Başvuru, hükümlü olarak bulunulan ceza infaz kurumunda ası suretiyle ölüm olayının gerçekleşmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hükümlü olarak bulunulan ceza infaz kurumunda ası suretiyle ölüm olayının gerçekleşmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/4/2013 tarihinde Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/7/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 13/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 13/6/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü iken 25/7/2012 tarihinde yaşamını yitiren 1988 doğumlu Volkan Moray'ın babasıdır. Anılan Ceza İnfaz Kurumunda silahla yağma suçu ile üç ayrı hırsızlık, üç ayrı konut dokunulmazlığının ihlali ve üç ayrı mala zarar verme suçlarına ilişkin kesinleşmiş cezaları infaz edilmekte olan başvurucunun oğlu Volkan Moray, infaz koruma memurlarınca 25/7/2012 tarihinde sabah saat 00 sularında sayım amacı ile yapılan denetim sırasında kaldığı D-17 No.lu koğuşun havalandırma kısmında asılı vaziyette ölü olarak bulunmuştur. Söz konusu olaydan haberdar edilen Cumhuriyet Savcısı A. Ceza İnfaz Kurumu yetkililerine olay yerinde bulunan delillerin karartılmasının veya kaybolmasının önlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması ve Siirt İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin Ceza İnfaz Kurumuna yönlendirilmesi talimatını vermiştir. Cumhuriyet Savcısı A.nin kendisi de, Adli Tıp Uzmanı H.T. veZabıt Katibi A. ile birlikte Ceza İnfaz Kurumuna intikal etmiştir. Cumhuriyet Savcısı A.nin de imzasının bulunduğu olay yeri inceleme görgü tespit tutanağında özetle olayın gerçekleştiği D-17 no.lu koğuşa gidildiği, olay yerinde gerekli tedbirlerin alındığının ve 112 Acil personelinin mevcut olduğunun görüldüğü, iki katlı olan koğuşun alt katının sosyal yaşam alanı (buzdolabı, masa, sandalye vb.) yukarı katının ise dört ranza ve dolaptan oluşan istirahat alanı olduğu, bu alanlarda kavga, karmaşa, arbede vs. gibi şüphe uyandıracak olumsuz bir durumun gözlemlenmediği, gerek olay yerinde gerek ölen kişinin kıyafetlerinde kavga olduğu veya arbede yaşandığı izlenimi uyandıracak bir durumun bulunmadığı, ölen kişi üzerinde ve fiziki mekanda gerekli fotoğraflama ve filme alma işlemleri ile teknik incelemelerin yapılması maksadıyla Siirt İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memurlarınagerekli talimatların verildiği belirtilmiştir. Cumhuriyet Savcısı A.nin talimatı doğrultusunda 4932 kodlu Olay Yeri İnceleme Ekibine bilgi verilmiş ve olay yerine intikal etmeleri gerektiği bildirilmiştir. Olaydan saat 55 sıralarında haberdar edilen olay yeri inceleme ekibi, saat 10'da Ceza İnfaz Kurumuna varmış ve saat 20'de Cumhuriyet Savcısı A. ile birlikte olay yerini incelemeye başlamıştır. Hazırlanan 25/7/2012 tarihli olay yeri inceleme raporunda"...Bahse konu yerin Siirt Kapalı Cezaevi D-17 sayılı koğuşunun havalandırma tabir edilen bahçe kısmı olduğu, koğuş binasından bahçe çıkışına göre, sol duvar üzerinde, yerden 22 m yükseklikteki metal çengele iki kat yapılmış, mavi renkli çamaşır ipiyle asılı, yüzü bahçeye dönük, dili hafif dışarıda, dizleri düz ayakları yere değer şekilde, kolları yanda avuç içleri vücuda bakar ve yarı açık şekilde, üzerinde gri atlet, gri renkli a. ibareli eşofman altı (kapri) ve içerisinde gri tonlu baksır iç çamaşırı olan, siyah düz, kısa saçlı, kirli sakal ve bıyıklı, tahmini 25-26 yaşlarında, 160-170 cm boylarında, yaklaşık 60-65 kg civarında bir erkek