T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/373 - 2025/1716 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/373 KARAR NO : 2025/1716 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2019/566 Esas 2023/664 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.0…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/373 - 2025/1716 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/373 KARAR NO : 2025/1716 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2023 NUMARASI : 2019/566 Esas 2023/664 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.07.2009 günü, davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu, meydana gelen trafik kazasında, davacının yaralanıp sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve davalının zararlarından sorumlu olduğunu, davalıya müracaat etmelerine rağmen zararlarının karşılamadığını ileri sürerek HMK'nın 107. Maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL geçici bakıcı tazminatı ve 9.800,00 TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesinde dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatını 115.697,84TL, geçici iş göremezlik tazminatını 8.834,16TL, bakıcı giderini 2.079,00TL olarak artırmıştır. Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde: davacının eşinin sürmekte olduğu araca ilişkin herhangi bir fren izine rastlanmadığını, bu durumun kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, davalı şirket sigortalısının kusur oranının yeniden tespitinin gerektiğini, aynı zamanda kazanın gerçekleştiği yol kusurunun da dikkate alındığında davalı şirket sigortalısının kusurunun bulunmadığını, nitekim yolun bakım ve onarımında sorumlu kuruluşun, kazada en az %50 oranında kusurlu olduğunu, davacının emniyet kemeri kullanmaması vb. durumlar neticesinde kendi maluliyetine sebebiyet verdiğini, sadece sürücülere izafe edilecek kusur oranları üzerinden tazminat talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatır taşımacılığı kapsamında tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının avans faizi talebinin kabulünün de mümkün olmadığını, savunarak, davanın öncelikle husumet yönünden reddini, şayet Mahkeme aksi kanaatte ise zamanaşımı itirazı ve diğer beyanlar doğrultusunda davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, trafik kazası nedeniyle maddi tazminata ilişkin olduğu; davalı tarafından zamanaşımı def’inde bulunmuş ise ise de; ölümlü ve yaralamalı meydana gelen kazada KTK’nın 109/2 maddesi gereğince, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 Sayılı TCK'nun 66. maddesine göre zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, kusur yönünden alınan bilirkişi raporunda; 02.07.2009 tarihinde saat 14.00 sıralarında, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın aşırı hızlı olmasının etkisi ile menfezden dolayı yolda oluşan hafif tümseğinde etkisi ile yolun karşı şeridine geçerek karşı yönden gelen dava dışı ...'ün kullandığı minibüsün sağ ön tamponuna, kendi aracının sağ ön tarafı ile çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, davalı sigortalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nın 56/1-a maddesi hatalı şerit değiştirme ile 84/g şeride tecavüz etme maddelerini ihlal ettiği, karşı araç sürücüsü dava dışı ...'ün kusurunun bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı, bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağındaki değerlendirmelere iştirak edilerek davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacının içerisinde bulunduğu aracın kusursuz olduğu, davacının da ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğundan kusurunun olmadığı, aktüerya bilirkişiden alınan raporda; davacı ...'ün 02.07.2009 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, %46,2 oranında çalışma gücünü kaybettiği, 18 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 3 ay süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu, devamlı suretle bakıma muhtaç olmadığının tespit edildiği, buna göre; davacı lehine 8.834,16 TL geçici iş göremezlik zararı, 989.876,81 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 2.079,00 TL geçici bakıcı gideri zararı hesaplandığı, 02.07.2009 kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi teminat limitinin, sakatlık teminatı ve tedavi gideri teminatları için ayrı ayrı 150.000,00 TL olduğu, buna göre davacının, ... Sigorta şirketinden, sakatlanma ve yönünden toplam 150.