden çıkarılmaları ve uyuşmazlığın münhasıran Sosyal Güvenlik Kurumu husumetiyle çözümlenmesi gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen görevlerin yerine getirildiği, fiyat belirleme yetkisi kullanılırken Kurumun ilgili kuruluşlardan gelen tüm değerlendirmeleri incelediği, bu şekilde yetkinin hukuka ve kamu yararına uygun olarak kullanıldığı savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine bozulan kısım hakkında dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : 24.3.2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) ve (b) bendinin ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatların iptali istemidir.. Anayasanın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup bu hakkın yalnızca yaşamını sürdürmek anlamında değil "sağlıklı yaşama hakkı"na sahip olmak şeklinde kabul edildiğinden, kişilerin sağlıklı olma hakkı, kamusal korumaya tabidir. Anayasanın 56. maddesinde ise; Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği öngörülmüş; 65. maddesinde de "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddeleriyle kişilere, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme ve hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürebilme hakkı tanınmış ve devlete de, herkesin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları hazırlama, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama görevi verilmiştir. Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, bir ekonomik ve sosyal hak olup, bu yönüyle kamuya ya da Anayasada geçen biçimiyle Devlete belli yükümlülükler getirmektedir. Devlet bu anayasal yükümlülüğün gereğini yerine getirmek ve herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması için her türlü tedbiri almak, kişilerin sağlık hizmetlerinden gecikmeksizin yararlanmasını sağlamak durumundadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. maddesinde yer alan herkesin yaşama hakkı hukuk tarafından korunur hükmü kapsamında Devletin yaşamı koruma yükümlülüğü de sayılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi, Sözleşmeye taraf devletlere bireylerin yaşamını koruma görevini vermektedir. Bu görev, aynı zamanda sağlık konusunda Devlet tarafından hastaların yaşamının korunması için gerekli tedbir almayı da içermektedir. Yukarıda yer verilen ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile güvence altına alınan bireyin sağlıklı yaşam hakkının şartı; bireylerin ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetine ulaşmaları olup, bunun yerine getirilmesi Devletin görevidir. Bireyin temel hak ve özgürlükleri içerisinde yer alan sağlıklı yaşam hakkına yönelik yapılacak sınırlamanın, Anayasanın 13. maddesi uyarınca öncelikle kanunla yapılması, bu sınırlamanın da orantılılık ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerektiği kuşkusuzdur. 24.3.2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik KurumuSağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) bendinde; a) 45 (kırk beş) yaş ve altı, aktif hayat beklentisi olan, lomber hareketlerinin korunması amaçlanan, dejeneratif omurga sorunu bulunmayan, hareketli sistemlerin tek segmenti geçmeyecek şekilde kullanımı halinde bedelleri Kurum mevzuatı doğrultusunda karşılanacaktır. (rigid ve dinamik sistemlerin bir arada kullanıldığı durumlarda dinamik sistem bir segmenti geçemez, hareketli ya da yarı hareketli sistemin uygulandığı segmentte füzyon materyalleri kullanılması halinde, sistem ve füzyon materyallerinin Kurumca bedeli karşılanmaz.) kuralı yer alırken (b) bendinde ise Lomber hareketli ve yarı hareketli sistemlerin sadece 3. Basamak Hastanelerde (eğitim verme yetkisi olan klinik) uygulanması halinde Kurumca bedeli karşılanır İbaresine yer verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 72. maddesinde, kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedelin belirlenmesinde Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu belirtilerek Komisyonun; 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibariyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu kuralı yer almaktadır. Yukarıda yer alan Anayasa hükümlerine göre,kurumca sunulan sağlık hizmetinin finansmanında etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla komisyona tanınan fiyat belirleme yetkisinin, hastanın sağlık hizmetine erişim hakkını engelleyecek veya hastanın dolayısıyla genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ödeyemeyeceği ağır bir maddi yük altında bırakacak şekilde kullanılmasının, sağlıklı yaşam hakkına ve sosyal devlet ilkesine aykırı olacaktır. Dava dosyasının incelenmesinden; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ... tarih ve ... sayılı yazısında, Omurga Cerrahisi Alan Grubuna Giren Tıbbi Malzemeler konusunda oluşturulan Komisyon Toplantı Kararlarında Sağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) ve (b) bendinde yer alan, Lomber hareketli ve yarı hareketli sistemlerin sadece 