cesedinin olduğu, cesedin çene altından başlayarak her iki kulak arkasından başın üst kısmına doğru yükselen iple çengele bağlı olduğu, boyun alt kısmında çene ile gırtlak arasında kırmızı beyaz renkli bir bez parçasının ipe sarılı olduğu, ipin asılı olduğu nokta (çengel) ile şahsın boynu arasındaki mesafenin 72 cm olduğu görüldü. İp kesilerek eks şahıs asıdan indirildiğinde, çene altından başlayarak her iki kulak arkasından başın üst kısmına devam eden derin telem (ip) izinin olduğu görüldü. Şahsın üzerinde (...) değerli eşya olmadığı görüldü. Eks şahıs Siirt Devlet Hastanesi Morguna kaldırılmak üzere bulunduğu hali ile sağlık görevlilerine teslim edildi. Şahsın olaydan önce kaldığı D-17 Koğuşu içerisinde yapılan araştırmada her hangi bir intihar notu veya bulguya rastlanılamadı. Olay yerinin bulunduğu hali ile fotoğrafları ve video çekimi yapılarak Siirt Devlet Hastanesi Morguna intikal edildi. Burada Adli Tıp Hekimi tarafından yapılan muayenede, eks şahsın vücudunda herhangi bir darp cebir izi yada ateşli silah yada kesici delici bereleyici alet vs yaralanmasının olmadığının tespit edildiği" belirtilmiştir. Olay yeri inceleme raporunda ayrıca kırk fotoğrafın çekildiği, kamera kaydının yapıldığı ve olay yeri krokisinin çizildiği belirtilmiştir. Adli Tıp doktoru H.T. Otopsi Yardımcısı A. Kamera Bilirkişisi K. ve Fotoğrafçı bilirkişi S.A.nın katılımı ile Volkan Moray'ın otopsisi yapılmıştır. Otopsi sırasında, cesedin çeşitli açılardan fotoğrafları ve kamera kaydı ile görüntüleri alınmıştır. Otopsi sonucunda hazırlanan 25/7/2012 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında "... 1-Kişinin vücudunda ölümüne müessir herhangi bir travmatik bulguya rastlanılmadığı, 2-Kişinin boyun bölgesinde telem izi tarif edildiğine göre ası fiilinin gerçekleşmiş olduğu, 3-Telem bölgesine uyan alanlarda ekimoz ve hiyoid kemikte ekimozlu kırık tespit edildiğine göre ası fiilinin canlı iken gerçekleştirmiş olduğu, 4-Kişinin ölümünün asıya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana geldiği..." sonucuna varılmıştır. Otopsi sırasında çekilen altmış beş adet fotoğraf ile kamera görüntüleri, soruşturma dosyasına eklenmiştir. Ayrıca otopsi sırasında cesetten alınan kan ve idrarörnekleri, toksikolojik analizinin yapılması için Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderilmiştir. Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığının 6/8/2012 tarihli raporunda kan ve idrar numuneleri üzerinde alkol, uyutucu, uyuşturucu ve uyarıcı madde bulunmadığı belirtilmiştir. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı 25/7/2012 tarihinde müteveffa ile aynı koğuşu paylaşan O.O., A.K. ve N.G.yi tanık sıfatıyla dinlemiştir. Tanık sıfatıyla dinlenen O.O. özetle Volkan Moray'ı yaklaşık beş aydır tanıdığını, müteveffanın içine kapanık biri olmadığını, müteveffa ile aynı koğuşta kaldığı süre içerisinde dikkatini çeken herhangi bir olayın bulunmadığını, müteveffanın gerek tutuklu ve hükümlülerle gerekse Ceza İnfaz Kurumu görevlileri ile bir sorun yaşadığına veya onlarla tartıştığına şahit olmadığını, müteveffanın olaydan yaklaşık yirmi gün önce telefonla görüşmeye çıktığında moralinin bozuk olarak döndüğünü, ne olduğunu sormaları üzerine babasıyla tartıştığını söylediğini fakat daha sonra normale döndüğünü, olayın meydana geldiği dönem ramazan ayı olduğu için sahur vaktinden sonra sabah saat 00’ya kadar müteveffanın da aralarında bulunduğu koğuş arkadaşları ile birlikte oturduğunu, normal bir