Başvurucular, 16/5/2000 tarihinde Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasının kısmen reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.
Başvurucular, 16/5/2000 tarihinde Düzce Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasının kısmen reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir. Başvuru, 5/2/2013 tarihinde Düzce Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, 16/5/2000 tarihinde Düzce Asliye Hukuk Mahkemesinde, maliki oldukları taşınmazın mimari proje müellifi, statik proje müellifi, beton üreticisi ve fenni sorumlusu aleyhine açtıkları tazminat davasında, taşınmazlarının 1999 yılında Marmara Bölgesinde meydana gelen depremde ağır hasar gördüğünü ileri sürerek uğradıkları zararın tazminini talep etmişlerdir. Mahkemece, 15/12/2009 tarih ve E.2000/208, K.2009/322 sayılı kararla; davalılardan Düzce Belediye Başkanlığı ve F.S hakkındaki davaların kısmen kabulüne, diğer davalılar bakımından davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/7/2011 tarih ve E.2011/6641, K.2011/8268 sayılı ilamıyla; yapılan bilirkişi incelemelerine göre, olayın meydana gelmesinde yüzde elli oranında dava dışı müteahhidin sorumlu olduğu, müteahhidin davada taraf olmadığı ve başvurucuların yakını olduğu iddiası karşısında bir savunmada bulunmadıkları, müteahhidin kusuruna karşılık gelen miktarın belirlenen zarardan indirilmesi gerektiği, meydana gelen olayda depremin, dolayısıyla doğa olayının yüzde yirmi beş etkili olduğu, bu orana karşılık gelen miktarın da zarardan indirilmesi gerektiği, diğer davalıların temyiz itirazları bakımından ise kendilerini vekille temsil ettirdikleri halde vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 13/3/2012 tarih ve E.2011/460, K.2012/93 sayılı kararla; bilirkişi raporunda gösterilen oranlar üzerinden resen hesaplama ve indirim yapılarak davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarih ve E.2012/9607, K.2012/15213 sayılı ilamıyla hüküm düzeltilerek onanmıştır. Başvurucular, onama kararının 3/12/2012 tarihinde tebliğ edildiğini bildirmişlerdir. Karar, 10/1/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucular, 5/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.” 818 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler.” 818 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.”