3. Basamak Hastanelerde 3.basamak hastanelerde uygulanması halinde Kurum mevzuatından karşılanacaktır ibaresi ile listede geçen 45 yaş altı ibarelerinin kaldırılması gerektiği sonucuna varılarak bu durumun Sosyal Güvenlik Kurumuna da bildirildiği, omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için fiyatların belirlenmesinde hangi ölçütlerin esas alındığı konusunun ara kararı ile sorulmasına karşın hukuken geçerli bir açıklamanın yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, bireyin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetine erişimini kısıtlayıcı şekilde tesis olunan dava konusu düzenlemede, hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemelerin ptali gerekeceği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 26/02/2016 tarih ve E:2013/9269, K:2016/1222 sayılı davanın kısmen reddi, kısmen iptali yolundaki kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/01/2019 tarih ve E:2016/3384, K:2019/351 sayılı kararı ile kısmen gerekçeli olarak onanması, kısmen bozulması üzerine bozulan kısım hakkında Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile Ek-3/E-1 listesinde yer alan ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatların iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin, kısmen iptal, kısmen ret yönündeki 26/02/2016 tarih ve E:2013/9269, K:2016/1222 sayılı kararının, tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/01/2019 tarih ve E:2016/3384, K:2019/351 sayılı kararı ile, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki Ek-3/E-1 listesinin, "Genel hükümler" başlıklı kısmının 8. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptaline ilişkin kısmının gerekçeli olarak onanmasına, anılan Tebliğin Ek-3/E-1 listesinde yer alan ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatlara ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. Anılan karara karşı davalı idareler tarafından yapılan karar düzeltme istemi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/06/2020 tarih ve E:2019/3294, K:2020/1036 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Böylece Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi kararının dava konusu düzenlemenin iptaline ilişkin kısmı kesinleşmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği kurala bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar imkanı tanınmamıştır. Bu nedenle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kısmen bozma kararına uyularak bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ''Finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ve süresi'' başlıklı 63. maddesinde, "Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsar. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usul ve esasları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir." düzenlemesi yer almaktadır. Aynı Kanun'un 72. maddesinde ise "65 inci madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu yetkilidir. Komisyon, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabilir. Komisyon, 63 üncü madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkilidir." hükmü mevcuttur. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 24/03/2013 tarihli 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin Ek-3/E-1 listesinde yer alan ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatlara ilişkin düzenlemenin incelenmesi: Yukarıda yer alan Kanun hükümleri ile Sosyal Güvenlik Kurumunca finansmanı sağlanacak veya sağlanmayacak sağlık hizmetleri ile sağlık hizmeti sunucuları arasındaki sevk zincirinin Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak sûretiyle belirlenmesi öngörülmüştür. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile davalı Sağlık Bakanlığının savunmasından, dava konusu düzenleme tesis edilirken bu yasal zorunluluğun yerine getirilmediği ve dava konusu düzenlemenin Sağlık Bakanlığının görüşü alınmadan tesis edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde öngörülen Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu, Sağlık Bakanlığı temsilcisinin iştirakiyle dava konusu uygulamaları belirlemiş ise de komisyonda Sağlık Bakanlığı temsilcisinin yer almasının, kurumsal olarak Sağlık Bakanlığından görüş alınması ile aynı kapsamda değerlendirilmesi mümkün değildir. Sağlık Bakanlığının görüşünün alınması yasal bir zorunluluk olup bu zorunluluk yerine getirilmeden hazırlanarak Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Tebliğ'de bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin Ek-3/E-1 listesinde yer alan ve dava dilekçesinde kodları belirtilen omurga cerrahisi alan grubuna ait 38 tıbbi malzeme için belirlenen fiyatlara ilişkin düzenlemenin İPTALİNE, 2. Dava netice olarak iptalle sonuçlandığından, davacılar tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Davacı lehine ilk kararda hükmedilen vekalet ücreti kaldırılarak, işbu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.