şekilde sohbet ettiklerini ve anormal bir durumun olmadığını, mütevaffanın kendilerine "Siz oruçlusunuz yatın, ben sizi sayım olduğu zaman uyandırırım." dediğini, infaz koruma memurlarının sabahleyin saat 00'de sayım için koğuşa geldiğini, müteveffanın yerinde olmadığının anlaşılması üzerine yapılan araştırma neticesinde koğuşun havalandırma kısmında kendini astığının anlaşıldığını, havalandırma bahçesinin saat 00'te açıldığını, başkaca bir bilgi ve görgüsünün olmadığını belirtmiştir. Tanık olarak dinlenen A.K. ve N.G.de benzer yönde beyanda bulunmuştur. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı infaz koruma memurlarından, infaz koruma baş memurlarından ve Ceza İnfaz Kurumu müdürlerinden oluşan toplam on beş kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesini almıştır. İnfaz koruma baş memuru H.H.Ş. ifadesinde özetle 25/7/2012 tarihinde yapılan sabah sayımı sırasında dört kişilik D-17 numaralı koğuşta bir mahkûmun bulunmadığının anlaşıldığını bunun üzerine yapılan araştırma neticesinde dördüncü mahkûmun havalandırma bahçesinde kendini astığını tespit ettiklerini, mahkûmun ölmüş olduğunu anlayınca delillerin kaybolmasını ve kararmasını engellemek amacıyla olay yerinin aynı şekilde muhafazasının sağlandığını, mahkûmun herhangi bir rahatsızlığının olmadığını, kendilerine ve diğer koğuş arkadaşlarına karşı bir geçimsizliğinin bulunmadığını, olay yerinde arbede yahut tartışmayaşandığına dair bir emarenin bulunmadığını, koğuşta bulunan dört mahkûmun kendi hâlinde adli mahkûmlar olduğunu, olayın intihar olduğunu düşündüğünü, mahkûmun girmiş olduğu bunalımın nedenini bilmediğini belirtmiştir. Şüphelilerden A.N., E.Y. ve A.Ö., havalandırma kapısını saat 00'te kendilerinin açtığını ve o saatte koğuşta herhangi bir anormal durumun bulunmadığını belirtmiştir. ŞüphelilerdenCeza İnfaz Kurumu Müdürü E.T. ise ifadesinde özetle olayda kusurunun ya da ihmalinin bulunmadığını, hükümlünün kendisini ceza infaz kurumunda bulundurulması ve kullanılması yasak olmayan çamaşır ipi ile astığını, hükümlülerin yaptığı telefon görüşmelerinin yasalar gereği kaydedildiğini, Volkan Moray'ın telefon kayıtlarından ciddi aile geçimsizlikleri yaşadığının anlaşıldığını, tutulan telefon kayıtlarının soruşturma dosyasına sunulduğunu beyan etmiştir. Dinlenen diğer şüpheliler de benzer yönde beyanda bulunmuş ve suçlamaları kabul etmemişlerdir. Başvurucu, Siirt Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 8/8/2012 tarihli dilekçe ile özetle oğlunun intihar eğiliminde olan biri olmadığını, olayda şüpheli bir takım durumların bulunduğunu, defin işlemleri sırasında oğlunun göğüs bölgesindeki derisinin soyulduğuna dair izler gördüğünü, buna ilişkin fotoğrafları dilekçesine eklediğini, söz konusu fotoğraflardaki izlerin otopsiden mi yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığı hususunda tarafına bilgi verilmesi gerektiğini, oğlunun Ceza İnfaz Kurumu idaresi yahut koğuş arkadaşlarıyla bir sorunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazılarak disiplin cezası alıp almadığının sorulması gerektiğini, el konulan ip üzerinde parmak izi veya diğer yönlerden inceleme yapılması gerektiğini belirterek soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunmuştur. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı, Ceza İnfaz Kurumuna gönderdiği 15/8/2012 tarihli yazı ile Volkan Moray'ın herhangi bir disiplin cezasının bulunup bulunmadığını sormuştur. Ceza İnfaz Kurumu 17/8/2012 tarihli yazı ile Volkan Moray'ın ceza infaz kurumunda bulunduğu süre zarfında disiplin cezası aldığına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığını bildirmiştir. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı 14/12/2012 tarihli ve Sor. No. 2012/2867, K.2012/2552 sayılı karar ile aşağıda yer verilen gerekçeyle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir:"...Olay yerinde gözleme dayanarak yapmış olduğumuz inceleme ile tanzim edilen olay yeri inceleme görgü ve tespit tutanağı ile Siirt İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince tanzim edilen olay yeri inceleme raporu Volkan Moray'ın özkıyım sonucu hayatını kaybetmiş olması dışında şüphe uyandıracak hiçbir durum, delil, iz ve emareye rastlanmadığını gözler önüne sermiştir. Zira olayın öncesinde yangın çıkmış olabileceğini düşündürecek (müştekinin iddiası) is, duman, koku ve tahrip olmuş materyal kargaşa, arbede yaşanmış olabileceği şüphesini uyandıran dağınıklık, eşyaların yerlerinde değişiklik gerek kurum görevlilerini gerekse ölenin koğuş arkadaşlarının üzerinde, olağanüstülük gözlenmemiştir. Volkan Moray'ın dolabı, yatağı ve özel eşyası aranmış şüphe uyandıran nota dahil herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Siirt Devlet Hastanesi morguna kaldırılan ceset üzerinde Adli Tıp Uzmanının dakatılımı ile yapılan incelemeler ölü muayene ve otopsi işlemi neticesinde Volkan Moray'ın kesin ölüm sebebi asıya bağlı mekanik asfiksi olarak tespit edilmiştir. Ayrıca otopsi raporunda kişinin vücudunda ölümüne müessir herhangi bir travmatik bulguya rastlanmadığı, telem bölgesine uyan alanlarda ekimoz hiyoid kemikte ekimozlu kırık tespit edilmiş olmasına göre ası fiilinin canlı iken gerçekleştirilmiş olduğu neticelerine ayrıca ve açıkça yer verilmiştir. Volkan Moray'ın vücudundan alınan örnekler üzerinde Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığınca yapılan toksikolojik ve histopatolojik incelemeler neticesinde de olağanüstü ve/veya şüphe arz eden bir bulguya rastlanmadığı dosya içinde mevcut Kimya İhtisas Dairesi raporundanda anlaşılmıştır.Müşteki Hilmi Moray'ın ölen oğlu Volkan Moray'ın vücudunun çeşitli yerlerinde yanık benzeri izler olduğu yönündeki şikayeti kayda değer bulunmamıştır. Zira ölü muayene ve otopsi tutanağında bu ve benzeri izlere ilişkin gözleme dayanan bir tespitimiz olmamıştır. Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu D-17 koğuşuna girip incelemelerde bulunmaya başlamamızdan ölü muayene ve otopsiyi tamamlayıp cesedi ailesine teslim edene kadar geçen süreçte icra eden tüm işlemler refakatte bulunan Siirt İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli bilirkişi iki polis memuru tarafından kamera ile kayıt edilmiş, fotoğraflanmış, CD ortamına aktarılarak bir örneğinin Adli emanetin 2012/536 sırasında muhafaza altına alınmıştır. Bu CD incelendiğinde de Volkan Moray'ın vücudunda babası müşteki Hilmi Moray'ın fotoğraf ibraz ederek ifade ettiği gibi yanık izi benzeri bir bulguya rastlanmadığı tekrar anlaşılacaktır. Hal böyle olmasına karşın adli emanetimizin 2012/536 sırasında kayıtlı CD'de yer alan fotoğrafların çıktısı alınarak adli emanette ayrıca muhafaza altına alınmıştır. Bu fotoğraflara ilk bakışta müşteki Hilmi Moray'ın oğlu ölen Volkan Moray'ın göğüs bölgesinde yanık izleri taşıdığına ilişkin şikayetine delil olarak sunduğu fotoğraftaki izlerin hiçbirini olmadığı görülecektir. Şayet bu izler oluşmuş ise otopsi işlemin tamamlanıp ceset aileye teslim edildikten sonra gerçekleşmiş olması ihtimal dahilindedir. Hatta kuvvetle muhtemeldir.