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi (sağlık) giderleri teminatı yönünden 2.079,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı talep edebileceği hesaplandığı; raporun karar vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle; “Davanın kabulüne, 115.697,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.834,16 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.079,00 TL bakıcı gideri tazminatının 20.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm dava davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, 02.07.2009 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle zamanaşımı süresinin 03.07.2011 tarihinde dolduğunu ve alacağın zamanaşımına uğramasından sonra eldeki davanın açıldığını; ceza mahkemesi tarafından da, 2013 yılında karar verilmiş olmasına göre 2 yıl içerisinde dava açılmamış olmasına göre alacağın zamanaşımına uğradığını, Adli Tıp Kurumu raporunun hükme elverişli olmadığını, kazadan hemen sonra ameliyata alınıp her iki bacağında platin takılan davacının, platinlerin birisinin 5 yıl sonra enfeksiyon yapması sebebiyle alınması ve akabinde gördüğü tedavi sürecinin, platini vücudun kabul etmediğinin göstergesi olduğunu, 11 yıl süren enfeksiyon sürecine, kazanın bir etkisi olmadığının açık olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu’ndan maluliyet raporunun alınması gerektiğini, davacının uzun süre sonra ortaya çıkan çalışma gücü kaybı ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığını, dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan tedavi giderlerinin mahsubunun gerektiğini, tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu, kusur raporunun hükme elverişli olmadığını, söz konusu raporun ceza dosyasındaki raporun özetlenmesinden ibaret olduğunu, olayın oluş şeklinin yeterince değerlendirilmediğini, mahkemenin, ceza mahkemesindeki kusur ile bağlı olmadığını, dolayısı ile Karayolları Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınması gerektiğini; davacının emniyet kemeri kullanmaması nedeniyle zarara kendisinin sebep olduğu gibi, taşımanın da hatır taşıması olduğunu tazminattan indirim yapılması gerektiğini, savunma ve adil yargılanma haklarının kısıtlandığını; davacının, davalıya yaptığı ödemeler mahsup edilmeksizin alacaklara hükmediliğini, davalının, davacıya toplam 25.583,38 TL ödeme yaptığını, ödemeye ilişkin belgelerin de dosyaya ibraz edildiğini, ancak sigorta limiti aşar şekilde tazminata hükmediliğini; davacının, davalıya müracaatı olmaması nedeniyle alacak zamanaşımına uğradığı gibi, faize ilişkin hüküm ve faiz türününde hatalı olduğunu, faizin yasal faiz olması gerektiğini, faiz başlangıcının da hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklan cismani zarar nedeniyle, bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 02.07.2009 tarihinde, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç sürücüsünün viraja hızlı girmesi neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun karşı şeridine geçerek, şeridinde seyreden davalının içerisinde yolcu olarak bulunduğu minibüse çarpması sonucunda ölümü ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutanağı, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü hakkında taksirle ölüme neden olmak suçundan Akdağmadeni Asliye Ceza Mahkemesine açılan ve kusur yokluğundan beraat ile sonuçlanan 2010/1 Esas - 2013/1 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Ceza dosyasında ve mahkemece alınan kusur raporlarında, kazanın meydana geldiği yolun durumu, olay yeri krokileri ve tespitler değerlendirilmek suretiyle gündüz ve görüşe açık mahalde meydana gelen kazanın karayolunun fiziki durum ve işaretleme eksikliğinden kaynaklanmadığı, tamamen davalı tarafından sigortalı aracın kazada vefat eden sürücüsünün, aracı sevk ve idare hatasından kaynaklandığı, sigortalı aracın sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Mahkemece Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda; davacının mevcut yaralanması sonucunda süre gelen tedavisi değerlendirilmek suretiyle, kaza ile illiyeti bulunduğundan bahisle, kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda, davacının %46,2 oranında maluliyetinin meydana geldiği, iyileşme süresinin 18 ayı bulacağı ve 3 ay başkasının bakımına muhtaç kaldığının mütala edildiği görülmüştür. Aktüer hesap bilirkişisinde alınan ek raporda; davalı tarafından davacıya 02.11.2010 tarihinde 19.101,00 TL, 19.01.2011 tarihinde 6.367,00 TL ödeme yapılmış ise de, yapılan ödemelerin yeterli olmadığı, buna göre rapor tarihine kadar daha önce yapılan ödemelerin güncellenerek mahsup edilmesi sonrasında davacının, bakiye sürekli iş göremezlik zararının 1.481,966,78 TL olduğu, geçici iş göremezlik zararının 8.834,16 TL, geçici bakıcı giderinin 2.079,00 TL olduğu, geçici iş göremezlik ve sürekli iş görmezlik zararlarının, poliçe sakatlık teminatı kapsamında olduğu ve bakiye limitin 124.532,00 TL olduğu, bakıcı giderinin ise tedavi ve sağlık gideri teminatı kapsamında davalıdan talep edilebileceğinin mütala edildiği görülmüştür. 