3. Hukuk Dairesi 2016/12209 E. , 2016/15899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı,......nolu elektrik abonelikle
**3. Hukuk Dairesi 2016/12209 E. , 2016/15899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı,......nolu elektrik abonelikleri nedeniyle düzenlenen faturalarda davalının haksız olarak kayıp-kaçak, sayaç okuma, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmeti bedeli tahsil ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, dava tarihinden geriye doğru on yıllık dönemde (abonelik tarihine kadar) haksız tahsil edilen bedellerden 50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18.04.2016 harç tarihli dilekçe ile talebini ....nolu abonelik yönünden 5.403,06 TL'ye yükseltmiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davacının dava konusu abonelik sözleşmelerinin tarafı olmadığı, bu nedenle davacının taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın esasına girmeden önce; dava ehliyeti ve taraf sıfatı kavramları üzerinde durmakta fayda vardır. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usulü işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince, bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceğinden sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Bir başka deyişle, sıfat; dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, ... 1995, 7.baskı, s.231). O halde; dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder:a.g.e., s.231-232; Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku, Alfa Basım Yayım Dağıtım, ... 1997, s.307). Görülmektedir ki, mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Uygulamada sıfat yerine genel olarak "husumet", davacı bakımından "aktif husumet ehliyeti", davalı bakımından "pasif husumet ehliyeti" tabirleri kullanılmaktadır. Husumet dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bir husustur. Eldeki davada davacının talebi, dava konusu elektrik aboneliklerinden tahsil edilen kayıp-kaçak, sayaç okuma, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmeti bedelinin istirdatına ilişkindir. Mahkemece, dava konusu ... nolu aboneliğin ....Tavukçuluk, .....nolu aboneliğin ise .... adına kayıtlı olduğundan bahisle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; dava konusu abonelik sözleşmelerinin aslını da içerecek şekilde abonelik dosyaları ( abonelik başvurusunda bulunanın sözleşmenin imzalanması aşamasında ibraz ettiği dayanak belgeler de olmak üzere) dosya içerisine alınarak incelenmemiş, bu kapsamda aboneliklerin davacı şirket adına mı yoksa mahkemenin de kabulünde olan kişi veya işletme adına mı yapıldığı noktasında bir araştırma yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece; dava konusu abonelik dosyalarının aslı dosya içerisine alınarak, aboneliklerin kim adına yapıldığı noktasında yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra, davacının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bundan ayrı; dairemizin, kayıp-kaçak bedeline ilişkin yerleşmiş ve kararlılık kazanmış uygulamasına göre, kaçak elektrik bedelinden abone ile birlikte fiili kullanıcının müteselsilen sorumlu olduklarından, geçerli bir abonelik üzerinden elektrik tüketen fiili kullanıcının da husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edildiğinden, mahkemece; gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, davacının dava konusu abonelikler yönünden fiili kullanıcı olup olmadığı noktasında inceleme ve araştırma yapılmalı, sonucu dairesinde, davacının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Hal böyle iken, mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.