Ölen Volkan Moray'la aynı koğuşu paylaşan ve bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerine başvurulan O.O, A.K., N.G. isimli kişiler beyanlarında özetle "Volkan Moray'i iyi bir insan olarak tanıdıklarını, koğuşu paylaştıkları zaman zarfı içinde onunla hiçbir sorun yaşamadıklarını, Volkan'ın gerek tutuklu ve hükümlülerle gerekse Ceza İnfaz Kurumu görevlileri ile bir sorun yaşadığına veya tartıştığına şahit olmadıklarını ölümünden 15-20 gün kadar önce ailesi ile telefonla görüşüp geldikten sonra moralinin çok bozuk olduğunu gördüklerini, hatta Volkan'ın 2 gün hiç konuşmayıp içine kapandığını sorduklarında kendilerine babasıyla tartıştığını söylediğini, sahur vaktinden sonra sabah saat 00'ya kadar beraber oturduklarını sonra kendilerinin uyuduklarını sabah sayımında saat 00'de kendisini havalandırmada asılı vaziyette infaz koruma memurları ile birlikte gördüklerini, başkaca bir bilgi ve görgü sahibi olmadıklarını belirtmişlerdir.Şüpheliler savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş olay günü D-17 koğuşunda sabah saat 00'te havalandırma kapısını açmak için girdiklerini Volkan Moray'da dahil tüm koğuş sakinlerinin oturup sohbet ettiklerini sabah sayımını almak için 00'de koğuşa girdiklerinde Volkan dışındaki diğer mahkumların uyuduklarını ikinci kattan aşağı indiklerini eksik sayı üzerine beraberce etrafa bakınırken Volkan Moray'ı havalandırmada asılı olarak gördüklerini ifade etmişlerdir. Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Amirliğince başlatılan disiplin soruşturması neticesinde tüm şüpheliler hakkında 2012/8 karar numarası ile 13/08/2012 tarihinde ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, kararın gerekçesinde Volkan Moray'ın özkıyımını gerçekleştirdiği materyalin ceza infaz kurumunda bulundurulması ve kullanılmasında sakınca görülmeyen çamaşır ipi olması hususuna özellikle vurgu yapılmıştır.Yukarıda açıklandığı tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere Volkan Moray özkıyım neticesinde hayatını kaybetmiştir. Bu eylemini gerçekleştirirken bir başkasına izafe edilebilecek kasıtlı ve/veya kusurlu bir davranış tespit edilemediği gibi yine TCK'nun 84 maddesi anlamında intihara azmettirme, teşviketme, bu kararını kuvvetlendirme ve herhangi bir şekilde yardım etme şüphesi uyandıracak bir bulguya da rastlanmamıştır." Başvurucu 21/1/2013 tarihli dilekçe ile özetle oğlunun intihar edecek biri olmadığını, oğlu ile en son 22/7/2012 tarihinde telefon ile görüştüğünü, oğlunun bu telefon görüşmesi sırasında moralinin çok iyi olduğunu söylediğini, oğlunun bu görüşmeden üç gün gibi kısa bir süre sonra intihar ettiğinin söylendiğini, cenazenin yıkanması sırasında oğlunun göğüs kafesinden aşağıya doğru derisinin soyulduğunu ve üzerine kaynar su dökülmüş gibi bir görüntüsünün olduğunu fark ettiğini, cesetteki izlerden olayın bir cinayet olabileceğini düşündüğünü, Cumhuriyet Başsavcılığının tamamen tahmini bir tespit ile iddiasını ciddiye almadığını, ayrıca 60-70 kiloluk bir vücudu kaldırabilen çengelin havalandırma bahçesinde bulunmasının ve havalandırma kapılarının sayımdan önce açılmasının ihmal niteliğinde olduğunu, oğlunun koğuş arkadaşlarının beyan vermede özgür olamayacaklarını belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Batman Ağır Ceza Mahkemesinin 11/2/2013 tarihli ve 2013/70 Değişik İş sayılı kararı ile "...olay yeri tutanağında Siirt