Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı'na gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 2/12/2010 tarihinde sağ bacakta akut arter tıkanıklığı tanısı ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesinde (Hastane) ameliyat edilmiştir. Bu ameliyat sonrasında vücudunun belden aşağısının felç olduğunun belirlenmesi üzerine fizik tedavi bölümüne yönlendirilmiş ancak yaklaşık dört aylık tedavi süresince bir ilerleme kaydedilememesi nedeniyle tedaviye son verilmiştir. Başvurucu, zararlarının tazmini amacıyla idareye yaptığı müracaata olumsuz cevap alması üzerine 5/3/2012 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü (İdare) aleyhine dava açarak maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Bu mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun maddesinde yer alan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından dava tarihinden önce iptal edilmesi nedeniyle davanın idari yargı merciinde görülmesi gerektiği belirtilmiş ve 7/6/2013 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir. Anılan görevsizlik kararının yargı yoluna müracaat edilmeksizin 18/12/2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine başvurucu, 31/12/2014 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açarak İdareden maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Dava dilekçesinde, ameliyat sırasında ve tedavi sürecindeki hatalı müdahalelerin bir sonucu olarak başvurucunun belinden aşağısının tümüyle felç olduğu, idrarını ve gaitasını kontrol edemediği, yatağa bağımlı hâle geldiği belirtilmiştir. Dilekçede; tıbbi müdahale öncesinde aydınlatılmış onam alınmadığı, bu işlemler hakkında yeterli bilgi verilmediği ileri sürülmüştür. İdare vekilinin cevap dilekçesinde; olayda hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, meydana gelen neticenin tıbbi komplikasyon olduğu bildirilmiştir. Mahkeme, yargılama sırasında Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından bilirkişi raporu almıştır. 7/6/2017 tarihli raporda; başvurucunun ameliyatı sonrasında gelişen toksik miyelitin (anesteziye bağlı omurilik iltihabı) öngörülemeyen bir durum olduğu ve komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, tedavi sürecinin de tıp kurallarına uygun yürütüldüğü bildirilmiştir. Mahkeme 17/7/2017 tarihli kararı ile anılan rapora atıfta bulunarak başvurucuda felç oluşmasının tıbbi ihmalden kaynaklanmadığını, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunu belirtmiş ve davayı reddetmiştir. Başvurucu, istinaf yoluna müracaat ederek Mahkemenin bilirkişi raporunu tebliğ etmeden karar vermesinin savunma hakkını kısıtladığını, bilirkişi heyetinde konunun uzmanı olan hekimler yerine adli tıp uzmanlarının yer aldığını belirtmiştir. Dilekçede ayrıca, tıbbi müdahale öncesinde bu işlemin olası sonuçları konusunda bilgilendirme yapılmadığı ileri sürülmüştür. İstinaf talebini inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire), Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun taraflara tebliğine karar vermiş; bu kapsamda anılan rapor başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından sunulan itiraz dilekçesinde; bilirkişi heyetinin oluşturulması ile ilgili itirazlar tekrar edilerek raporun somut olayın özelliklerine uygun olmadığı belirtilmiş, aydınlatılmış onam alınmadığı iddiası tekrarlanmıştır. Daire tarafından 14/5/2018 tarihinde istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 11/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-