1-Davalı vekili tarafından alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürülmüş ise de; ilk derece mahkemesi kararında da isabetli olarak değerlendirildiği üzere, kazanın ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası olmasına ve bahse konu eylem çerçevesinde, KTK'nın 109/2 maddesi gereğince uygulanacak olan ceza kanunlarında öngörülen zamanaşımı süresinin bahse konu eylem yönünden15 yıl olmasına, davanın da bu süre içerisinde açılmış olmasına, söz konusu kaza nedeniyle hakkında dava açılan karşı araç sürücüsü hakkında davanın 2013 yılında kesinleşmiş olmasının 15 yıllık zamanaşımı süresinin işlemesine bir etkisinin bulunmamasına göre davalının zamanaşımına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili tarafından kusur raporunun oluşa uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi değerlendirildiğinde ve ceza dosyasındaki kazanın oluş şekline yönelik tespit nazara alındığından, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün karşı yönden gelen araç şeridine girmesi sonucu kazanın meydana gelmiş olmasına, şeridinde seyreden davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu davranışı bulunmaması yanı sıra, ceza dosyasında da kusur yokluğu nedeniyle beraat etmiş bulunmasına göre mahkemece kabul edilen kusur raporu oluşa uygun olduğundan davalının kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde değildir. 3-Davalı tarafından maluliyet raporunun uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de; raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olması yanı sıra; tüm tedavi evrakları ve muayenesi yapılarak son durumu değerlendirilerek raporun tanzim edilmiş olmasına, raporun denetime elverişli gerekçeli ve mevcut maluliyetinin kazayla illiyeti ortaya konularak tanzim edilmiş olmasına, maluliyet tespitine yönelik raporun Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu yanı sıra Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından da alınabilecek olmasına göre, davalının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. 4-Davalı vekili, aktüer bilirkişi raporunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin nazara alınmadığını ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan kök raporda bilirkişi tarafından, sigortanın yapmış olduğu ödemeler nazara alınmamış ise de; itiraz üzerine alınan 06/08/2023 tarihli ek raporda, bilirkişi tarafından sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler de nazara alınmak suretiyle, ödeme tarihi verilerine göre yapılan ödemenin zararı karşılamadığının tespiti üzerine rapor tarihine göre yapılan ödeme de güncelenerek hesaplamanın yapılmış olmasına, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında kök rapordaki tazminat miktarını, davacının zararı olarak belirtilmiş ise de, hesaplanan tazminatın sigorta limitini aşması ve davalının sorumlu olduğu miktarın bakiye sigorta limiti esas alınarak karar verilmiş olmasına göre, istinafa gelenin sıfatına göre yapılan hatanın sonuca etkisinin bulunmamasına göre, davalının aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 5-Davalı vekili tarafından, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının, davalı tarafından sigortalı araçta yolcu olarak bulunmadığından (kaldı ki davacı eşine ait araçta yolcu olduğundan) davalının sorumluluğu açısından hatır taşıması nedeniyle indirim yapılamayacak olmasına, müterafik kusur yönünden ise, müterafik kusurun varlığının kanıtlanamaması yanı sıra bakiye tazminat miktarı nazara alındığında, sigorta limiti ile sorumlu olan davalının sorumluluğu açısından, tazminat miktarı üzerinden mahsup edilecek indirimin, davalının sorumlu olduğu miktara etkisinin de bulunmamasına göre davalının buna yönelik istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacının dava tarihinden önce temerrütü gerçeklemiş olduğundan, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasında isabetsizlik olmaması yanı sıra ilk derece mahkemesi kararında sigortalının ticari minibüs olduğu belirtilmiş olması hatalı ise de, aracın tüzel kişi şirket adına kayıtlı araç (kamyonet) olması karşısında, bu nedenle davalının avans faizi ile sorumluluğu olacağından yapılan hatanın sonuca etkisinin bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.648,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.162,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.486,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.