Başsavcılığınca yapılan inceleme sonucu tanzim edilen olay yeri inceleme görgü ve tespit tutanağı ile Siirt İl Emniyet müdürlüğü ekiplerince tanzim edilen olay yeri inceleme raporunda maktulün özkıyım sonucu hayatını kaybetmiş olması dışında şüphe uyandıracak hiçbir durum, delil, iz ve emareye rastlanmadığının belirtildiği, ayrıca ölü muayene ve otopsi sebebinin asıya bağlı mekanik asfiksi olarak tespit edildiği, otopsi raporunda maktulün vücudunda ölümüne müessir herhangi bir tramvatik bulguya rastlanılmadığı, telem bölgesine uyan alanlarda ekimoz hiyoid kemikte ve ekimozlu kırık tespit edilmiş olmasına göre ası fiilinin canlı iken gerçekleştirilmiş olduğunun belirtildiği, maktulün özkıyımını gerçekleştirdiği materyalin ceza infaz kurumunda bulundurulması ve kullanılmasında sakınca görülmeyen çamaşır ipi olması nedeniyle Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2012 tarih ve 2012/2867 soruşturma, 2012/2552 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan karar 4/3/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu anılan olay sebebiyle idari yargıda tam yargı davası açtığına veya hukuk mahkemelerinde tazminat davası açtığına ilişkin bir bilgi vermemiştir. Bakanlık görüşünde de, söz konusu olay sebebiyle başvurucunun tam yargı davası yahut tazminat davası açtığına ilişkin bir bilgi sunulmamıştır. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde de başvurucu tarafından tam yargı davası veya tazminat davası açıldığına ilişkin bir kayıt tespit edilememiştir.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 ve tarihli 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“ (1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimdeve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesindetutulurlar.B) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygınınkorunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur. h) Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır.” 5275 sayılı Kanun’un “Kapalı ceza infaz kurumları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." 5275 sayılı Kanun’un “Akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlığı olan hükümlülerin cezalarının infazı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilir. Birinci fıkrada belirtilenlerin cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.” 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlülerin gruplandırılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hükümlüler;a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,c) Tehlike hâli taşıyanlar,d) Terör suçluları,e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular,Gibi gruplara ayrılırlar.(2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar." 5275 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları" başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır." 5275 sayılı Kanun’un “Hastalık nedeniyle nakil” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir. Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir. Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün barındırılması ve yatırılması” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Tehlikeli hâli bulunan hükümlü ancak bir veya üç kişilik odalarda, diğer hükümlüler ise kurumun fizikî yapısı, kapasite durumu ve güvenlik gerekleri göz önüne alınarak cezaevi yönetimi tarafından belirlenecek sayıda mahkûmun kalabileceği odalarda barındırılırlar." 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerininmahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün muayene ve tedavisi” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır." 6/4/2006 tarihli ve 26131 numaralı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "Kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kapalı kurumlarda oda ve koridor kapıları kapalı tutulur. Kapılar aşağıdaki hâllerde açılır:a) Cezaevi tabibine, revir, hamam ve berbere gitme, başka odaya nakil,b) Hastane ve duruşmaya gönderme ve başka kuruma nakil,c) Salıverilme, ziyaret, arama, sayım, denetim, eğitim, öğretim, spor ve iyileştirme çalışmaları, kurumda çalıştırma,d) Kurullara çağrılma,e) Ölüm, deprem veya yangın gibi olağanüstü hâller,f) Kurum idaresince gerekli görülen hâller.(2) Hükümlüler, yukarıda sayılan hâller dışında, diğer odalardaki hükümlüler ve kurum görevlileri ile temasta bulunamazlar.(3) Odaların havalandırma bahçesine açılan kapılarının açılış ve kapanış saatleri, kurumların fiziki yapıları, kapasiteleri, mevcutları ve bölgenin coğrafi koşulları değerlendirilerek kurumun iç yönetmeliğinde düzenlenir." Anılan Tüzük'ün "Arama, güvenlik tatbikatı ve sayım" kenar başlıklı maddesinin (6), (7), (8) ve (9) numaralı fıkraları söyledir:"Sayımlar, Tüzüğün 22 nci maddesinde belirtilen görevliler tarafından, dörtlü vardiya hizmetinin uygulandığı kurumlarda sabah, akşam ve gece olmak üzere günde üç kez, diğer vardiya hizmetlerinin uygulandığı kurumlarda ise her vardiya değişiminde yapılır.İdare tarafından uygun görülmesi durumunda, her zaman sayım yapılabilir. Olağanüstü durumlarda, kurum en üst amirinin talebi, Cumhuriyet başsavcısının oluru ile dış güvenlik görevlileri sayımlara katılabilir.Sayımlar, yatma plânları da göz önünde bulundurularak odalarda yapılır. Sayımın yapılış şekli, kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek biçimde odada bulunan hükümlülerin sayısı dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna saygı esastır." 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Hükümlüler, koğuş, oda veya eklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla kişisel ve çevresel temizliklerini temin için tarak, saç fırçası, sabun, kese, diş macunu, diş fırçası, tıraş sabunu, şampuan, parfüm, krem, saç boyası, çakısı bulunmayan tırnak makası, plastik saplı tıraş bıçağı, beş adet plastik elbise askısı, çamaşır mandalı ve gündelik hayatta kullanılan plastik eşyalar ile idarece uygun görülen uzunlukta çamaşır ipi bulundurabilir." Siirt E Tipi bir bölümü yüksek güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İç Yönetmeliğinin (İç Yönetmelik) "Kurumun Türlerine Göre Bölümleri" başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Bir bölümü yüksek güvenlikli Siirt E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun,a) 55 oda Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Hükümlü ve Tutuklularına,b) 4 oda D6, D7, D8, D9 odalar yüksek güvenlikli bölüm olarak,(...)D17 adli erkek hükümlü olarak (...) tahsis edilmiştir." İç Yönetmelik'in "Havalandırma Bahçesine Çıkma" başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Havalandırma bahçelerinin kapıları saat 06:00'da açılır, akşam 19:00'da kapatılır. Bu kapıların açılıp kapatılmaları, sayım saatlerine ve mevsim şartlarına göre yeniden düzenlenebilir." İç Yönetmelik'in "Odalarda bulundurulacak giysi, eşya ve malzemeler" başlıklı maddesi şöyledir: "Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelikte belirtilenler dışında herhangi bir eşya ve malzeme verilmemektedir."